Kalbimin çiçeği…

“Yârime bir salın seninle bir ömrüm olsun diyen leylak çiçeğim sana da selam olsun.”

 

Kelama, çaya Bismillah…

Yârime bir salın seninle bir ömrüm olsun diyen leylak çiçeğim sana da selam olsun. Sol yanım sızladı. Sensiz her anım sızılar içinde. Ne güzel demiş Birhan Keskin “Dürtme içimdeki narı /üstümde beyaz gömlek var” leylak kokusu sarar üzerimi yâr. Kokuma leylak kokun karışır. Bir ömür her nefesimde leylak kokun olsun Leyla. Yağmur yağıyor şehre. Bu yağmurların bir Leylâ’sı olmalı, Leylâ’nın da rüzgarlarda kokan çiçeği olmalı. Sevgilim, güzelim, bir tanem, şimdilik bağışla. Her yağmur damlasında senin leylak kokun var. Ey köşe başını tutan leylak kokusu beni bırak da gideyim yârime. Seninle bir ömür olsun ama her nefesimde senin leylak kokun olsun.

Rıfat Ilgaz’ın dediği gibi “Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün. /Onu saçlarından topladığın belli. / Bir leylak bahçesisin karşımda. /Böyle kucağında kalsa daha iyi” mor dokunuşların gönlümü süsler. İçim de doyumsuz huzurlar sere serpe olur. Ey leylak ne kadar güzel, taze, misk zincirin var. Her yağmur damlasında, bad-ı sabâ rüzgarında kokun var. Ve Ey servi ne güzel can alıcı işvelerin var. Renklerinle büyülersin beni. Mey gibi sarhoş edip kendine divâne edersin beni leylak kokan yârim.

Seninle bir ömrüm olsun…

Gönlümün baharı. Gönlümün bahar çiçeği. Seni nasıl methedeyim bilemedim. Hangi rengine mersiyeler yazayım bilemedim. Kalemim acziyet içinde seni sana yazarken. Mor mürekkebim kokunla mest olup kendinde geçiyor. Her renginde ayrı bir huzur ve vefa var. Mor renginle unutulmaz duygular yaşatırsın, hülyalara düşlere daldırırsın. Beyaz renginle saflığın ve masumiyetin güzelliğini anlatırsın seni seyre dalan gözlere. Pembe rengin ile sevgi ve samimiyeti yaşatırsın sana gönül veren gönüllere. Mavi rengin ile huzur, sakinlik ve mutluluğu yaşatırsın. Gökyüzü sükûnet bulur seninle. Göğsüme mavinin verdiği huzurun ferahlığını bırakırsın her seher vakti rüzgarıyla. Tutku ve asalet hayat bulur eflatun renginle. Unutulmaz hatırlar, anılar yazarsın gönül defterine. Adın yazılır tüm şiirlerde.

Şairin dediği gibi, /”Bir bahçede, bir ben, bir hava. / Havada leylak kokusu.
Kafamda sen, / Kokular benzerken, sende leylak gibisin. / Dayanıklı ve özverili.” Kokunu çekerken kalbim uçan kuşlara eş oluyor, kanat çırpıyorum kalbine. Leylak kokusuyla sarhoş olma ve derviş gibi dönmek yâr. Seni bende var kılan leylak kokusudur. Beni sende unutturmayan ve hatırlatan kokundur sevgili.

Sana Mediha Şen Sancakoğlu’nun mısrası ile sesleniyorum; “Leylaklar açarken hep başım döner /Sanki içmiş gibi sarhoş olurum / Aydınlık beklerken umutlar söner / Leylak zamanı ben bir hoş olurum.” Huzurun, vefanın rengi ve kokusu leylak kokan yârim. Benim garip gönlüm sevmekten, koklamaktan ve seni beklemekten usanmaz, yorulmaz. Kokunun üstünde bir kokunun olduğu ne hikmetse hiç görülmüyor. Kokuna ansızın yakalanmak ve yanmak. Kokun yüreğimin derinliklerinde küllerin için de kalan közleri harlar yâr. Örgüde bir başka, gizlendiği zaman nazda bir başka saçların. Sığmıyor söze, kaleme saçların. Dört mevsim bir başka taze saçların. Her telinde bir çiçek kokusu saklar saçların. Ne zaman baksam o gözlerine dört mevsim açan çiçeklerin rengini görürüm Mihrümah’ım…

Mevsim Nisan. Bulutlar da nisyan var. Rüzgârda leylak kokun. Dışarıda yağmur var. Aklımda sen varsın. İçtiğim çayda sen varsın. Sessizce dokunursun dudaklarıma ince belli bardaktaki dudak payınla sevgili. Sen benim en güzel derdimsin. Ve dermanımsın… leylak kokunla göğsüme şifalar düşürürsün.

Dinle…

Sözümü değil gönlümün iniltisini dinle! Sözlerimin dile gelemeyen sessizliğini dinle. Bir gül güzeline, leylak kokan sevdalı gönlü dinle! Dinle, adımı duy gönlün/mde yâr. Her tercihinde ikiye bölünüyorsun. Sıcacık tebessümünün çağrısı yüzümü yalayıp kalbimde dolaşıyor. Kalbim kalbine dolanıyor. Senin yaranda kıvranan Mecnunum. Gidecek yerim yok; kendime gurbet olarak seni seçtim. Sesin su gibi içime serpiliyor…

Elden düşme kederler için inleme!
Kederlerine leylak kokusu sür sevgili.
Kalbinin nabzı kalbime vuruyor şimdi…
Tüm kokular sen kokuyor.
O kokunun adı sensin…
Sen leylak çiçeğisin…

Ercan Gümüş