• Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2018, Cumartesi 11:21 - Son Güncelleme: 29 Aralık 2018 Cumartesi, 11:21
Font1 Font2 Font3 Font4
Uzun ince bir yol

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldayım
Gidiyorum gündüz gece
Aşık Veysel


Aşık Veysel, bu sözleri, bu müziği belli ki ilhamla söylemiş. Hem sözlerde, hem bestede çok güzel bir akıcılık, ahenk ve ritim var.
İlk dört dize, binlerce kitaba bedel…
İlk dört dize, okyanuslar dolusu anlam yüklü…
Bu dizeler Aşık Veysel’in elbette…
Ama dil, anlatım, söyleyiş ve üslup, tıpkı Bizim Yunus gibi…
Dizelerde olağanüstü bir melodi ve armoni var…
Bu bizim hikâyemiz…
İnişli yokuşlu…
Birbirini takip eden zorluklar kolaylıklar…
Arayışlar, bulamayışlar…
Zaman zaman açılımlar…
Hiç durmayan, daima ilerleyen zaman…
Geçip giden biz miyiz, yoksa dünya mı?
Belli bir kıvama geldik mi, o kıvam ne olabilir?
Yaş ilerledikçe, kemale erebilsek keşke…
Yaş ilerledikçe, bu imtihan dünyasından ayrılacak olduğumuzu anlayabilsek keşke…
Birkaç adım sonrası kabir…
İki adım sonrası kabirmiş…Umurunda bile değil bazılarının…
Bazıları hırslı, ihtiraslı…
Bazıları rekabetçi, herkese laf yetiştirmek kaygısıyla nefes nefese…
Ağızlarında hep aynı nakaratlar bazılarının:
Kredi kartı, bonus…
Faiz, döviz, borsa, arsa…
Politik gevezelikler… Politika saplantılı hakaretler…
Yaşlandıkça gençleşen dünya hırsı, yaşama ihtirası…
Horoz dövüşleri… Gürültücü egolar…
Kaç yüzyıl, kaç asır kalabiliriz dünyada?
Kabir, kırk yaştan sonra daha yakındır oysa…
Kırk yaştan sonra dünya daha uzaktır.
Kırk yaştan sonra insan durup düşünmeyecekse, ne zaman düşünecek?

Nasıl devam ediyordu Aşık veysel?
“Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece”
Veysel’deki bu bakış, bu tefekkür çok güzel…
Çok anlamlı…
İnsan ne vakit durup düşünecek?
Ne vakit şöyle geçmişe doğru uzun uzun bakacak?
Hayata başladığı çizginin altına düşmüşse insan…
Çok yazık…
Televizyonlarda 7/24 dönen o üç saçma yarışma programına zincirlenmiş insanlar…
Sadece gurme, sadece gastronomi kelimelerine sıkıştırılmış bir hayat…
Yanlışlık bir yerde mi, her yerde mi?

Aşık Veysel’e kulak verelim yeniden:
“Kırk dokuz yıl bu yollarda
Ovada dağda çöllerde
Düşmüşem gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece”
Hepimiz dünya gurbetindeyiz…
Ahiret yolcusuyuz…
İstesek de istemesek de yolcuyuz… Yolculuk süratleniyor…
İki yüz yıllık kariyer planlamasıyla bu dünyaya kazık çakacağını düşünenler…
Durun bakalım…
Durup düşünün…
Kaç tanıdık ayrıldı bu dünya gemisinden?
Dünya her an bize “Haydi dışarı” diyebilir…

“Şaşar Veysel işbu hale
Gah ağlaya gahi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece”
Bebeklik, çocukluk, gençlik…
Olgunluk, ihtiyarlık…
Ölüm, kabir, mahşer…
Yetişilecek, geçilecek menziller…
Bu dizeler Bizim Yunus’un mu?
Aşık Veysel’in mi?
Demek ki Yunus ile Veysel, benzer çizgileri yakalamışlar.
Bu dizeler öyle güçlü ki…
Postmodern neoliberal geç kapitalizm bu dizelere yabancı…
Endüstri 4.0 bu dili anlamıyor…
Çatışma teorileri, vahşi rekabet yorucu…
Televizyon, akıllı telefon, bilgisayar ekranları Çin Seddi adeta…
Seküler düşünce, tefekküre uzak, tefekküre kapalı….
Seküler kafeler hıncahınç dolu…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN