Halim Nicedir Bilir misin?

“Bir mor sümbülün sesinde dinle, adını duy gecenin rüzgarında.”

Derdin yakmak mıydı, yakıp bırakıp gitmek miydi şehriyar?
Beni ağlatma, sızlatma. Beni ağlatma ki sen de gülesin. Sen de muradına tutansın şehriyar. Biliyorum; sessizce gidişine değil, sessiz kalışlarına itiraz ediyorsun sükût ederek. Sevdalandığım kalbe bin veda borçlanıyorum. Anlamaktan kaçındığın kadar anlaşılmaktan da korkuyorsun şehriyar. “Anlaşılmaya değer şeyi ancak aşk anlatabilir bize…” diyor İsmet Özel. Kuyularda çaresiz iniltiler. Yollar da düğümlenir gecenin saçlarında. Bekleyişler can çekişir, sana susamış kalbin bakışlarında. Mesafeleri gözyaşlarına sığdıran Yakup ol; kuyu sana yüreğinden bir damla sunsun, kederlerin düğüne dönsün. Kördüğümlerimi AYN ŞIN KÂF’ a dönsün. HÛ’ya dönsün. Berrak mavi sularda yürürken niyetine dikkat et. Kalbine gökyüzünden sessizce kayan yıldız bir koca bilge, sana hayat sunar, düşlerin yetişemiyor biliyorum. Yorgun düşüyor her nefes her dem AYN.

Su yol, başak harman olur; ateşten engel olur; âh çeker mesafeler Leyla. Yola karşı kuşan sabrı; erime iklimlerde, sükûtlu bekleyişlerde. Ateş yüreği yaktıkça. Aşk ateş suya düştükçe yürek yangın yeri. İki ateş arasındayım. Sıcacık tebessümün çağrısı gönlümü yakıp, sevgin damarlarımda dolaşıyor. Alnımın çizgilerinde adının harfleri saklı. Kadınım sesin içimi okşuyor.

Kendi yarasında kıvranan bir mecruhum. Gidecek yerim yok; yüreğini kendime gurbet seçtim. Yokluğunun avucunda çırpınıyor nefeslerim. Kalbini göğüs kafesine koyan, kırık kanatların için bir mavi gökyüzü yazmıştır elbet. Yeter ki susturma içindeki kırlangıç seslerini şehriyâr.

Yetim bıraktın beni gurbette. Göğe baktım. Yetimlerin baktığı kederle. Eridi dudağımda heceler. Mürekkep kurudu kalemlerde. Kâğıt yandı yine şehriyâr…

Dinle AYN…

Dinle diyor Faruk Nafiz Çamlıbel “Ruhum, ki aşkından itila diler, / Üstünde titreyen hep gözyaşımdır. / Duyduğum bu sesler, bu iniltiler/Kendi kitabemdir, mezar taşımdır…” sözümü değil gönlümün iniltisini, yüreğimin ‘ah’larını dinle! Bir gül güzeline sevdalı gönlü dinle! Bir mor sümbülün sesinde dinle, adını duy gecenin rüzgarında. Cennet hasret kalsın sana AYN! Aşkın sahibi, aşka layık etsin seni, bizi…

Vakit gece,

Yine aklımda sen, kalbimde kalbinin sızı var. Sen benim en güzel derdimsin. Ve dermanım… Yarım bırakma beni! Seni çağıran sesime sağır mı oldun, nasıl duymazsın gönül feryadımı? Ruhum figân içinde. Dallarım çıplak kaldı, kollarım kırık, çelimsiz ve çirkinim ben sensiz… Denize yakın kıyıda seni hatırlıyorum, suyun berraklığında, göğün maviliği, gülün kırmızısı ve mor sümbülün… mor sümbül aslında sadece gözüne çektiğin kalemde güzel Şehriyâr… Şehriyâr, içimdeki sesler sessizliğe, aydınlığım karanlığa bürünüyor. Dilim, kalbim ve gönlüm lâl olmadan gel…