RÖPORTAJLAR
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”

Urfa’nın Etrafı
Eklenme Tarihi: 17 Mart 2020, Salı 05:51 - Son Güncelleme: 17 Mart 2020 Salı, 05:52
Font1 Font2 Font3 Font4



Urfa’nın Etrafı
İlknur Öztürk

 

 

Eyyüp Azlal'ın medeniyetimizin ve ufkumuzun bir yansıması olarak karşımıza çıkan Urfa şehrini bütünüyle anlatan “Urfa’nın Etrafı” yazısını birlikte inceleyelim.

 

Peygamberler şehri Şanlıurfa, gezip görmek istediğim nadide illerden biriydi. Yazıyı okuyunca gitmiş kadar oldum diyebilirim. Emeği geçenlere teşekkürlerimi sunarak yazıma başlamak isterim. Mekanları, müzikleri, yapıları ve yemekleriyle bir başka Şanlıurfa… Hz. İbrahim’in Nemrut’a karşı verdiği mücadele hem Kuranî hem efsane olarak bilinen, dilden dile gönülden gönüle yayılmıştır. Şehir, İslam medeniyeti dairesinde farklı kültürlerin eline geçse bile etkin kültürünü korumayı başarmıştır. Örneklendirecek olursam; Osmanlı padişahlarından 4.Murat, Bağdat seferi sırasında Urfa’ya geldiğinde Balıklıgöl – Elruha Oteli’nin önünden şehre giriş yapmış ve Döşeme Camii’nin yanındaki mezarlıkta bulunan Şeyh Ali Dede’ye maddi yardımda bulunmuş daha sonra bir çift balığın kulağına da altın küpe takmıştır. Demek ki 4.Murat, Urfa’ya vardığında Balıklıgöl’ün manevi değeri ve kutsal bir hatırası vardır ve Şeyh Ali Dede bu şehrin manevi dinamiklerindendir.

 

Doğunun gizemli şehri Şanlıurfa ilkçağlardan beri birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu medeniyetler ile beraber Urfa’da yaşamış peygamberlerin dini öğretileri mesela Hz. İbrahim’in hanif dini ve inancı Hz. Eyyüp’ün sabır öğretisi ile katmanlaşarak bugünkü peygamberler şehri Urfa’nın kimliğini oluşturmuştur.

 

Ticarete bakacak olursak; 18.yüzyılda en pahalı ürün olan ipek, Urfa’ya yarı mamul olarak giriyordu. Urfa Gümrüğü’nden geçirilen bazı mallar; pamuk ve pamuk çeşitleri, ipek ve ipek çeşitleri, alaca kumaşı, kutni kumaşı, sabun ve diğer mallar ya Urfa’da tüketiliyor ya da transit olarak geçiriliyordu.

 

Peygamberler şehri Şanlıurfa’nın köklü bir mirasa sahip olan kültür haritası içinde musîkî de önemli bir yere sahiptir. Bu bağlamda “Urfa’ya paşa geldi” türküsü akıllara geliyor. Türkünün hikayesi şöyle: “Vaktiyle Urfa’ya bir paşa gelir. Paşanın kim olduğu bilinmiyor. Paşa’nın Urfa’ya gelişi bir efsaneye dönüşür. Böylelikle türkü yakılır. Türkünün başlangıcı şöyledir:

 

Urfa’ya paşa geldi anam
Tahta temaşa geldi
Bir elim yar kolunda
Bir elim boşa geldi

 

Kelimeleri ve okunuşuyla Urfa türküsü olduğunu hissettiren eseri Yavuz Bingöl’den dinlemenizi naçizane tavsiye ederim.

 

Musîkîden şiire geçecek olursam şehir ve şiir mefhumu bir tartıya konulduğunda ölçü aynı ise ortaya şuur çıkar. Bu manada Şanlıurfa; şehir, şiir ve şuurun ortak paydasından çıkmıştır. Şehir mabetleriyle insanların şuuruna hitap eder. Bu mabetlerden biri de Rızvaniye Camii’dir. Mabet, Osmanlıların Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından inşa edilmiş ve birçok şaire ilham kaynağı olmuştur. Bizim medeniyetimizde her şehir ayrı bir değerdir.

 

Bir şehrin hafızasından bahsedecek olursam aklıma müzeler, kütüphaneler, evler ve camiler geliyor. Kadim hafızayı şehirle bütünleştiren peygamberler var. Hz. İbrahim Urfa, Hz. Muhammed (sas) Mekke ve Medine. Böylece bütüncül şehir hafızaları geçmişten geleceğe aktarılıyor. Bu aktarımın bir diğeri de şüphesiz “Sıra geceleri”. Urfa’da sanat müziği ile halk müziğinin birlikte icra edilmesi bazı kaynaklara göre; Osmanlı döneminde saraydan sürgün edilen birçok musîkîşinasın Urfa’ya gönderildiğini ve bu kişilerin yıllarca müzik birikimlerini yöre insanlarıyla paylaşmalarıyla oluşmuştur. Bu özel gecelerde usta-çırak geleneği içerisinde müzik icra edilmiş, müzik faslı rast ve divan makamından başlayarak uşşak, hicaz veya kürdî makamıyla sona ermiştir. Ayrıca usta-çırak ilişkisiyle devam eden gazel okuma geleneği de şehirdeki müzik kültürünün yüksekliğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

 

Ve Göbeklitepe… Göbeklitepe Höyüğü ilk defa 1963 yılında fark edilse de yaklaşık on yıl önce tarlasını süren bir köylünün toprak altında bulduğu oymalı taşı müzeye götürmesi sonucu çalışmalar başlamıştır. Şanlıurfa’ya yarım saat mesafedeki bu höyük Örencik köyü yakınlarındadır. Günümüze kadar yapılan kazılar sonucu bir Neolotik Çağ yerleşimi olduğu anlaşılmıştır. Tarihi M.Ö. 11 bin yıllarına uzanan bu çağdan kalma tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan figürlerinin bulunduğu taşlar gün yüzüne çıkarılmıştır. Bölgenin önemi ise gün yüzüne çıkarılan en büyük tapınma alanını barındırmasıdır. Elde edilen bulgular çerçevesinde uzmanlar neolitik çağ insanın henüz çevresinde yer alan hayvanları evcilleştiremediğini düşündürmektedir. Göbeklitepe Höyüğü sonuç olarak o dönem insanlarının yaban hayatına dayalı bir toplum düzenine sahip olduklarını gösteriyor. Göbeklitepe sergisinin Almanya’da yapılması ve büyük bir ziyaretçi kitlesine hitap etmesi bu höyüğün önemini arttırmaktadır.

 

Yazımı sonlandırırken Şanlıurfa’nın ayrıntıları ve güzellikleriyle anlatıldığı bu yazıyı keyifle ve ilgiyle okudum. Başarılı bir çalışma olmuş. Devamının gelmesini diliyorum.  Güzel Urfa’ya selam olsun.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!