Melek Maksudoğlu: Kırım Bizimdir

“Rus işgalinin sonuçları hakkında, Ailesi de Kırımdan Türkiye’ye göç etmiş Sn Melek Maksudoğlu ile konuştuk.”

 

Yaklaşık 3 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, yüzbinlerce asker-sivilin ölümüne sebep olduğu gibi yerleşim yerlerin işgali ve çeşitli göç hareketlerine de sebep olmaktadır. Savaşın taraflarının her ikisi de Türkiye’nin komşusu olması yanında her ikisinde de Müslüman ve Türk asıllı soydaşlarımız cepheye sürülmekte ve öldürülmektedir. Sovyetlerin dağılmasından sonra Ukrayna sınırları içerisinde kalan kadim Türk Yurdu Kırım’da Rusya tarafından işgal edilmiştir. Nüfusunun çoğunluğunu soydaşlarımızın oluşturduğu, hatta bir zamanlar Osmanlı toprağı olan Kırım’dan bugün geriye kalan maalesef bir kısmı Stalin sürgününden geriye dönebilmiş Tatar Türkleri dir. Toprakları ellerinden alınan, dönüşte ayaklarını basacak bir toprak parçası bulmakta zorlanan soydaşlarımızın içerisinde bulunduğu durum, savaşın ve Rus işgalinin sonuçları hakkında, Ailesi de Kırımdan Türkiye’ye göç etmiş Sn Melek Maksudoğlu ile konuştuk. Maksudoğlu, Kırım’ın dünü, bugünü ve muhtemel yarını hakkında çalışmalar yapan, hatta “Kırım is ours” isimli kitap yazıp bu konuda çalışmalar yapan biridir.

İyi okumalar.

 

Melek hanım kısaca kendinizi bize tanıtır mısınız?

Cevap; Ben Istanbul’da doğdum, Erenköy Kız Lisesinden mezun oldum. Malezya’da International Islamic Unıversity’de geçici profesör olarak ders veren babam, beni de Malezya’ya götürdü. Universite eğitimimi Malezya’da Internatıonal Islamic University’de Tarih bölümünde aldım. Mezun olarak Türkiye’ye döndüğüm esnada babam, Eskişehir’de Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kurucu Dekanı olarak görev yapıyordu. Verdiği Osmanlı derslerine katıldım. Ürdün’de Amman Üniversitesinde bir yıl Arapça Hazırlık bölümünü okudum. Daha sonra İngiltere’ye gittim. SOAS School of Oriental and African Studies’ de Kırım Tatarlarının Milli Mücadelesi ve Kırım’a dönüş isimli yüksek lisansı yaptım. Yine Londra’da King’s College’de Sürgünde Kırım Tatar Milli Kimliği Muhafaza isimli Doktora çalışmalarına başladım. Fakat Kırım’ın Rusya tarafından işgale uğraması sebebiyle ara vermek durumunda kaldım. Toplam 28 yıl Uzak Güney Asa, Orta Doğu ve Batı’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Şu an Emel Kırım Vakfı Genel Sekreterliği görevini sürdürüyorum. Bir erkek çocuğu annesiyim.

Kitabınızın ismini “Kırım Bizimdir” olarak belirlemişsiniz, neden? 

Cevap; Evet. İngilizce olarak kaleme aldığım kitabımın ismi Crimea Is Ours- Kırım Bizimdir.  Kırım hakkında özellikle yabancı yayınlara baktığımızda ya Batı görüşüyle veya Rusya görüşüyle yazılmış eserleri görüyoruz. Ben bir Kırım Türküyüm. Kırım bir Türk yurdudur. Bizim kendi tarihimizi kendimiz tarafından yazmak istedim. Yerel halk, köklü halk Altın Ordu’dan beri kurulan Kırım Hanlığından beri biziz.

Kısaca Kırım Tarihinden ve Türklerin buradaki varlığından söz eder misiniz? 

Cevap; Kırım Tarihi deyince ilk akla gelen Kırım Hanlığı oluyor. Altın Ordu, yöneticilerin Moğol olması ve askerlerinin çoğunun Türk topluluklarından oluşması ile Kırım’a geliyorlar. Selçuklu zamanında Anadolu’dan oldukça büyük Türk göçü de oluyor. Kırım Hanlığı,  Hacı Giray Han tarafından Bahçesaray’da 1426 yılında kurulmuştur. Hatta Bahçesaray’da bulunan Han Sarayı, Puşkin’in meşhur Bahçesaray Çeşmesi şiirini yazdığı Han Sarayı, İstanbul Topkapı Sarayı örnek olarak yapılmıştır.

Kırım Hanlığı ve Osmanlı ilişkileri, Kırım’ın Osmanlı’ya katılışı hakkında bilgi veriri misiniz? 

Cevap; Kırım Hanlığı, Fatih Sultan Mehmed zamanında vergi ödemeyi ve asker göndermeyi kabul etmiştir. Yavuz Sultan Selim, Kırım Hanı Mengli Giray’a 20.000 akçe göndermiş ve Kırım’da Osmanlı Bayrağının çekilmesini isteyerek iç işlerinde serbest, dış işlerde Osmanlıya bağlı hale getirmiştir. Mengli Hanın oğlu Saadet Giray’ın eğitimi için Osmanlı Sarayına getirtmiştir. Osmanlı’nın ilk toprak kaybı 1774 Kırım ile olmuştur. İkinci Katerina Kırım’ı alarak Rus toprağı haline getirdi. 1783 yılında tamamen Rus işgaline girmiş ve ağır Ruslaştırma politikası başlamıştır. İlk başta alimlere uygulanan baskılardan dolayı ilk göç bu zamanlarda başlar. Kırım Tatar Türkleri Osmanlı topraklarına Ak toprak, Kırım’a yeşil toprak derlerdi. Bu zamanlarda başlayan göçler genelde hala Osmanlı toprağı olan Romanya ve Bulgaristan’a olmuştur. 1784 –1790 arası nufusun yaklaşık bir milyon olduğu ve bunun üç yüz binin göç ettiği kayıtlara geçmiştir.  1855 yılında Kırım Harbi başlamış ve Kırım’daki Türk nufus beş yüz binden 200 bine düşmüştür.

Kırım’da kalan halk kendini geliştirmeye başladıkları gibi yenilikçi düşünür, eğitimci ve gazeteci İsmail Gaspıralı çıkmıştır. Çıkardığı Tercüman gazetesi Mısır’dan İstanbul’a, Kazan’a, şimdiki Doğu Türkistan’a kadar ulaşıyor ve okunuyordu. O coğrafyadaki eğitimciler ve siyasi aydınlar ile mektuplaştıkları ve hatta Kırım’da bir kongre yapıldığını görüyoruz. Çarlık Rusya’sı yıkılıp Sovyetler Birliği kurulduğu zaman, Kırım’da Kırım Tatar Atonom olarak ilan edilmiş ve 1917 yılında, Akmesçit’te Kırım Kurultayı kurulmuş ve Başbakan Numan Çelebi seçilmiştir. Bu Kurultay’da İsmail Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı da olmak üzere 76 milletvekilinin 4 ü kadındı. Hala Kırım Tatar Türk Milli Marşı olarak söylediğimiz  Ant Etkenmen şiirini de yazan Numan Çelebi Cihan 1918 yılında Bolşevikler tarafından Kurultay’ı kapatmaları üzerine işkencelerle şehit edilmiş ve naaşı Karadeniz’e atılmıştır.

Stalin’in 1944 sürgünü, soydaşlarımızın nerelere gitmek zorunda bırakıldığı ve bugün yurtlarına geri dönüş durumları hakkında bilgi verir misiniz? 

Cevap; 18 Mayıs 1944 gecesi Stalin’in emriyle bütün Kırım Tatarları sürgüne uğramıştır. Erkekler, Sovyetler için İkinci Dünya Harbinde cephede savaşmakta. Birçok Kırım Tatar Türkü Sovyet cesaret madalyaları almışlardır. Erkekler cephedeyken geride kalan ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklar bir gecede hayvan vagonlarına bindiriliyor. 423.000 kişi sürgüne uğramış yarısı yollarda vefat etmiştir. Havasızlık, açlık ve insanlık dışı şekilde götürülmelerinden dolayı yaşamlarını kaybedenlerin ölü bedenlerini bile gömmeye müsade edilmeden süren bir yolculuk. Arada tren kapıları açılır, Rus askerleri cesetleri trenden toplar ve rayların kenarlarına fırlatarak kapıları kapatarak devam ederler. Bir aile farklı vagonlara koyulmuş olduğundan bazı aile fertleri 21 gün sonrası Sibirya Urallara, diğer aile fertleri 15 gün süren tren yolculuğu sonrası Özbekistan’ın farklı çöllerine bırakılmıştır. Sibirya’da eksi 42 dereceye kadar kadınlar ve ihtiyarlar ağaç kesmeye götürülürdü. Özbekistan’dakiler ise genelde pamuk işçiliğinde çalıştırıldı. 10 yıl boyunca bu eziyet devam etti. Stalin’in gebermesiyle biraz rahatlayabilen halk 10 yıl sonra Ural Sibiryalardan Özbekistan’a gelerek ailelerini bulmuşalar ve Müslüman dini vecibelerini yerine getirebilmişlerdir. Gizli de olsa oruç tutabilmişler, mevlütler okutabilmişler, Bayramları kutlayabilmişlerdir.

Geri dönüş mücadelesi 1967 yılında başlamıştır. Sovyetler tarihinde ilk kez barışçıl protestoyu Kırım Tatar Türkleri yapmıştır. Mektup kampanyaları, imza kampanyaları, Moskova’da Sovyet yetkilileri ile görüşmeleri için temsilcilerin gitmesi, Kızıl meydanda bebekleri ile Kırım’a dönüş için oturma eylemi gerçekleşmiştir. Kırım Tatar Türkü lideri Mustafa Cemiloğlu Sovyetler Birliğinde Rusya’ya asker olmamak için başlattığı ve 305 gün süren açlık grevlerinde tek istekleri vatan topraklarına dönmek idi. Rusya bizi Kırım Türkü olarak kabul etmiyor, Tarih, Hukuk fakültelerinde okuyamıyorsak bizi her Sovyet vatandaşı gibi tanımıyorlarsa niçin Sovyet’e askerlik yapayım demişti. 1970 sonları, 1980 ler hep Kırım’a dönüş mücadelesi ile geçti. Fakat hiç bir zaman ellerine silah almamışlardır. Mustafa Cemiloğlu’nun dediği ‘eğer bir çocuğun gözyaşı akarsa o başarı değildir’ der. 1991 yılında Sovyetlerin yıkılması ile Kırım Tatar Türkleri’de Kırım’a dönmeye başladılar. Tabii yeni problemler bekliyordu. Yeni bağımsızlığına kavuşmuş, hala komunist mentalitesi ile çalışan, yıkılan bir devletin parçaları ekonomik krizler, enflasyonlar, sovyet parasının hiç değeri kalmaması gibi. Kırım Tatarları Kurulu düzenlerini, evlerini satıyorlardı ki sadece beş kişinin yol parasını karşılıyordu. Özbekistan’da doktor, öğretmen olan insanlar bir bilinmeze ama vatan topraklarına dönmeye başlamışlardı. Geldiklerinde ise kendi evlerinin, bahçelerinin Rusylara verildiğini, Rusların yerleştirildiklerini gördüler. Kendileri çamurlarda çadırlarda kalmaya başladılar ve Kırım Ukrayna’ya bağlı olduğundan Ukrayna hükümetinden toprak talep ettiler. Kendi evlerin kurdular, Zincirli Medrese Sovyetler zamanında akıl hastanesi olarak kullanılıyordu, geri aldılar. Camilerimiz ahır olarak kullanılıyordu. Temizlemeye başladılar. Bu sırada Türkiye Cumhuriyeti yardıma geldi. Süleyman Demirel tarafından beş yüz ev verildi. Ya yeni yapıldı ya Ruslardan Rusların evleri satın alındı. TİKA Zincirli Medrese ve Han Sarayını restore etti hizmete açtı. Diyanet İşleri Başkanlığı cami yapımlarına yardımcı olduğu gibi Türkiye’den imam ve vazifeli kişiler gönderdi. Kırım Tatar Üniversitesi kuruldu. Birçok Kırım Tatar Türk okulları açıldı.

Kırım’da şu an ne kadar Türk asıllı nüfus bulunuyor. Bunların içerisinde Müslüman olmayanlar da var mıdır? Varsa oranları ne kadardır? 

Cevap; 2014 yılına kadar Kırım’da Kırım Tatar Türkleri rahatça yaşayabiliyor, okuyor, meslek sahibi oluyorlardı. Yarım milyon civarı halkımız yaşarken 2014 yılından sonra nüfus değişmeye başladı. Birçok genç 2014 yılından sonra şartlardan dolayı Kırım’dan ayrıldı. Şu an 200 000’den az olduğunu biliyoruz. Evet Müslüman olmayan Karayimler var yani Yahudi Kırım Türkleri. 2014 işgalden önce Gözleve’de sinagogları işler durumdaydı. Karayimler, Yahudi olmalarına rağmen kültürel, dil bakımından Kırım Türkü olarak yaşamaktadırlar. Yani dinden ziyade ırk olarak kendilerini tanımlarlar. 2014 öncesi bile sayıları çok azdı, nufusun ancak %2 veya %3 idi.

Kırım’ın Rusya tarafından işgali ne zaman ve nasıl başladı, Ruslar hangi gerekçeleri ileri sürdüler? 

Cevap; Rusya Federasyonu 1994 yılında Budapeşte memorandumu olarak bilinen anlaşmayı imzaladı ve Rusya; Ukrayna’nın bağımsızlığını tanımış, toprak bütünlüğünün mevcut sınırlarının garantörü olmuştu. Ukrayna’da silahlarından vazgeçti. 2013 yılında Ukrayna Başbakanı Yanukoviç yüzünü Rusya’ya çevirdi. Rusya’nın Karadeniz’deki üssünü Uluslararası Kanunlara görülmemiş şekilde 40 yıl sorgusuz sualsiz uzattı. Ardından Kasım 2013’te Avrupa Birliği ile Ortak Anlaşmasını imzalamaktan vazgeçti. Bunun üzerine halk Kyiv’de meydana çıktı. Halka karşı şiddet kullanan Yanukoviç 2014 Şubat ayında Rusya’ya kaçtı. Yanukoviç’in kaçmasını ve Ukrayna Devletinin başsız kalmasını fırsat bilen Kırım Parlemento Başkanı Rus Vladimir Konstantinov, Rusya Başkanı Putin’e Rus halkının güvende olmadığını ileri sürerek yardım çağrısında bulundu. 27 Şubat 2014 Rus askerleri Kırım’ı işgal etmeye başladılar. Akmescit Havaalanı kapatıldı. Kırım Parlemontosunu ele geçirerek Rus bayrağını astılar. Kırım Tatar Milli Meclisi kapatıldı ve el koydular. Karşı çıkan Kırım Tatar Türkleri tutuklandı. Gösterilere katılmayan, uzaktan seyreden elinde Kırım Tatar bayrağı bulunan Kırım Tatar Türkü Reşat Ahmetov Rus askerleri tarafından zorla arabaya bindirilmesi kameralara yansıdı. Birkaç gün sonra ağır şekilde işkenceye uğramış, gözleri oyulmuş şekilde Kırım Tatar Milli Meclis binasının önüne cesedi bırakıldı. Üç çocuk babası henüz 33 yaşındaki Reşat Ahmetov ilk şehidimiz olmuştur.

16 Mart 2014’te uyduruk bir referandum yapıldı tabii ki silahlar altında. Ve böylece işgal tamamen başlamış oldu. Putin, Kırım Tatar Türkleri lideri Mustafa Cemiloğlu’nu telefon ile arayarak Rusya’yı kabul etmelerini istedi. Mustafa Cemiloğlu’nun red etmesi üzerine Kırım Tatar Milli Meclis üyelerine, Refat Chubarov ve diğerlerine Kırım’a giriş yasağı kouldu. Birçok genç kaçırıldı. Ervin İbragimov’un trafik polisleri tarafından durdurulması ve arabasından diğer FSB (Eski KGB) üyelerinin zorla çıkartılarak, sürüklenerek kendi arabalarına bindirmeleri oradaki marketin güvenlik kameralarına yansımıştır. Ölüsü veya dirisi hala bulunamamıştır. Edem Bekir, kalbinde üç stant takılı, şeker hastası, protez bacağı olan (hanımı Kırım’ın Genicek şehrinin Kaymakamı) hasta annesini ziyaret ederken tutuklanması üzerine hapse alınmış ve çeşitli işkencelere maruz kalmıştır. İlaçları verilmeyen Edem Bekirov, esir takasında Ukrayna’ya verilmiş Türkiye’de 3 yıl boyunca hastanede yaşam mücadelesi vermiştir. Kalbi ve vucudu geçirdiği 29 ağır ameliyata daha fazla dayanamadı ve 24 Kasım 2025’te vefat etti. Özellikle sabah namazına kalkan ailelerin evlerine baskınlar düzenleyerek evin erkeklerini Sibirya gibi uzak hapishanelere göndererek e az 15 yıla mahkûm ediyorlar. Son zamanlarda kadınları da zorla alıkoymaya ve en az 17 yıl hapse mahkum etmeye başladılar.

Kırımda yaşayan Tatar Türklerinin, Türkiye ve Türkiye’de de yaşayan Tatar asıllı soydaşlarımızla ilişkilerini bilimsel, kültürel ve siyasal açıdan değerlendirebilir misiniz? Belli başlı bilim adamı, yazar-düşünür, siyasi kişilikler kimlerdi? 

Cevap; Bahsettiğim gibi Kırım Ukrayna zamanı oldukça gelişmeye başlamıştı. Türkiye ve Ukrayna arasında vizeye dahi gerek olmadığından İstanbul’dan Kırım’a bir saatte gidebiliyordunuz. Ortak Sempozyumlar düzenleniyordu. Bilimsel ve kültürel faaliyetler yapılıyordu. Zincirli Medrese ile İsmail Gaspıralı ile ilgili sempozyumlar, çalıştaylar yapılmaktayken Rusya işgali ile Zincirli Medrese kapatıldı. Han Sarayı restore adı altında kapatılarak tahrip ediliyor, kültürel mirasımız yok ediliyor. Osmanlı zamanından kalan mezar taşları sökülüyor. Ünlü romancı Cengiz Dağcı, Kırım’dan Sovyetler askere alıyor ve İkinci Dünya Savaşında Almanlara esir düşüyor. Almanya’dan kaçarak İngiltere’ye sığınan ve Kırım hakkında eserler veren büyük romancı Cengiz Dağcı Türkiye’nin girişimiyle Ukrayna zamanı 2011 de Kırım’a defnedildi. Türkiye’deki Kırım Türkü soydaşlarımızdan ünlü tarihçi Halil İnalcık vardır. İlber Ortaylı, Hakan Kırımlı, siyasi büyüklerimizden Dr Ahmet İhsan Kırımlı Turizm ve Tanıtma Bakanı olarak görevde bulunmuştur. Babam Prof Mehmet Maksudoğlu ilim dünyasına katkıları oldukça fazladır. Ünlü işadamı Sabri Ülker de Kırım Tatar Türkü olup, 1990’larda Kırım’a dönen soydaşlarımıza yüklüce yardımda bulunmuştur. Türkiye’de görev yapan Ukrayna Büyükelçisi Nariman Celal Kırım Tatar Türküdür ve Kırım işgal edildiği zaman Nariman Celal’i de Rusya 17 yıl hapse mahkum etmişti. Esir takasında serbest kalmıştır.

Kırım ve Kırımlıların yakın ve orta vadede geleceğini nasıl görüyorsunuz? 

Cevap; İlk başta Rusya, Kırım’dan çıkmalı. Kırım’a çok rahat giren Putin, Doğu Ukrayna’yı da almaya uğraştı. Donbas bölgesinde 2014ten beri süregelen çarpışmalar var. Kyiv’,i ise iki günde, iki haftada alacağını zannederek bombalamaya başladı. 24 Şubat 2022 de başlattığı bombalama hala devam etmekte. Rusya şöyle düşünüyor. Sovyetler Birliğini ve sınırlarını ayısını geri getirmeli. Dönemin Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili şöyle demişti “ ABD ve Batı, 2008 te Putin’i cezalandıracağız dediniz, cezalandırmadınız. Bu şimdi Kırım’ı işgal etmekle kalmayacak, eski Sovyetler Birliği ülkelerini ve başka yerleri de fırsat buldukça işgal edecektir”. 2008 yılında Gürcistan’ı da işgal etmiş ve Gürcistan’ı üçe bölmüştür. Yani Putin’in tutumu eşlerinden ayrılan katil kocaların tutumu gibidir. Ya benimsin ya kara toprağın!  Kırım’ın işgalinden sonra özellikle gençlere uyguladığı baskıcı tavrından dolayı gençler Kyiv ve Ukrayna’nın diğer şehirlerine yerleşmeye başladılar. Fakat Kyiv’e saldırmaya başlayınca Ukrayna’da yaşayan erkekler orduya çağrıldı. Kırım’da Rus işgalinde olduğu için Kırım’daki erkekleri de Rusya orduya çağırdı. Yani bir ailenin oğlu Rus, diğer oğlu Ukrayna ordusunda karşı karşıya çarpıştırılması planlandı. Kardeşin kardeşe vurdurulması manası burada tam manasıyla yaşandı. Kırım Tatar liderleri Kırım Tatar gençlerin askere gitmemeleri yönünde tavsiye verdi. Katil olacağınıza Rusya’nın hapsine gidin dendi.

Bu sunulan 28 maddelik barış anlaşması bir anlaşma değildir. Kayıtsız şartsız toprak bütünlüğüne saygı duyarak Rusya’nın Kırım’dan da Donbas’tan da çıkması gerekir. Ancak bundan sonra Kırım Tatar Milli Meclisi Akmescit’e Kırım’a tekrar taşınarak ülkeyi yeniden hem fiziksel hem kültürel inşaası düşünülebilinir.

Türkiye’deki Kırım STK’larından ve Türk Diplomasisinden beklentiniz nelerdir? 

Cevap; Türkiye Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 2014 Kırım’ın işgalini Türkiye’nin tanımadığını açıkça ifade etmiştir ve her platformda dile getirmektedir. Bu bize büyük bir güvence vermektedir. Ayrıca Rusya’nın esir aldığı Kırım Tatar Milli Meclis üyeleri İlmi Umervov ve Ahtem Çiygöz birebir Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın girişimleriyle serbest bırakılmışlardır. Rusya, Kyiv’e saldırmaya başladığından beri Bayraktar drone ve silah mühimmatı vererek destek olmuştur. Kırım STK’ları olarak Emel Kırım Vakfı 10 Aralık 2023 te İnsan Hakları gününde Siyasi tutsaklara kart gönderme kampanyası başlattı. Her ay, o ayda doğan tutsaklara, bayramlarda da 100 den fazla olan siyasi tutuklularımıza kartlar gönderiyoruz dünyanın her bir tarafından. Bu küçük görünen aslında büyük mesajlar içeriyor. Tutsak olan soydaşlarımızın yalnız olmadıklarını bilmeleri onlara büyük moral ve destek oluyor. Onları düşünenlerin olması, onlar için dua edenlerin olması oldukça mühim. Rus yetkilileri daha dikkatli yaklaşmaya başladılar. Dikkat çektiklerinin farkına vardılar. Sosyal medyada da duyurarak, ilan ederek hiç bilgisi olmayan halkın bile dikkatini çekmeye başladı ve Rus hayranlığı içeren propagandaları çürütmeye başladı. Çünkü insanlar sorgulamaya başladılar, neden kart gönderiliyor? Neden tutuklular? Neden bu kadar uzun süreli ve özellikle 24 yaşındaki bir kızcağızın tutuklanması, 37 yaşındaki üç çocuk annesi eczacının tutuklanması Rusya güzellemelerine bir soru işareti koydurttu. 2024 yılında Daima Bekleyeceğim Balam etkinliği düzenlendi. Siyasi Tutuklu kardeşlerimizin anneleri davet edildi ve Kırım’da yaşanan gerçeklikler anlatılmaya başlandı. Farklı siyasi partilerin vekilleri, üyeleri, ilçe başkanlarının da katıldığı bu etkinlik İstanbul, Gebze, Eskişehir, Ankara’da olmak üzere yer aldı. Ukrayna-Rusya Barış anlaşmasında Amerika’nın yanı sıra Türkiye’nin en başta yer alması gerekir. Karadeniz’de Rusya’nın üssü olduğu sürece Türkiye’de en büyük söz sahibi olması gerekmektedir. Türkiye’nin en baştan beri tutumu değişmemiş ve işgali tanımamıştır. Türkiye, Orta Asya Türk Devletleri ile ekonomik, siyasi ve askeri bağlarını kuvvetlendirerek Rusya’ya karşı bir güç olması gerekmektedir. Hayali bir Turan devleti kurmak değil, Avrupa Birliği tarzında bir birlik kurulması elzemdir. Çünkü Rusya, Kırgızistan, Kazakistan yönünde de ilerlemekte tereddüt etmeyecektir.

Vakit ayırarak görüş ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınızdan teşekkür ederiz.

 

Ropörtajı yapan: Kemal Kaya