Cemal Safi ve Aşk

“Kâinatı döndüren sırlı kuvvetin aşk etrafında toplandığını keşfeden, bulan kişidir has şair.”

 

İnsan eseriyle vardır. Onun ile konuşur, kendisini yansıtır. Öyle ise biz de onun şiirine, sözüne bakalım. Cemal Safi, günümüzün sevilen, bilinen bir şairi. 40’ı, Orhan Gencebay tarafından olmak üzere 150’ye yakın şiiri bestelenmiştir. Sanatçı, birçoğu halkın diline dolanan, ruhuna ilaç olan bu güfteler ve besteler ile 1990’lı yıllarda iki yıl ard arda yılın şairi seçildi.

Orhan Gencebay ile aynı mahallede doğup büyümüşlerdir. Şiirin ve müziğin bu iki sanatkâr ismi, dostluğun ve güzel duyguların paylaşımının imrenilen örneklerini vermişlerdir.

Cemal Safi bir röportajında duygusal yaratılışını şöyle izah eder: “Şair duygusal yaratılır. Allah onu öyle yaratmıştır. Şairler aşkı tanımak, aşkı izah etmek için duygusal olurlar. “

Aşkın en güncel, en derin tariflerinden birini o zirve şiirinde ”Tek Hece- Aşk” şiirinde yapmıştır diyebiliriz. Ve o şiiri okuyunca anlarız ki, evet, şairler aşkı tanımak, güzel şekilde anlatabilmek için gelmişlerdir dünyaya.

Her dörtlüğü aşkın vurucu gücünü, kâinatın sırrı oluşunu ayrı ayrı anlatan bu şiirin bir kıtasında şöyle der şair:

Sebep bazı Leyla bazı Şirin’di
Hatırım için yüce dağlar delindi
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim

Kâinatı döndüren sırlı kuvvetin aşk etrafında toplandığını keşfeden, bulan kişidir has şair. Ve bunu yanarak, dönerek terennüm eden, söyleyen kişidir yeryüzünde.

* * *

Basit, sade görünen şu mısralarda, aslında sonsuzluğa uzanan yüksek bir sevgiyi yalın bir şekilde anlatır. Sevgiliden sadece onu sevmesini ister.

Bir gün bensiz kalsan da benimle yaşamanı
Aşkımın değerini sır gibi taşımanı
Nemli bakışlarınla resmimi okşamanı
Senden sadece beni sevmeni istiyorum

Sevgiden başka hiç bir şey istemeyen âşık, bu çileli yolda düşe kalka yürür. ”Çoban Kızı” şiirinde şair,  dolmayan çilesini yazar durur.

Tayfuna tutuldum aşk deryasında
Yönümü yitirdim yüzer dururum
Sahilde vurduğum dert adasında
Dolmayan çilemi yazar dururum

Hece vezni ile kafiyeleri ustalıkla kullanarak yazar şiirlerini. Ahmet Duran ile yaptığı bir röportajında “ hece ile yazmak” ve “serbest şiir” hakkındaki görüşlerini söylerken, Orhan Veli’nin serbest şiir akımını nasıl başlattığına şöyle bir yorum getiriyor:

“Serbesti neden getirdi Orhan Veli? Yabancı şiirleri, Fransız şiirlerini çeviriyordu. Çeviriyi bir vezne koyamadı. O zaman, bundan sonra moda serbest şiir olsun dediler.”

Tevfik Fikret’in mezarında, Filozof Rıza Tevfik’in hece vezniyle yazılmış bir şiiri onu etkiler ve hece ile yazmaya o zaman karar verir. Ve onun şiirlerine çok da yakışır bu vezin. Şiirini âhenkli kılar, musiki ile imtizâc ettirir.

Sevginin, aşkın şairi Safi, “ Gelin Birlik Olalım” şiirinde toplumsal barışa da çağrı yapar.

Nefreti yok edelim gel sen de katıl bize
İntikam eşkıyası sevgiyle gelir dize

Yedi düvel elinden kim kurtardı bu yurdu
Mehmetçik değil miydi Lazı, Çerkezi, Kürdü?

* * *

Asırlardır dinmedi bu bölücü ninnisi
Aynı dinden değil mi alevisi, sünnisi?

Bin kere lanet olsun Yezit denen deliye
Muhabbetle bağlıyız Muhammed’e Ali’ye

* * *

“Kâinatın Ulu İmparatoru” şiirinde eski şiirimizdeki “münâcât”ı görürüz. Yüce Allah’ın muhteşem yaratış sırlarını, muazzam kâinatı anlatır tane tane. Ve O’ndan rahmetini diler, O’nun karşısında âcizliğini dile getirir.

Cemâline sığındım haşmet-i celâlinden
Sana meftûn gönlümü fâni sevdadan koru
Nâr-ı hicranla yandım memnû aşk melâlinden
Son olsun Kâinatın Ulu İmparatoru

Aşkın, sevdanın şairidir, ömrü sevgi üzerinedir. Lâkin fâni sevdayı istemez, bâki olana tâliptir. Yasak olan aşkın melâli, kederi,  onu ayrılığın ateşlerine atmıştır.

Nemrut ki ateşlere atmıştı İbrahim’i
Gülizara döndürdün yanardağ gibi koru
Habîbinden öğrendik biz Rahman’ı Rahim’i
O sensin Kâinatın Ulu İmparatoru

Divan şiirinin, Türk-İslam kültürümüzün kıssaları, hikâyeleri, mazmunları bir bir söylenmiştir bu şiirlerde. Aşkın ateşine atılan İbrahim de vardır, Habibullah Efendimiz’in âlemleri saran muhabbeti de. Ferhat’ın bileğine verilen, “ aşkın gücü” de vardır, derbeder Mecnun’un hali de…

“Hüzün Adres Değiştirir Zamanla” şiirinde,  Âşık Dâimî’nin  “ Bu da gelir bu da geçer ağlama” mısralarına telmih vardır. Başka bir gönlü yanık âşığın, halk ozanının mısraları ile teselli bulur.

Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dâhi mi?
Ağlama der dosta Âşık Dâimî
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim

“Niye” şiirinde Cemal Safi, kendi ismine hoş bir gönderme yapar ve şöyle der:

Bin bir yalan temin edip
İkrarından emin edip
Safi’ye bin yemin edip
Cemalinden caymak niye?

Cemal, güzel yüz demektir hem de şairin ismidir. Burada, bir kelimeyi iki mânâya gelecek şekilde kullanır ve tevriye sanatı yapar. Sevgili hem Safi’ye sözler verip bağlılık yemini etmiş hem de onun güzel yüzünden uzağa düşmüştür.

Şairin son mısrada ismini zikredip sözü mühürlemesi gibi biz dahi öyle yapıp sözü nihayete erdirelim.

Eseri ile konuşur ressam, şair, bestekâr ve dahi nice sanatkâr. Biz de Safi’yi mısraları ile konuşturduk, gönlünün aksi olan şiirleri ile söyleştik.

Sözü bâkî olsun, dâim gönüllerde kalsın.

Vesselâm.

Filiz Çırpıcı

 

Resim: Üstad İbrahim Safi