Evet Kader Ben Geldim

“Şimdi ilk defa duruyorum, bakıyorum, şahit oluyorum…”

Evet kader!
Ben geldim.
Bu kez unvanlarımla değil. Soyadımla değil. Başarılarımla değil.
Hüznüm, ıstırabım, hayal kırıklıklarım, korkularımla da değil.
Üzerime yapışan ne varsa, birer birer bırakıyorum.
Beni tanımladığını sandığım bütün etiketleri…
Beni hayatta tuttuğunu sandığım bütün değnekleri…
Beni ben yaptığına inandığım bütün hikâyeleri terk ediyorum.
Çünkü artık hiçbir şeye tutunarak var olmak istemiyorum.
Sadece insan olarak durmak istiyorum.
Ne eksik ne fazla…
Bu dünyadan gelip geçen milyonlarca insan gibi…
Ama gerçek biri.
Ben, gerçekte kimim?
İnsanların gözündeki ben değil…
Kendi korkularımın anlattığı ben değil… Hayallerimin süslediği ben de değil…
Hakikatteki ben.
Onu tanımak istiyorum.
Belki de bütün acım, gerçeği değiştirmeye çalışmaktan doğdu.
Hayatın benim istediğim şekle girmesini bekledim.
Mutluluğu belirli bir manzaraya bağladım.
Olmayınca direndim.
Direndikçe yoruldum.
Oysa şimdi görüyorum…
Benim mücadele ettiğim şey hayat değilmiş, hakikatmiş.
Ve yıllardır bitmeyen bir savaşın içinde kendimi tüketmişim.
Şimdi ilk defa duruyorum, bakıyorum, şahit oluyorum…
Hayat kendine emrolunduğu gibi akıp gidiyor…Benimle ya da kimse ile bir hesabı yok!
Güneş bana da doğuyor.
Rüzgâr benim tenime de dokunuyor.
Yağmur beni de ıslatıyor.
Toprak beni de taşıyor….
Demek ki yok sayış, dışarıda değil; içeride kurulmuş bir hüküm.
İnsan, çoğu zaman kendini kendi mahkemesinde mahkûm eder.
Ben o hükmü geri alıyorum.
Çünkü varlık, ispatla değil; kabul ile açılır.
Ve insan, varlığını ispat etmeye çalıştığı yerde kendini kaybeder.
Belki de en derin yanılgı, var olmayı yeterli bulmamaktı.
Özel olmak istemekti.
Seçilmiş olmak istemekti.
Diğerlerinden ayrı bir varlık katına çıkmak istemekti.
Oysa gökyüzü tektir ve herkesi aynı şefkatle taşır.
Güneş tek bir doğuştur ve herkese aynı ışığı bırakır.
Fark, varlığın kendisinde değil; varlığa bakışın derinliğindedir.
Bugün kaderin kapısını çalmıyorum.
Çünkü kapı artık dışarıda değil.
Ben onun karşısına geçiyorum; ne talep ederek, ne reddederek.
Sadece görerek.
Ve diyorum ki:
Evet kader!
Ben geldim.
Artık seni inkar etmeye değil, senin içinde kendimi görmeye geldim…