Eldeki Bulgurun Kıymeti

“Levni’ye ait olan bir deyişten yola çıkarak yazdığım bir kompozisyon yazısıdır.”

 

Hiç düşündünüz mü, insanlar neden elindekinin kıymetini bilmezler ve hep daha fazlasını isterler diye?

İnsanlık tarihine baktığımızda bile çoğu savaşın, katliamın bu sebepten dolayı çıktığını görebiliriz. Büyük devletlerin menfaatleri uğruna fakir ülkelerin kaynaklarını sömürmesinin altındaki sebeplerden birisi de budur aslında. Peki, insanoğlu neden hep daha fazlasını ister ve elindekiyle mutlu olmayı bir türlü bilemez biraz bunun üzerinde duralım.

Öncelikle insanın elinde olmayan bir şeyi istemesinin gayet normal olduğunu kabul etmeliyiz. Fıtratımız gereği hepimiz bir şeyleri elde etmek isteriz. Bu bazen başarı, saygınlık, iyi bir dost, iyi bir ev ya da iyi bir telefon bile olabilir. Buradaki önemli nokta istediğimiz şeylerin bir yerde bir sonu olması ve sahip olduklarımızın da kıymetini çabuk unutmamamız gerektiğidir. Bu durumu birçoğumuz yaşıyoruz aslında en basit şekilde kendi kız kardeşimden örnek vermem gerekirse: Bir zamanlar çok istediği bir oyuncak vardı, ona sahip olduğunda; çok mutlu olacağını, telefona daha az bir süre bakacağını ve sürekli oyuncağıyla vakit geçireceğini söylerdi. Ta ki oyuncağı elde edene kadar. Maalesef söyledikleri, oyuncağı aldıktan sonra gerçekliğini yitirdi. Yaklaşık 5 gün oyuncakla vakit geçirdikten sonra oyuncak değerini yitirdi ve dolabın bir köşesinde tozlanmak için yerini aldı. Bir şeylerden çok çabuk sıkılıyor olmamız aslında pek çok problemi de beraberinde getiriyor. Kız kardeşimin hikâyesinde bu problem babamın ona bir süre oyuncak almamasıydı çünkü artık kardeşimin manipüle tekniği geçerliliğini yitirmişti ve o babamın bu konudaki güvenini kaybetmişti.

Tabii ki her durumda doyumsuzluğun getirdiği sorun bu kadar küçük olmuyor, devletler arasındaki sömürge savaşlarında iki taraf da acı kayıplar verebiliyor ve insan canının telafisi  olmuyor. Bu durumu atalarımız da bir cümleyle özetlemiştir: Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak. Yani daha iyisini elde etmek amaçlı mücadele gösterirken, eldekini de kaybetme durumu. Bu atasözü, bazı şeyleri çok fazla zorlamak ve risk almak gibi olaylar için de kullanılır. Burada bulgur sahibi olan kişinin pirince ulaşması da olası tabii ki ama şans. Bazen o şans gerçekleşmez ve ne pirince ulaşırsınız ne de bulgur kalır elinizde. O yüzden olmayacağını hissettiğimiz şeyleri zorlamamak ve elimizdekiyle kanaat etmeyi bilmemiz lazım.

İnsanız bu yüzden hepimizin hayata dair bazı istekleri var ve bazen hırslarımız uğruna elimizdekini de kaybedebiliyoruz. Her ne kadar egomuzu yerle bir etse de hayatta istediğimiz her şeye sahip olmamız mümkün değil. Bunu kabul edip elimizdekinin kıymetini bilmeye başladığımız zaman hayata çok daha farklı bir pencereden bakmaya başlayıp en ufak şeylerle bile mutlu olabilir hâle geleceğiz. Satırlarımı bu yazının da özeti olan bir alıntıyla bitirmek istiyorum. ‘’Kanaat halkasın bırakma elden/ Elimden çıkmasın der isen dümen/ Deve âhu gibi boynuz isterken/ İki kulaktan da çıkar demişler.’’

 

Beyza KILIÇ