Nağmeleri yüreğin, dökülür aşikâre
Dil söylemez susmuştur, gül söylesin o yâre
Leblerin zikri biter, bitmez gönül pınarı
Yürür saklı sevdalar, bir gün görmeden nâre
Ne sarayın burcunda, ne Leylâ avucunda
Karanfil demetleri, ne vuslat orucunda
Kanadıkça kanıyor, gül dikeninden gönül
Aşkın ömrü yazılır, kirpiklerin ucunda
Selvi boyun gölgesi düşmüş suya söyleşir
Canım kalbimde hapis, hasretiyle eyleşir
Aya yazdığım nâme, güneşi benden eder
Aşk ki şerik kaldırmaz, gönül neyi paylaşır
Kuyular aşka kapı, kuyular aşka zindan
Kaybetti Yusufları, kaybetti aşkı vicdan
Kalsan sevdana yazık, çıksan Kenan iline
Sehersiz sabahlara, vardı hali perişan
Seher yeli eserken, sabrı yıkasın sevda
Ne vuslat vardır burda, ne de âşıka veda
Çekersin öylesine, çektikçe alır demi
Ha saray ha çöldedir, aşk Sultan’a kethüdâ
Nice pazardır Neftî, aşina mı yüzüne
Cesaretin var mıdır aşkın türlü yüzüne
Er gerek bu meydana, yâr olan koşsun gelsin
Çıksın aşkın sırları, nârdan suyun yüzüne
