Ben Barbarların Atlarını İyi Bilirim

“Barbarın atlarından ise en çok onlara gülümseyerek kurtulursun. En büyük zaferin davana olan inancın, kayıplarına rağmen tebessüm etmendir.”

“BEN BARBARLARIN ATLARINI İYİ BİLİRİM”

Zalim düşmana bağırdım, ey Filistin, senin adına:
“Ölürsem, ey böcekler, vücudumu didik didik edin!”
Karınca yumurtasından kartal çıkmaz hiçbir vakit,
yalnız yılan çıkar zehirli yılanlardan!
Ben barbarların atlarını iyi bilirim.
Bir ben dururum onların karşısında,
bir ben,
gençliğin yüreğiyim her daim,
yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.

Mahmud Derviş

 

Evinin kapısını, sana işaret parmaklarını uzatıp medeniyetsizlikle suçlayan hırsızların, o evi yok edeceğini bilmeden son kez sakin bir uyku uyumak için açtığında; var olduğun toprakların aslında sana hiç ait olmadığını söyleyenlerin zalimlik dolu gözlerine baktığında ve eski hayatına dair hatırladığın tek şeyin “ölmemek hissi” olduğunda.

Tüm bu hisleri iliklerine kadar yaşadığında savaş sana medeni yüzünü göstermiş demektir. Mahallene çıkıp duvarlarında kurşun izleri olan evlere bakmak, ailenden sağ kalan tek kişinin dizlerine uzanıp eskiden top koşturduğun arkadaşlarının yaşayıp yaşamadıklarını merak etmek ise ortasında olduğun savaşın en çirkin yüzüdür.

Sizi hırsızlıkla suçlayanların tek hediyesi olan o enkazda baban sadece hatıralarını değil, onurunu da ayıklamaya çalışır. Evine girerken sadece selamlaştığı komşularıyla artık bir selamdan da öteye gider. Adını hatırlayamadığı için kimi zaman gülümsediği o adamla, o adamın köklerini arar. Aynı enkazın önünde durur ve aynı safı tutar. Ölen artık tanımadığı biri değil dostudur, kalan ise aynı direnişte destek olduğu kardeşi.

Sana hırsız deyip medeniyetini çalan o barbarlar ise saraylarının ihtişamında ve bombalarının ardında, bir enkazın üstünde ekmeğini bölüşen ellerin titizliğine kaybeder. Evinin terk etmen için evini yok ederler ancak senin gittiğin her yer evindir zaten. Nefes aldığın her yere anılarını, onurunu ve medeniyetini de götürürsün. Vardığın yerde göğsüne uzatılan işaret parmakları görürsün. “Barışı getirdik.” derler. Ama barış mahallenin kurşun izli duvarlarında ve tekeri kırılmış bisikletinde yok olmuştur.

Barbarın atlarından ise en çok onlara gülümseyerek kurtulursun. En büyük zaferin davana olan inancın, kayıplarına rağmen tebessüm etmendir. Çünkü günün sonunda hırsız evini işgal edebilir, yok edebilir ama ev içindeki son umut söndüğünde gerçekten yok olur. Ve senin evin o enkazın altında kökü durmadan filiz veren, en eski, en köklü zeytin ağacıdır.

Yasemin Atım