RÖPORTAJLAR
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”

Zenginliğimiz Eşyalar mı?
Eklenme Tarihi: 17 Ocak 2019, Perşembe 04:37 - Son Güncelleme: 17 Ocak 2019 Perşembe, 04:38
Font1 Font2 Font3 Font4



Zenginliğimiz Eşyalar mı?
Aysun İzci

 

Her kız evlenirken en beğendiği yemek takımlarını alıp vitrine dizer, ayda yılda bir misafir gelince çıkartır belki de. Babamda ben nişanlıyken hadi gel kızım alışverişe gidiyoruz demişti, bir iş çıkışımda. Yemek takımlarına bak hangisi  hoşuna giderse alalım dediğinde bir sürü yemek setinin arasında karar vermek bir hayli zordu. Babamın zevkine oldum olası güvenirim.  Hem kaliteyi hem de göz zevkini doyurucu bulduğum için babamın gözlerini takip ettim, hangi köşeye iliştiyse gözleri o köşede ki yemek takımlarına baktım, gerçekten çok sevmiştim. Size günü gelince söz veriyorum çok güzel bir sofra hazırlayacağım dediğimde gülüşmelerimiz huzur verdi ortama. 
 

Günü geldi çattı çeyizim yuvama gitti. 23 yıldır yaşadığım yuvamdan çıktım. Artık yepyeni bir yuva vardı ortada o yuvayı ben kuracaktım. Temellerini ben atacaktım artık annemin emek verdiği yuva değil emek vereceğim yuvama uçmuştum. Annemin bir sözü vardı küçükken aklımda yer edinmişti, çok hoşuma gitmişti. Yer yer düşünüp annemi hep takdir etmiştim.
Yeni soyadıma daha alışmaya çalışıyordum. Zoruma gidiyordu. Bir anda her kurumda başka bir hitapla çağrılıyorsun. Yine aklıma annemin o sözü geldi. "Ben babamın soyadından çok eşimin soyadıyla yaşadım. Eşimin soyadıyla aileme emek verdim. Tabiki de ailem başkadır ama benim yıllarım hayatım burada geçti. Yuvam bura kızım" demişti. Gözlerim dolukladı ne güzel bilinçti. İşte bu söz benim hayat felsefem olmalı.  Belki babamın soyadı kadar daha eşimin soyadını taşımadım henüz ama emek verilmeden, emektar olunmadan taşınılmazdı zaten. Rabbim yuvamıza emektar eylesin bizi…


Ve nasip ya yuvamı kurdum ama henüz yuvamda yaşamak nasip olmadan kurduğumuz evi, başka bir eve taşımak nasip oldu. Nakliyat işlerini bilirsiniz,  illaki bir şeyler zarar görür. Benim çeyizim daha hiç kullanamadığım mobilyalarım, eşyalarım. İçimde ister istemez bir tereddüt oluştu. Ve korktuğum başıma geldi. Hayranlıkla aldığım yemek setimin bir çok parçası nakliyatçıların dikkatsizliği ve ihmalkarlığı sonucu kırıldı. Çok üzülmüştüm. Eşimin içeri gelip gözümün içine bakışını unutmuyorum. “Şaka de bana nolur” dediğimde  çok ciddiyim cevabını aldığımda sinir küpü oldum çünkü tamamen ihmalkarlık sonucu hiç kullanmadığım yemek setim zarar gördü. Üzüldüm belki günlerce. Üzüntümün ne kadar yersiz olduğunu eşimin de ben üzüldüğüm için üzüldüğünü fark ettiğimde anladım. Kırılan tabak olsun, bir kase olsun, bir set olsun ne olur ki… Kırılan kalpler  olmasın yeter ki. Kaybettiğimiz eşyalar olsun, kaybolan insanlar, yuvalar, dostluklar, akrabalık olmasın yeter ki…


“Aman hadi gel bu set 12 kişilikti kalan parçalar elbette yeter bak şuan iki kişiyiz  güzel bir sofra kuralım da mutlu mesut severek aldığım takımın tadını çıkartalım.”  Belki de başıma gelen o üzücü olay sayesinde o takımın benden eşimden değerli olmadığını daha yuvamın başında öğretti bana. Her şerde bir hayır var işte. O takımların kırılan bir kaç parçası sayesinde, evimin en değerlileri eşim ve kendim olduğunu anladım. O kırılan parçalar sayesinde o güzel takım evime gelecek ilk misafirleri vitrinde beklemeyip bana ve eşime açıldı sunuldu güzel bir sofra, mutluluk, huzur, neşe kattı. İlk olaya ne kadar can sıkıcı bir şey gibi baksam da şu anda o kırılan bir kaç parça milyonlarca kez şükür sebebim. 


Hayatta en büyük zenginlik ailenizin yanında olması, güzel bir yuvanızın olması ve size saygı duyan sonra seven bir eşinizin olması. Bırakın eşyalar olmasın kırılsın eskisin yeter ki hayatımızda ki insanlar var olsun onlar kırılmasın, onlar hep yeni kalsın. Eşyalar değil mutluluklar baki kalsın…


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!