• Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”

YAZARLARIMIZ

Öznur Kısar
Öznur Kısar
Eklenme Tarihi: 22 Nisan 2021, Perşembe 00:29 - Son Güncelleme: 22 Nisan 2021 Perşembe, 00:29
Font1 Font2 Font3 Font4
Yolcu

 

 

Bir yola düşerken, bir işin başında, bir düşüncenin bidayetinde nasıl açar, yavaş yavaş yaprakları gönül çiçeğinin hatırla.

 

Hani uzun bir yolculuk sonrası, bir bayram sofrasına yetişmişsin. Çay hazır; gülüşler kapıda, kalplerde bin neşve, gözlerde nem. Gurbet yorulmuş teslim olmuş vuslata. Veya habersiz, ansızın belirmişsin avluda. Sevinçle kucaklaşmış şaşkınlık, çok bekletmişsin belki biraz kırgınlık. Belki bıkkın, zoraki bir gülümseme. Gelme artık dercesine hoyrat bir bakış.

 

Yolun başlangıcında ne yol,  ne yolcu henüz yorulmamışken daha. Göğüs kafesinde sarı benekli küçük saka misali uçmak için zorluyorken bedenini hararetli çırpınışlarla.

 

Sev; hani gidip bir daha hiç dönmeyecek gibi.

 

Hatırla; kalbin bir daha o denli pusulasını yitirmeyecek sanki.

 

Tutun; tökezlediğin anlarda tutunmayı bildiğin tüm tesellilere.

 

Gülümse; aynı anda gülümsediğiniz herhangi bir basit sebebe.

 

Dinle; kalbinin ritmini ve türküsünü.

 

Seyret; bir bahar ikindisi sarhoşluğunda, parmak uçlarını değdirdiğin buz gibi bir ırmak ışıltısını.

 

Her yol nihayetli bilinir de bitmiyordur hiç belki de. O yol seni başka başka kapılara, türlü türlü hallere bağlıyordur ince ince. Gönül telindeki nağmeler hüzünlü şarkıları şakıyorken, belki doluyordur heyben seni yeniden diriltecek değerli hazineler ile. Yol biter mi o vakit? Bütün yolların hikayesi, hediyesi, kalp ağrısı, yorgunluğu bir kıymık gibi batıp kendini hatırlatacak daima. Buradayım işte, beni yok sayma. Benimle varsın; benimle kıymetli yolculuğun. Benimle büyüdü içindeki seda.

 

Peki, sen neredeydin ey kalbim? Yani yolun başında. Ne kadar öğrendin vefayı? Ne kadar sevdin; zorluğun içinde gizlenmiş sevinci? Ne kadar sarıldın sabrına; her tümsekte omuzlarını ağırlaştıran yükünle birlikte. Ne kadar tutundun ellerine, yeniden ayağa kalkabilmen için? Ve ne kadar bildin dilindeki hakikati, gözlerinin yorgun rengini? 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN