RÖPORTAJLAR
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
Eklenme Tarihi: 13 Eylül 2020, Pazar 00:52 - Son Güncelleme: 13 Eylül 2020 Pazar, 00:52
Font1 Font2 Font3 Font4



Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
Mehmet Nuri Yardım

 

 

“Bir âlim göçtü, bir âlem göçtü.” Bestekâr, koro şefi, musiki kitapları müellifi ve Hoca Yusuf Ömürlü, kısa bir süre önce Allah’ın rahmetine kavuştu. Ömrü hizmetle geçen Yusuf Hocanın vefatı, sevenlerini kedere sevk etti, musiki camiasında hüzün meydana getirdi.

 

Bazı insanlar vardır hep hayırda bulunmuş, hayırla yoğrulmuştur. Hedeflerini hayra ve doğruya göre tayin etmiştir. Bütün ömürlerini bu gaye uğrunda harcamışlardır. Onlar için dur durak yoktur. Çalışırken zahmet onlar için rahmete dönüşür. Sadece yapılacak iş, edilecek hizmet ve yürünecek yol vardır. Sebeplere başvurur, üstlerine düşen görevi yerine getirir ve neticeyi Allah’tan beklerler.  İşte Yusuf Ömürlü Hoca da ömrünü musikimize hasreden idealist insanlarımızdandı. Bir mefkure adamı, bir gaye ve dava insanıydı. 1965’te yani 55 yıl önce Ekrem Hakkı Ayverdi ile tanışması onun istikametini ve hedefini tayin etmişti. O artık ulu gayenin hizmet eri, vazgeçilmeyen sütunuydu. Talebe yetiştirdi, beste yaptı, ilahilerimizi topladı ve korolar yönetti. Bir ömrü hayra hizmet etmek, musikimize sahip çıkmak ve çıktığı ulu yolu kat etmekle geçiren Yusuf Ömürlü ile geçmişe bir mülâkat yapmıştım. Kubbealtı’nın hizmet verdiği Köprülü Medresesi’nde bize hayatını, musiki âlemiyle münasebetlerini ve bugüne kadar yaptıklarını anlatmıştı. Bir tevazu abidesi olan Yusuf Hocaya yönelttiğim soruları ve aldığım cevapları aziz hocamıza rahmete vesile olması dileğiyle okuyuculara arz ediyorum.

 

 

MEHMET NURİ YARDIM: Hocam musiki hayatınız nasıl başladı, lütfen anlatır mısınız?

 

YUSUF ÖMÜRLÜ: 1936 İstanbul doğumluyum. Çocukken Hacıkadın semtinde otururduk. Küçükpazar Hacıkadın… Orada çocukluk devrem geçti. Ben çok küçükken esnaflık yapan babam bizi yanında götürür, yetiştirirdi. Hacıkadın Camii vardı. Ablamla beraber oraya gittik, Kur’an-ı Kerim öğrenmeye başladık. Benim sesim çok güzelmiş. Kur’an okurken dikkat çekmişim. Mahallede beni dinleyenler çok beğenmiş. Ama bir gün ablamın dili tutuldu. Sonra bir başka gün kahvaltıdaydık. Birden karşımda cici annem, “Aaa Yusuf’un gözü şaşı olmuş, nazara geldik.” dedi. Sonra biz aynı hocadan ders gördük… Benim gözüm düzeldi, ama maalesef ablamın dili vefatına kadar öyle kaldı. 7 yaşlarındaydım.

 

Daha sonra biz ailece Cibali semtine taşındık. Orda ilkokul tahsilimi tamamladım. Hatta ortaokula da orada başladım. İstanbul Erkek Lisesi’ne devam ettim daha sonra. Mesela lisede edebiyat öğretmenim Hilmi Sorgut’tu. Şarkı güfteleri de yazardı. Musikiyle alakalıydı. Beni de teşvik etmiştir. Aşağı yukarı 1950 civarında başladım. Eminönü Öğrenci Lokali’nde Ârif Sami Toker musiki dersleri veriyordu. Oraya gittim, bir buçuk sene devam ettim. Ondan sonra Ârif Sami Bey’in Gülhane Parkı’nın karşı köşesindeki evine devam etmeye başladım. Yaklaşık iki buçuk sene kadar bu hocadan ders aldım. Ondan sonra Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne gittim. Tamburî Haldun Ersin’in vasıtasıyla Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne devam etmeye başladım. Cemiyete 1960’a kadar, yaklaşık 5-6 sene gidip geldim. Orada şef muavini oldum.  Daha sonra oradan ayrıldım. 1957’de Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiştim. Bu tahsilim devam ediyordu. Tahsilin yanı sıra musiki faaliyetlerine de zaman ayırıyordum. Fakültede okurken evlendim. 1962’de Musiki Dershanesi kurduk.

 

 

YARDIM: Bu dershaneyi kimlerle ve nerede kurdunuz?

 

ÖMÜRLÜ: Şehzadebaşı Yeni Sinema’nın bulunduğu binada kurduk dershaneyi. Tülin Korman, Necdet Yaşar, Cahit Peksayar, Erol Deran, Rüştü Eriç ve ben dershanenin hocalarıydık. Talebeler arasında Yılmaz Karakoyunlu da vardı. O zaman Mülkiye’de okuyordu. 1965 yıllarında Ekrem Hakkı Ayverdi Beyefendiyle birlikte Osmanlı’nın kuruluştan Fatih devrine kadar olan mimârî eserlerimizi ele alan dört ciltlik bir eser Osmanlı Asırları’nı yayına hazırladık. Ben 1975’te rahatsızlandım, bu çalışmalar ise devam etti.

 

 

YARDIM: Peki hocam, Kubbealtı musiki faaliyetleri nasıl başladı?

 

ÖMÜRLÜ: 1975 yılıydı. Sâmiha Ayverdi, Ekrem Hakkı Ayverdi ve Kubbealtı’nın diğer kurucuları bir musiki enstitüsünün kurulmasını kararlaştırdılar. Bu yönde ilk faaliyetler başladı ve ben de bu çalışmaların içinde bulundum.

 

 

YARDIM: İlk musiki çalışmaları nasıl başladı, hangi hocalarla çalıştınız ve sanatta hangi sistemi takip ettiniz?

 

ÖMÜRLÜ: Biz musikinin orijinal özelliklerini korumak maksadıyla, klasik Türk musikisini gayet derecede iyi bilen hocalarla çalışmayı tercih ettik. Bunlar arasında Münir Nureddin Selçuk, Kemal Batanay, Cahit Gözkan, Nermin Suner Pekin ve bendeniz musiki dersleri vermeye başladık. Nermin hoca edebiyat öğretiyordu.

 

 

YARDIM: Çalışmalarınızı daha çok hangi yönde yoğunlaştırdınız?

 

ÖMÜRLÜ: Biz başladığımız yıllarda musikimizin belli başlı üç meselesi vardı, üç sahada hizmet edilebilirdi. Bunlar birincisi eğitim, ikincisi icra, üçüncüsü neşriyattı. İlk ikisi çok büyük bir maddi meblağ istediği için vakıf olarak bunu karşılayamadık ve ağırlıklı olarak neşriyat hizmetine başladık. Yaklaşık 55 civarında eser neşrettik. Birisi Klasik Mûsikî Eserleri. Bunlar 39 fasikül içerisinde 

450 kadar eseri ihtiva ediyor. Saz Eserleri Külliyatı var. Her biri 30 peşrev, saz semaisi. Bunlar da 4 cilttir. Toplam olarak 60 eser. Ayrıca İlahiler’i hazırladık. Bunlar 9 kitap. Tamamında 1007 eser bulunuyor. Basılı eserlerin dışında sesli çalışmalar da yaptık. Bunlar arasında 9 adet kaset çalışması da bulunuyor. 4’ü Meral Uğurlu’nun kasedi. İki tanesi Alaettin Yavaşça’ya ait. İki kaset de Miraciye’den oluşuyor. Ahmet Hatipoğlu’nun okuduğu Miraciye. Bir kaset de Cinuçen Tanrıkorur ve arkadaşlarından saz eserleri. Bu arada Fetih Cemiyeti tarafından “Yahya Kemal’in Bestelenmiş Şiirleri” isimli kaset de hazırlandı.

 

 

YARDIM: Mûsikî kurslarınız var uzun yıllardır devam eden. Biraz da bu çalışmalarınızı merak ediyoruz?

 

ÖMÜRLÜ: Tabii ki haftada bir verdiğimiz musiki kursları yetersiz görülebilir. Ancak ben, sanat hayatımızın temel meseleleri üzerinde duruyorum. Hassas konuları anlatıyorum. Ve teferruata girmeden öğrencilere musikimizi sevdirmeye ve öğretmeye çalışıyorum. Bu kurslar herkese açık. Kabiliyeti olan, isteyen bütün gençler müracaat edebilirler. Geleneği kuvvetli, temeli sağlam olan bu camianın kurslarına devam eden öğrencilerin çok şeyler kazanacaklarına inanıyorum.

 

 

YARDIM: Mûsikîmizin bugün durumunu nasıl görüyorsunuz?

 

ÖMÜRLÜ: Maalesef musikimizde umumi bir yozlaşma var. Toplumuzun değişik kesimlerinde görülen bozulma üzülerek görüyoruz ki musikimize de sirayet etmiştir. Biz buna direnenlerdeniz. Her şeye rağmen güzel musikimizi sevdirmek ve gençlere benimsetmek için çaba gösteriyoruz ve bu çabayı devam ettireceğiz.

 

 

YARDIM: Mûsikî dünyasında dostluk kurduğunuz isimleri lutfeder misiniz, bu şahsiyetleri yeni nesillere, gençlere tanıtmak gerekiyor.

 

ÖMÜRLÜ: Başta Münir Nurettin Selçuk ve Kemal Batanay, Cahit Gözkan olmak üzere Emin Ongan, Nevzat Atlığ, Alaettin Yavaşça, Rüştü Eriç, Erol Deran, Cinuçen Tanrıkorur vs. bütün mûsikî üstatlarıyla dostluğumuz devam etmiştir.

 

 

YARDIM: Musikimize karşı gençlerin büyük bir ilgisi gözleniyor. Bu durum bir ümit vadediyor mu?

 

ÖMÜRLÜ: Bu alaka güzel, ama maalesef gençler iyi kanalize edilemiyor. İyi bir eğitim göremiyorlar. Üzülerek belirtelim ki musiki öğretme iddiasında olanların çoğu kâfi derecede musiki bilgisine sahip değil. Bir kursa bir süre devam eden veya belli bir zaman musikiyle alakadar olanlar, bir anda kendilerini hoca olarak kabul edip ders vermeye başlıyorlar. Bu tabii ki musikimizde ciddi bir sıkıntıya ve yozlaşmaya sebebiyet veriyor. Bu bakımdan mûsikî çalışmalarının çok titiz yapılması ve sanatımızın hakkının verilmesi gerekiyor.

 

 

YARDIM: Efendim büyük hizmetleriniz ve kıymetli cevaplarınız için çok teşekkür ederim.

 

ÖMÜRLÜ: Ben de size, alakanızdan dolayı müteşekkirim.

 

 

 

ÖMRÜNÜ KLASİK MUSİKİMİZE ADAMIŞTI

 

1936 yılında İstanbul’da doğan Yusuf Ömürlü, Güzel Sanatlar Akademisi’nden Yüksek Mimar olarak mezun oldu. Müziğe Ârif Sâmi Toker ile başlayan Yusuf Ömürlü 1956-60 yılları arasında Üsküdar Musıki Cemiyeti’ne devam etti ve burada Emin Ongan’ın yardımcılığını yaptı. 1971’de Münir Nurettin Selçuk, Kemal Batanay ve Cahit Gözkan ile Kubbealtı Cemiyeti’nde müzik çalışmalarını başlattı. Bu arada Ekrem Hakkı Ayverdi’nin “Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan Fatih Devri sonuna kadar Osmanlı Mimarisi” serisinin rölöve çalışmalarına asistan olarak katıldı. 1975 yılında felç geçirmesi üzerine mimarlığı bırakarak yalnız musiki ile uğraşmaya başladı.

 

Toplam 1007 adet ilâhi, 465 adet klâsik eser, 120 adet saz eseri, 100 adet Yahya Kemal ‘in bestelenmiş şiirleri ve 78 adet Ken’an Rifâî Hazretleri’nin bestelenmiş eserlerinin notalarını bizzat kendisi yazmıştır. Bu eserler Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı tarafından yayınlanmıştır. 2007 yılında, içinde 428 adet ilâhi bulunan Rahmet Peygamberine İlâhiler isimli kitabı hazırlamıştır. Bu kitap TÜRKKAD İstanbul Şubesi tarafından yayınlanmıştır. Üsküdar Mûsıkî Cemiyetinde tanıştığı rahmetli Erten Ömürlü ile evli olan merhum Yusuf Ömürlü’nün musiki ile meşgul olan üç evladı (Elif Ömürlü Uyar, Dilek Ömürlü Güldütuna ve Emre Ömürlü) bulunuyor.

 

12 Haziran 2010 tarihinde ESKADER TZT Kültür Merkezi’nde bir saygı toplantısı düzenlemişti. 12 Nisan 2017 tarihinde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü ile Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nce (ESKADER), Hoca için Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde “Yusuf Ömürlü’ye Saygı Gecesi” tertip etmişti. Geceye tanınmış bilim adamları, yazarlar ve sanatçılar katılmış, eserlerinden örnekler seslendirilmişti. Uzun yıllar ders verip çok sayıda talebe yetiştiren Ömürlü hakkında yakın arkadaşı Ergun Balcı’nın, 2003 yılında Cibali'den Kubbealtı’na Yusuf Ömürlü, 2016 senesinde ise Musikiye Adanmış Bir Ömür Yusuf Ömürlü’nün Hayatı adlı eserleri neşredilmişti. 1 Ağustos 2020 günü vefat eden Yusuf Ömürlü, ertesi günü Merkezefendi Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na götürülerek defnedildi.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!