Hüzünlüydü, mahzundu, kimsesiz kalmış bir yetim gibi,
Sanki bir bahar fırtınası geçmiş üstünden.
Kırılmış, çorak dallarında yeşeren tüm filizleri.
“Nedir bu haline sebep, bir derdin mi var?” dedim,
Bükerek boynunu, var dedi ve sustu öylece…
Fırtınalı kabarmış bir deniz gibi,
Nefesi sığmıyordu içine.
Medcezirler kopuyordu sanki göğsünde,
Yüreği fırlayacak bir serçe gibi.
“Neden çırpınır her zerren” dedim,
Koyarak elini göğsüne,
Kalbime yeri dar dedi ve sustu öylece…
Buğulanmış gözleri,
Yağmur yüklü bulutlar gibi
Ama bir o kadar da yangın yeri
Kara dumanlar çıkıyor üstünden
Sordum “Nedir hüznünden taşan bu hal diye,”
Ha şuramda tutuşmuş bir nâr dedi ve sustu öylece…
Yok mu bu derde derman?
Bir ilaç bir panzehir
Hekimlere danışsak
Vadileri dolaşsak
Bir baldıran, bir safran
Sana bir çare bulsak
Tek çare var o da yâr dedi ve sustu öylece…
