Mehmet Nuri Yardım
Osmanlı Devleti’nin 634 yıl ayakta tutan en büyük destek güçlerinden biri vakıflardır. Kültür ve sanat dünyamızı bugün diri tutan kuruluşların başında bazı vakıflar geliyor. Yaptığı hizmetler, düzenlediği kurslar, yayımladığı eserler ve muhtelif faaliyetleriyle temayüz etmiş kıymetli kuruluşlarımızdan biri de Türk Kültürüne Hizmet Vakfı (TKHV)’dır. Vakfın kuruluş amacı şöyle hülâsa ediliyor:
“Türk kültürünün korunması, geliştirilip yüceltilmesi, iç ve dış dünyaya tanıtılması ile kültür sahasında hizmet sunan kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirlikleri yapmaktır. Bunu tamamlayan bir başka nokta, Türk medeniyet ve kültür hayatının çok önemli temel taşlarından biri olan Vakıf anlayışının sorumluluğunu taşımak, taşıyabilmek ve buna talip olmaktır.”
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı bu düşünce ve hedeflerle 1985 yılında kuruldu. Vakfın, 41 yıllık çalışmalarına baktığımızda, ışıltılı pek çok hizmeti görebiliyoruz. Vakfın mühim ve mümeyyiz vasfı, yaptığı bütün hizmetlerde ‘öncü’ rol oynamasıdır. Geleneksel sanatlarımızın tanıtımında ve uygulama atölyelerinin açılımı yanısıra, yüzlerce ilim adamı ve sanatkârlarımızın ilmini, emeğini, gönlünü koyarak gerçekleştirdiği, 12 ciltlik Türk Dünyası Kültür Atlası projesi şaheser bir hizmettir. Kurulduğu günden itibaren; belgesel filmler, seminer, panel, sempozyum, yaşayan bilim ve sanat dünyamızın öncü isimlerinin ödüllendirilmesi, kültürel yarışmalar, sergiler, fuarlar, müzecilik, restorasyon çalışmaları, geziler ve çok yönlü ilmî, kültürel yayınlar vakfın çalışmaları arasında bulunuyor.

DEĞERLİ ESERLER
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı bünyesinde birbirinden değerli eserler kültür hayatımıza armağan ediliyor. Bunlar arasında özellikle Türk Dünyası Kültür Atlası son derece kıymetlidir. Diğer bazı kitapların isimleri ve müellifleri şöyle: Fatih Dönemi, Prof. Dr. Selahattin İçli, 50. Yılında Prof. Dr. Nevzad Atlığ, Türk Müziğinde Besteler ve Kompozisyonlar (Prof. Dr. Alaaddin Yavaşça), Oryantalizm ve Türkiye (Türkçe ve İngilizce), Maden Sanatı, İstanbul Ufku (Necat Birinci), Tarih Boyunca Türklerde İnsan Hakları (Türkçe, İngilizce, Rusça), Ressam Osman Hamdi, Ressam Malik Aksel, Gelenekten Geleceğe Örf ve Adetlerimiz (2009), Kültür Başkenti İstanbul (2010), Sürgün ve Göç (2015), İpek Yolu (2015). Vakfın yayınlarından amaç geçmişten günümüze intikal etmiş olan sanatlarımızı yaşatmak, geliştirmek, tanıtmak ve en ileri düzeyde temsil edebilmek…
ÖDÜL TÖRENLERİ
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’nın düzenlediği ödül törenleri, son derece önemlidir. Vakıf, kültür ve sanat konularında emek harcamış, kültürümüzün tarihî gelişimini incelemiş ve bu birikimlerini yeni nesillere aktaracak çalışmalara, ömürlerini vermiş şahsiyetleri ödüllendirmeyi bir borç olarak kabul etmiştir. Bu görüş ve düşüncelerle manevî, tarihî ve kültürel değerleri araştırmak, geliştirmek, korumak, yaşatmak, değerlendirmek, yaymak, tanıtmak amaçları ile ilim, kültür ve sanat alanlarında kültür değerlerimize hizmet veren yaşayan kültür ve sanat insanlarına kurulduğu yıldan itibaren ödüllendirmeyi hedeflemiş bulunmaktadır. Vakıf, 5 yılda bir edebiyatımız, tarihimiz, örf, adet, gelenek, görenek, sanatımız, müziğimiz gibi konularda hizmet vermiş şahsiyetlere duyulan saygı ve önemi belirtmek, genç nesilleri özendirmek amacıyla “Türk Kültürüne Hizmet Şükran Ödülü”nü veriyor. Ayrıca “Türk Dünyası Türk Dili Şeref Ödülü” de takdir gören bir ödül kurumu. Türkçemize hizmet eden bilim ve sanat insanlarına törenle mükâfatları veriliyor.
TÜRK SANATLARI YAYIN PROJESİ
“Türk Sanatları” başlığıyla projelendirdirilen ve 12 sanat konusunu geçmişten gelen birikimleriyle, sanatın evrensel dilini kullanarak, millî ve milletlerarası seviyedeki gelişmeler ışığında sanata farklı bakış açıları kazandırabilen, aynı zamanda köklü Türk kültürünü benimsemiş, paylaşımcı, katılımcı, özverili, modern imkânları birleştirebilen, çok yönlü, istikrarlı, araştırmacı ruha sahip, yetenekli, sanatçılar/araştırmacılar yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla değerli projeler hayata geçirilmektedir.
İHTİŞAM VE ZARAFET
Şüphesiz sanat kursları deyince akla ilk gelen müesseselerden biri de Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’dır. Vakfın uzun zamandan beri Ayasofya’nın hemen yanında mekân olarak kullandığı Caferağa Medresesi, bir bakıma klasik sanatlarımızın, gelenekten beslenen bir merkezi konumundadır. Sanatseverlerin ve gençlerin büyük ilgisini çekmektedir. Medrese bugün, Geleneksel Türk Sanatları Eğitim Merkezi olarak hizmet veriyor. Bu merkezde düzenlenen kurslardan bazıları şunlardır: Seramik, Mozaik, Çini, Keçe, Ebru, Hat, Tezhip, Minyatür, Kuyumculuk, Porselen Desenleme, Kâğıt Yapımı, Katı’ Sanatı. TKHV’nın musiki çalışmaları da büyük önem arz ediyor. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Başkanı Şerafettin Yılmaz ile vakıf hizmetleri hakkında bir mülakat gerçekleştirdik. Sorularımız ve cevaplar şöyle;
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, Türkiye’nin en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri. Kültür sanat alanındaki hizmetleriyle temayüz eden kıymetli vakfımızın kuruluş hikâyesinden, amacından ve kurucularından özetle bahseder misiniz?
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, 1985 yılında Kültür Bakanlığı’nın teşvik ve desteği ile dönemin Kültür Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu ve Kültür Müsteşarı Kemal Gökçe öncülüğünde kurulmuştur. Kuruluş amacı millî kültürümüzün korunması, geliştirilip yüceltilmesi, iç ve dış dünyaya tanıtılması ile kültür sahasında hizmet sunan kurumlarla, iş birliği yaparak millî kültürümüzü, vakıf anlayışının doğurduğu sorumluluğu taşımaya talip olarak gelecek nesillere aktarmayı hedeflemiştir.
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Resmi Senedi’nin 5. Maddesinde yer alan vakfın kurucu üyeleri listesinde: Mükerrem Taşçıoğlu, Kemal Gökçe, Ahmet Turgut Atasoy, Avni Akyol, Hulusi Çetinoğlu, Mustafa Sinan Genim, Mükerrem Berk, Tarık Galip Somer, Halil Kemal Kafalı, Orhan Oğuz, Muhteşem Semih Giray, Nevzad Atlığ, Ahmet Keskin, Cüneyt Gökçer, Mim Kemal Öke, H. Rıdvan Çongur, Ahmet Aydın Bolak, Zübeyir Ziyad Ebüzziya, Mahmut Şevket Rado, Yücel Çakmaklı gibi önemli isimler yer almaktadır.
Vakfımız, kuruluşundan itibaren amaç ve hedefleri doğrultusunda kültürümüzün birçok alanında hizmetlerini sürdürmektedir. Yayınlar, Taşınmaz Kültür Varlıklarının Restorasyonu, Geleneksel Türk Sanatları Atölye Çalışmaları, Sergiler, Araştırmalar, Panel, Konferanslar, Geleneksel Sahne Oyunları, Ödül Törenleri gibi konularda yapmış olduğu çalışmalarla vakfımız bir anlamda iş birlikleri oluşturarak kurulduğu günden itibaren tarih, kültür, sanat, eğitim konularının geliştirilmesi ve yeni nesillere aktarılması konusunda önderlik etmektedir.
İstanbul’da Sultanahmet-Küçük Ayasofya’da bulunan vakıf merkezinde yapmış olduğumuz çok yönlü çalışmalarla ve yayıncılık faaliyetlerine özellikle de Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleriyle de hayata geçirilen “Cumhuriyetin 100. Yılına Armağan Yayın Projeleri” ile yayın faaliyetlerine devam etmektedir. “Cumhuriyetin 100. Yılına Armağan Yayın Projeleri” kapsamında 2022-2026 yılları arasında 97 cilt eser yayın hayatına kazandırılmış olup, yayınlanması planlanan eserlerle proje kapsamındaki eserlerin 200 cilt ile tamamlanması planlanmıştır.

Sanıyorum vakfın mekânında değişiklikler oldu. Son olarak Küçük Ayasofya’da çok güzel bir mekânı hizmete açtınız. Vakfın eski ve yeni yerleri hakkında malumat lütfeder misiniz?
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı kuruluşundan 1990 yılına kadar giderlerini genel bütçeden sağlamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sivil toplum kuruluşlarına yönelik maddi desteği mevzuat değişikliği ile 1990 yılında kaldırılmıştır. Vakfımız, 2008 yılına kadar Yıldız Sarayı bünyesindeki farklı mekânlarda çalışmalarına devam etmiş olup, mevzuat değişikliğinden dolayı sivil toplum kuruluşlarına destek kaldırıldığından Yıldız Sarayı’ndan ayrılmak zorunda kaldık. Bu şekilde sadece bir mekânı kaybetmedik, bütçeden karşılanan maddi desteği de kaybettik. Küçük Ayasofya Mahallesi’nde 90 metrekarelik bir yer kiralayarak oraya taşındık ve faaliyetlerimizi orada sürdürmeye çalıştık.
Vakıf olarak Yıldız Sarayı’ndaki çalışmamız sırasında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bir projesi olan Türk Dünyası Kültür Atlası’nı yayınlamayı üstlendik. 15 yılda 12 ciltle tamamlanan eserde yayımlanan külliyatta konusunun uzmanı çok sayıda akademisyen hocamızın emekleri geçmiştir. Emeği geçen hocalarımızdan Türk Dünyası Kültür Atlası Osmanlı Dönemi (6 cildin) Yazı Kurulu başkanı ve Genel Koordinatörü, Cumhuriyet’in ilk kadın Osmanlı Tarihçisi Prof. Dr. Mübahat S. Kütükoğlu’dur. Bu eserin satışından elde edilen gelir ve banka kredisi de kullanarak Küçük Ayasofya’da yan yana iki bina satın alarak birleştirip yeni bir bina yapmaya teşebbüs edildi. Ama su basmanında imkânlarımız tükendi. Zamanın Valisi ziyaretimize gelmişti. Durumumuzu, kendilerine arz ettiğimizde rahmetli olan İstanbul Valiliği İl Özel İdaresi Genel Sekreteri merhum Sabri Kaya’ya telefon ederek mevcut binamızı akıllı bina olarak yapıp vakfımıza kazandırılmasını sağladılar. Şimdi mülkiyeti vakfımıza ait bodrum katı dahil 5 katlı 620 metrekare kullanım alanına sahip vakıf merkezimizde 2013 yılından itibaren faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz.
1989 yılında metruk bir halde, evsizlerin ve ayyaşların barınağı olan bir halde iken Kanuni Sultan Süleyman döneminde Bâbüssaâde Ağası olan Cafer Ağa’nın yaptırdığı bir Mimar Sinan yapısı olan Caferağa Medresesi, vakfımız tarafından restore edilişi sonrasından Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’na tahsis edilmiştir.
Burayı restore edebilmek için kapı kapı dolaşarak 700.000 dolar toplayarak restore ettirmiş ve Geleneksel Türk Sanatları Eğitim Merkezi olarak kullanımına kazandırmış durumdayız. Eğitim vermeye başladığımızdan bu yana yaklaşık 26 farklı dalda sanat eğitimleri verilmekte olup bu alan başlıkları zaman zaman değişse de eğitimlerimiz devam etmektedir. Bugüne kadar binlerce öğrenci sanat ve müzik alanında atölye çalışmalarına katılmıştır. Katılım belgesi almaya hak kazanan öğrencilerimiz olduğu gibi önemli eğitmenlerin de yetişmesine vakfımız öncülük etmiştir. Bu eğitim modelinin kurumumuzca ortaya konulması, sonradan pek çok devlet ve özel kuruluşlarının sanat eğitimi vermelerine rol model olmuştur. Caferağa Medresesi, yapılış amacına uygun olarak bir eğitim merkezi ve vakfımızın da iktisadi işletmesi konumunu sürdürmektedir.
Vakıf, uzun yıllar Ayasofya Camii yanındaki Caferağa Medresesi’nde kültür sanat alanında pek çok faaliyetin düzenlenmesine de vesile oldu. 26 Mayıs 1989’da hizmete açılan bu güzel mekân, “Geleneksel Türk Sanatları Eğitim Merkezi” olarak hizmet veriyor. Bilhassa Türk İslam sanatları (hat, ebru, minyatür, tezhip, cam işleme vs.) sahasında İstanbul’un en çok ilgi gören merkezlerinden biri oldu. Hatta pek bilinmeyen, unutulmuş sanatı da âdeta yeniden keşfederek Türk toplumunun dikkatine ve hizmetine sundunuz. Pek çok gencimiz buradaki sanat kurslarına devam etti, ediyor. Bu faaliyetler aralıksız devam ediyor. Caferağa Medresesi’nde başından bugüne kadar yapılan kültür sanat hizmetleri hakkında özetle bilgi alabilir miyiz? Bugüne kadar neler yapıldı, kısmetse bundan sonra ne gibi faaliyetler olacak?
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından, Mimar Sinan’ın 400’üncü ölüm yıldönümü vesilesiyle 1989 yılında restore ettirilen Caferağa Medresesi, bugün Geleneksel Türk Sanatları Eğitim Merkezi olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Caferağa Medresesi sanatı tarihle buluşturan bir vizyonda bir sanat merkezi olarak medreselerin öğretici misyonunu günümüzde de yapmış olduğu çalışmalar ve vermiş olduğu eğitimlerle yaşatmaktadır ve yaşatmaya devam edecektir. Geleneksel Türk Sanatlarının hem ülkemiz insanlarına incelikle öğretilmesi hem de kısa süreli olarak yurt dışından ülkemize gelen turistlere bu sanat dallarını uygulamalı olarak gösterilmesi bizim için gurur kaynağıdır. Tüm bu çalışmaların göstergesi olarak belirli aralıklarla düzenlenen öğrenci ve eğitmen sergileri burada ne denli verimli bir sanatsal faaliyetin gerçekleştiği ilgi duyanlara göstermektedir. Ayrıca her sanat dalı müstakil kitapla kaynak bir eser olarak hayata geçirilmektedir.
Türk Kültürüne Hizmet Şükran Ödülleri’niz var. Bu mükâfatlar ne zaman verilmeye başlandı. Her yıl veriliyor mu? Bu ödüllerde temel kıstas nedir, lütfen izah eder misiniz? Bu meyanda vakfımızın bir de Türk Dili Şeref Ödülleri var değil mi?
Vakfımız, Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulduğu 1985 yılından itibaren, kültürel değerlerimize hizmet vermiş oldukları alandaki faaliyetleri için yaşayan büyüklerini çeşitli alanlarda anmanın zaruretine inanarak, ödüllendirmeyi de geleneksel hale getirmiştir. Her 5 yılda bir kültürümüze hizmet eden 5 değerli büyüğümüze “Türk Kültürüne Hizmet Şükran Ödülü” vermekteyiz. Ülkemiz insanlarına verilmek üzere düzenlenmiş bir ödül iken bir de yine her 5 senede bir “Türk Dünyası Türk Dili Şeref Ödülü” verdiğimiz faaliyetimiz bulunmaktadır. Bu da yurt dışında bulunan yabancı Türkologlara verdiğimiz bir ödüldür. Türk diline, tarihine ve kültürüne hizmeti dokunanlara verdiğimiz ödüldür. Hizmetleri için verilen ödülde teşvik gayesi nazara alınmaktadır. Koronavirüs Salgını sebebiyle verdiğimiz ödüllere ara verilmiş olup, “Cumhuriyetin 100. Yılına Armağan” projesinin yoğunluğunun devreye girmesiyle ertelenmek durumunda kalmıştır. Muhtemelen 2027 yılından itibaren tekrar ödüllerimizi vermeyi planlıyoruz.
1985 yılında kurulan öncü STK’larımızdan biri olan Türk Kültürüne Hizmet Vakfı “41. Yılı”na girdi. “41 kere Maşallah” diyelim. Bu uzun ve bereketli ömür içinde düşünülüp de yapılamayan hizmetler var mıdır? Sizden yeni müjdeler alabilir miyiz?
Vakfımızın, 41 yıllık geçmişinde gündeminde olup, proje olarak gerçekleştiremediği en önemli konu “Türk Tarihi Coğrafyası Millî Parkı” adındaki projemizdir. Minimize edilmiş kültür varlıklarımızı ve belli oranda coğrafi varlıkları içeren bu projemiz gerçekleşseydi, planladığımız şekilde hayata geçireceğimiz alan, ziyaretçilerin kendilerini Türk dünyasının içinde seyahat eder gibi hissetmesini sağlayacaktı. Bu proje için devletimiz başlangıçta 20.000 dönüm arazi tahsis etmiş daha sonra verilen alan daraltılarak yaklaşık 14–15 bin dönüm civarında bir alan söz konusu olmuş ancak söz konusu alan Bakanlar Kurulu’nca başlı başına bu proje için değil turizm yatırımı şeklinde değerlendirerek tahsis edildiği için belirli bir süre sonra bu projemiz uygulanamaz hâle gelmiştir. Zira bu maksatla yapılan tahsislerde belli süreler ve bu sürelerdeki zorunlu işlemler yapılıp yetiştirilememiştir. Dolayısı ile de bu proje gerçekleştirilememiştir. Bu, vakıf olarak ve vakıf yönetimi olarak bizim içimizde kalan bir ukdedir. Belirttiğim projemiz haricinde vakıf merkezi ve medresemizdeki tüm çalışmalarımızı tüm gayretimizle devam ettirmekteyiz.
Osmanlı Devleti’nin 634 yıllık uzun ömrü içinde vakıfların büyük hizmetleri görülmüştür. Ecdadımız, hemen hemen her sahada vakıflar kurmuş, Devletine ve milletine çeşitli yollarla hizmet etmiştir. Bugün de Türkiye’mizde vakıf sayılarının giderek arttığını görüyoruz. Zât-ı âliniz ömrünü Türk milletine adamış bir hukuk, kültür sanat insanı ve ‘vakıf adam’sınız. Yeni kurulan ve kurulacak olan vakıflarda kuruculara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Temel hedefleri ne olmalıdır, nasıl hareket etmelidirler? Dikkat etmeleri gereken hususlar nelerdir?
Vakıfların kuruluş tarihini araştırdığımızda, başlangıçlarının Hz. Muhammed’e dayandığını görmekteyiz. Kendisine ait bir zeytinliği bağışlayarak daha doğrusu vakıf hâline getirerek tahsis etmesi bir başlangıç addedilir. Daha sonra varlık sahibi olan insanların mal varlıklarını tahsis etmek suretiyle vakıf geleneğinin başladığını ve geliştiğini görmekteyiz.
Esasen vakıflar, ebediyen yaşamak üzere topluma hizmet edecek alanlarda faaliyet göstermek üzere kurulmuş müesseselerdi. Bu geleneğin zaman içinde gelişerek Osmanlı Dönemine ulaştığında zirve yapmış olduğunu görmekteyiz. Takriben Osmanlı döneminde 50.000 civarında vakıf olduğu belirtilmektedir. Cumhuriyet ile birlikte bu vakıf anlayışının fevkalade küçüldüğü adeta yok sayılacak hâle geldiğine şahit olunmaktadır.
VAKIFLAR YENİDEN REVAÇ BULUYOR
Ancak bugün içinde yaşamış olduğumuz dönemde, vakıfların yeniden revaç bulduğunu ve sayıların süratli bir şekilde arttığına şahit olmaktayız. Ancak bir vakfı ebediyen yaşatacak bir ölçüde bir mal varlığı tahsisi yerine bir sivil toplum kuruluşu örneği olan dernekler gibi vakıfların, vakıf hüviyeti kazanması için varlık tahsisi şartı aranmamaktadır. Bu durum ise, bir vakfın kuruluş amacı doğrultusunda hizmet verme hâlinin devamlılığına imkân vermemektedir.
Dernekler nasıl yaşıyorsa vakıflar da farklı kaynaklardan para temin etmek suretiyle yaşama gayreti içine düşmektedir. Bu durum da geleneksel vakıf anlayışımız ile uyuşmamaktadır. Bu konuda, vakıfların kuruluş amaçları doğrultusunda varlık göstermeleri için vakıfların en başındaki kuruluş sürecindeki anlayışa dönülmek ve bir vakfı Allah yolunda hizmetlere imkân verecek mal varlığı tahsisi ile kurulması şartına bağlanmalıdır. Bunun, vakıfları verimli kılacak bir yöntem olduğu inancındayım. Temennim, bu konunun mevzuatta yapılacak bir düzenleme ile vakıfların kuruluşu, bir mal varlığı tahsisi şartına bağlı olmalarıdır. Aksi hâlde vakıflar maalesef birer tabela kuruluşu olarak kalmak durumundan öteye geçemez.
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı deyince akla hemen ve ilk olarak 12 ciltlik Türk Dünyası Kültür Atlası projesi geliyor. Kültür sanat camiasında büyük heyecana vesile olan bu proje hangi safhadadır, ne zaman tamamlanacak? Muhtevasından bahseder misiniz?
Bu eserimiz tamamlanmıştır. 12 ciltlik Türk Dünyası Kültür Atlası projesi, İslam Öncesi Dönem: 1 cilt, Selçuklu Dönemi: 2 cilt, Osmanlı Dönemi: 6 cilt, Cumhuriyet Dönemi: 2 cilt, Türk Devlet ve Toplulukları: 1 cilt olmak üzere tamamlanmış bir eserdir. Eserimiz ele aldığı her dönemi kendi içinde siyasi tarih, dil, din, müzik, mimari ve sanat dalları gibi alt başlıklarda ele almıştır. 12 ciltlik eserimiz dışında 166 devlet kurmuş olan milletimizin tarih atlası yoktu. Bu konu ele alınarak ülkelerin en güncel veriler ve yeniden çizilmiş haritalarla ele alınmış hâlini Türk Devletleri Tarih ve Kültür Atlası adıyla tek bir cilt olarak ve daha önce gerçekleşmemiş bir atlas projesi ile farklı bir sistemde yayınladık. 60’ın üzerinde akademisyenin çalışması ile ilk defa vakfımız tarafından hazırlanan bu eserimiz 600 sayfanın üzerindedir. Bu çalışmamızı okullar için özet niteliğindeki bir diğer versiyonu da Türk Devletleri Tarih Atlası adını taşımaktadır ve okuyucu tarafından yoğun ilgi görmektedir.
Türk kültürüne, sanatına, edebiyatına ve fikir hayatına hizmet eden unutulmaz büyük şahsiyetler hakkında çok değerli eserler hazırladınız. Bu biyografi serisindeki büyük boy prestij ve emek mahsulü kitapları, konunun uzmanları hazırladı. Bu vefa dolu neşriyat hakkında bilgi lütfeder misiniz? Konu, ilk olarak ne zaman gündeme geldi ve bugüne kadar hangi eserler hazırlanıp yayımlandı? Proje kaç kitapta tamamlanmış olacak?
Vakfımızın, “Cumhuriyetin 100. Yılına armağan Yayın Projeleri” kapsamında hayata geçirdiği ve en başından beri en önemli alt başlıklardan biri olarak gördüğümüz bu yayın grubunda bugüne kadar 44 önemli biyografi yayımlanmıştır. Türk Edebiyatında Biyografi geleneğinin oluşmadığı düşüncesiyle, bu geleneği oluşturmayı görev addetmiş olarak çalışmamızı yürütmekteyiz.
“Kültürümüzün Temelini Oluşturan Değerli İnsanlarımızın Biyografileri” başlıklı yayın, hayırsever iş adamlarının sponsorluğunun yanında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün de maddi destekleriyle yayımlanmaktadır. Türk dünyasına fikrî anlamda katkıları olmuş ancak kendileri hakkında yazılı kaynağın yeterli ölçüde bulunmadığı isimlerin biyografilerini konu edinmektedir.
BİYOGRAFİLER İLGİ GÖRÜYOR
Bu yayın grubumuzun, yalnızca akademik camia tarafından tercih edilmesinin yanı sıra, genç okuyucu kitlesi ile farklı yaş, meslek gruplarından kişiler tarafından da ilgiyle okunması, takip edilmesi hedeflenmektedir. Biyografisi yazılacak şahsiyetlerin, ilim ve fikir hayatımıza kazandırdıkları, şahsiyetlerine ve kültürel hayatlarına dair bilgilerin eserlerimizde yer alması, okuyucularımızın çok yönlü bilgi edinmelerini, bu vesileyle hayatlarına kültürel anlamda zenginlik sağlamaları, çalışmamızın amacına ulaşmasına katkı sağlayacağını bize düşündürmektedir.
Biyografi eserlerinin gündeme gelmesi, Nihad Sâmi Banarlı’nın doğumunun 117. Yılı münasebetiyle o zamanlar Marmara Üniversitesi’nin Sultanahmet’teki binasında yaptığımız toplantı sonrası gündeme geldi. Bu toplantıdan önce 250 kişi ile yapılan söyleşide Nihad Sâmi Banarlı’nın kim olduğunu yalnızca 15 kişi bilmiş, onlar da ya öğrencisi olmuş ya da bir kitabını okumuş kişiler olduğu anlaşılmıştır. Daha dün denecek kadar yakın zamanda Hakk’ın rahmetine kavuşan bu denli önemli bir değerimizin bilinmemesi bizi çok sarstı ve değerlerimizi unutturmamaya karar verdik. Önemli isimlerimizin biyografisi olarak Nihad Sâmi Banarlı biyografisi de dahil olmak üzere bugüne kadar 44 eser ortaya koyduk ve muhtemelen 85 eser ile bu seriyi tamamlamış olacağız. Böylece değerlerimizi, arkadan gelen nesiller de bilerek, bu değerlerin hayatına ilişkin bilgilere ulaşma imkânına sahip olacaklar.
Özellikle üzerinde durmak istediğimiz ve dünyada ilk defa yapılan bir yayın çalışmasını belirtmek isterim. Finansmanını Acıbadem Hastaneleri’nin kurucusu ve Acıbadem Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Ali Aydınlar’ın sağladığı Türklerin Mimari Mirası adlı eserimizdir. Mehmet Ali Bey’in rahmetli oğlunun adını taşıyan Kerem Aydınlar Vakfı ve vakfımızın logosunu taşıyan bu eser, prestij bir eserdir ve 16 cildi yayımlanmış olup 50 ciltte tamamlanacaktır. 2028 yılında ikmal edilmesi planlanan bu eser için sayın Mehmet Ali Aydınlar’a milletim, vakfım ve şahsım adına şükranlarımı sunarım.
Tabii 41 yıllık bir vakfın bütün hizmetlerini bir röportajda tamamen ele almak ve konuşmak kolay değil. Yıllar boyunca çeşitli geziler yapılmış, konserler verilmiş, sergiler açılmıştır. Vakfımızın, -sorularda olmayan- unutulmayan belli başlı hizmetlerinden, faaliyetlerin lütfen bahseder misiniz?
Öncelikle 2023 yılı itibariyle bugüne kadar çok ciddi uğraşılar ile hayata geçirdiğimiz nitelikli 97 eserden oluşan ve 200 eser ile tamamlanacak olan “Cumhuriyetin 100. Yılına Armağan Yayın Projeleri” vakfımızın son yıllarda üzerinde titizlikle çalıştığı bir alandır. Bu çalışmamızı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve farklı sponsorların destekleriyle yayın hayatına kazandırmaktayız.
Son yıllarda bu çalışmalarımız ile aldığımız bazı ödüller ve yaptığımız özel faaliyetlerin birkaçından bahsetmek gerekirse:
Selâhattin İçli’yi Anma ve Kitap Tanıtım Konseri Atatürk Kültür Merkezi: Türk Kültürüne Hizmet Vakfı kurucularından Selâhattin İçli’nin 102. Doğum günü vesilesiyle Güneşin Battığı Yerde Selâhattin İçli’yi Anma ve Kitap Tanıtım Konseri 11 Kasım 2025’te Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro salonunda gerçekleştirilmiştir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleri, vakfın mütevelli heyeti üyesi Hikmet Özkahraman’ın konser organizasyonu hazırlığı konuk sanatçı olarak Ahmet Özhan’ın katılımı ve vakıf yetkililerinin koordinasyonu ile gerçekleştirilen konser yoğun bir ilgiyle karşılanarak beğeni kazanmıştır.
TÜYAP 42. ULUSLARARASI İSTANBUL KİTAP FUARI (2023-2025): 2023 yılı itibariyle Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Yayınları bir yayınevi olarak tüm yayınlarıyla üçüncü kez bir kitap fuarında yer alarak ilgililerle buluşmuştur.
Nevzat Atlığ’a Saygı Konseri Atatürk Kültür Merkezi: Türk Kültürüne Hizmet Vakfı kurucularından 9 Aralık 2023’te vefat eden Prof. Dr. Nevzat Atlığ’nın 99. Doğum günü vesilesiyle, “Musikiye Adanmış Bir Ömür” Prof. Dr. Nevzat Atlığ’a Saygı Konseri 14 Ekim 2024’te Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro salonunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleri, vakfın mütevelli heyeti üyesi Hikmet Özkahraman’ın konser organizasyonu hazırlığı ve vakıf yetkililerinin koordinasyonu ile gerçekleştirilen konser yoğun bir ilgiyle karşılanarak beğeni kazanmıştır.
Türk Edebiyatı Vakfı Madalya Takdimi: Türk Edebiyatı Vakfı merkezinde Ahmet Kabaklı’nın 100. Doğum Yıldönümü sebebiyle 21 Aralık 2024 tarihinde gerçekleşen törende, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Şerafettin Yılmaz’a madalya takdim edilmiştir.
Mehmet Genç’i Anma Programı- Altunizade Kültür Merkezi (18 Mart 2022): Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından müteveffa Mehmet Genç Hocamızın hayata veda edişinin sene-i devriyesi olan 18 Mart 2022 tarihinde, Av. Şerafettin Yılmaz, Prof. Dr. Fehmi Yılmaz, Beşir Ayvazoğlu, Cengiz Aydoğdu, Ekrem Ayyıldız, İhsan Ayal konuşma ekibiyle anma etkinliği gerçekleştirilerek büyük ilgiyle karşılanmıştır.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri (23 Mart 2022): T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, Türkiye’de özgün eser, uygulama, yorum veya bilimsel araştırmalarla katkı sunanlara verilen Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri’nin 2021 yılı sahiplerinden biri olarak Türk Kültürüne Hizmet Vakfı seçilmiştir. Türkiye’nin kültür mirasına ve sanat dünyasına gönül birliği içinde hizmet veren topluluk veya kuruluşları takdir ve teşvik etmek amacıyla verilen ödüller, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz başkanlığında vakfımız, medeniyetimizin çok önemli temel taşlarından biri olan vakıf anlayışının doğurduğu sorumluluğun bilinciyle kültürel mirasımızın birçok alanında yapmış olduğu çalışmalarla iş birlikleri oluşturması, öncülük ve koordinatörlük statülerini vakıf anlayışı içinde yürüten köklü bir kuruluş olmasıyla ödüle layık görülmüştür. Ödül töreni 23 Mart 2022’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ani seyahati dolayısı ile Cumhurbaşkanı vekilimiz ve Kültür Bakanımız nezdinde vakıf yönetim kurulu başkanı sıfatı ile vakıf başkanı olarak şahsıma verilmiştir.
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (Türksoy) Ahmed Cavad’ın Doğumunun 130. Yılı Anısına Ödülü (6 Haziran 2022): Azerbaycan İstiklal Şairi Ahmed Cavad’ın doğumunun 130. yılı, 6 Haziran 2022 tarihinde bir dizi etkinlikte Ankara’da kutlandı. TÜRKSOY, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Etimesgut Belediyesi iş birliğindeki anma etkinlikleri dahilinde ardından Türk Tarih Müzesi ve Parkında düzenlenen ödül töreninde Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Şerafettin Yılmaz, vakıf bünyesindeki çalışmalarıyla ödüle layık görüldü.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Yayıncılık Özel Ödülü:
Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) kuruluşunun 45’inci yılında 41’incisini düzenlediği “Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri” sahipleri, TYB’nin Ankara’daki genel merkezinde 41’incisini düzenlediği “Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri” sahiplerini düzenlenen basın toplantısı ile duyuruldu. Toplam 29 kategoride ödül verilen organizasyonda Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, yayıncılık faaliyetleri ile TYB Yayıncılık Özel Ödülü”ne layık görüldü. TYB tarafından ödül töreninin 2023 yılı içinde yapılacağı bilgisi verilmiştir. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’nın Cumhuriyet’in 100. Yılına Armağan Yayın Projesi kapsamında “Kültürümüzün Temelini Oluşturan Değerli İnsanlarımızın Biyografileri” başlığındaki Ahmet Mithat Efendi Çalışmaya Vakfedilen Bir Hayat adlı eseri kaleme alan Fazıl Gökçek, TYB Biyografi ödülüne layık görülmüştür.
Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) 2022 Kültür Sanat Ödülleri: Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin düzenlediği bu yılki “ESKADER Kültür Sanat Ödülleri”nin sahipleri, dernekten yapılan açıklamaya göre, ESKADER Yönetim Kurulu, dernek üyeleri ve kültür sanat camiasından birçok kişinin katkılarıyla seçildi. Bu yıl 24 dalda 27 kişi ve kuruma ödül verildi. Titiz araştırma ve inceleme sürecinden sonra belirlenen ödüller arasında Türk Kültürüne Hizmet Vakfı “Kurum” alanında ödüle layık görüldü. Ödül töreni, Fatih Belediyesi Kültür Sanat Merkezi’nde 23 Aralık 2023 tarihinde yapılmıştır.
BEYOĞLU KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ TKHV 2023
Cumhuriyetin 100. Yılına Armağan Yayın Projeleri Basın Toplantısı / Lansmanı (17 Ekim 2022): T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafında üçüncüsü düzenlenen festival kapsamında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da destekleriyle hazırlıkları yapılan “Cumhuriyetin 100. Yılına Armağan” başlığındaki yayın projelerinden baskısı yapılmış olan eserlerin basın toplantısı gerçekleştirilmiştir. 17 Ekim 2022 tarihinde festival kapsamında Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilen basın toplantısı, T. C. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy, T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Sayın Ahmet Misbah Demircan, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı sıfatı ile ben ve Mütevelli Heyet Üyelerinden bazılarının iştiraki ile ilgili yayın projelerinin yazar ve editörlerinin katılımı ve farklı kanallardan basın mensuplarının alakası ile gerçekleştirilmiştir.
Ülkemizde vakıflar arasında düzenli bir iletişimden, ahenkli bir irtibattan söz edilebilir mi? Aynı kutlu amaca hizmet eden vakıf yöneticileri arasında buluşmalar oluyor mu? İstişareler yapılıyor mu? Müşterek faaliyetler, projeler düşünülüyor mu?
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı olarak özellikle sanat eğitimlerimizin söz konusu olduğu işletmemiz TKHV Caferağa Medresesi, geleneksel sanatlarımızın eğitimi konusunda yurt içinde ve yurt dışında farklı kurum, vakıf ve derneklerle zaman zaman iş birliği içindedir. Bu anlamda ülkemizdeki benzer kurumlar ile iletişim hâlinde olmak ve kültürel iş birlikleri sağlamak bizim için mutluluk unsurudur. Bu iletişimin daha farklı kurumlarla benzer amaç güdülen vakıflarla kuvvetlenerek devam etmesi temennimizdir.

Cevaplarınız ve kıymetli açıklamalarınız için çok teşekkür ederim efendim.
Ben de vakfımıza göstermiş olduğunuz ilgi için teşekkür ediyorum.
