“İnsan sevdiğine son kez bakamaz…” diyor şair.
Öyle ki tele konmuş kırlangıç kuşları gibi
Diziyordum kelimelerimi O’na doğru…
Yoklukla imtihan edilen,
Coşkun bir aşkla…
Bayram şekeri elinden alınmış
Mahzun çocuk bakışıyla…
Korkmuş bir serçe kuşunun
Ürkek zarif tavrıyla…
Ölüm mü var sonunda yitik nedir ki edem?
Dost sıddıktır, döner dolaşır menzilini bulur…
Asla kaybedilmez
Artarak çoğalan tek güzelliktir dostluk…
“Seni seviyorum’larını söyle!
Sen söylemeye gerek duymasan bile
Ben baştan ayağa duymaya muhtacım.” diyor şair söyle…
Ve günün sonunda:
Bir omuz mesafesindeki cana ihtiyaç duy…
Hakikaten seni sen olduğun için seven
İyi bir insanın göğsüne yaslan…
Anlaştığın bir gönülde
Yaşlanmak iste…
Unutma ki hayat biraz garip!
Sen bir verirsin o sıfırlar…
Paran suyunu çeker,
Güzelliğine bir sivilce yeter,
Ün, şan, şöhret zaten biliyorsun sabun köpüğü gibidir…
İyi insan ise senin Sitârendir…
O yıldız gözlün daima seninledir…
Onu sakın bırakma…
“Senin bakışın sevgilim
senin bakışın
çok uzaklara gitmeliyim kendimi bulmak için diyen leylek
uzaklara gidersen yitirirsin yakınındakileri
diyen serçe
baştankara, içimdeki yazı bahçesine dadanan
sevgilim
senin bakışın…”/Akgün Akova
Hadi şimdi yola revân ol…
Bir bakışa düş ol…
Yitik nedir ki ede diye kendi kendine bir sor?
Edeb Ya Hû…
Aşk ile Hû…
Şifanur ÖZÇELİK ŞİRİN
