• Aydil Erol: “Dostların Hasını Gördüm”
    Aydil Erol: “Dostların Hasını Gördüm”
  • İstanbul’un En Büyük Kütüphanesi Rami’de Açılıyor
    İstanbul’un En Büyük Kütüphanesi Rami’de Açılıyor
  • Nâzım Tektaş ile Mülakat
    Nâzım Tektaş ile Mülakat
  • Muaz Ergü’nün Mehmet Nuri Yardım ile Mülakatı
    Muaz Ergü’nün Mehmet Nuri Yardım ile Mülakatı
  • Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
    Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
  • Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
    Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
  • İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
    İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
  • İhsan Kurt ile Mülakat  
    İhsan Kurt ile Mülakat  
  • Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
  • Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
    Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat

YAZARLARIMIZ

Hülya Günay
Hülya Günay
Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2021, Salı 02:52 - Son Güncelleme: 14 Aralık 2021 Salı, 02:52
Font1 Font2 Font3 Font4
Ufuktakinin Ruhuna Hitaben

 

 

Pandeminin zirve yaptığı karantina zamanında,  evrensel olarak insan aynı anda durdu. Dil, din, ırk, coğrafya, ekonomik, sosyal hiçbir statü farkı gözetmeksizin hayat durdu. Şöyle dünyanın bir köşesine kaçıp güvenle yaşayacak bir yerlerde yoktu. Öyle ki uluslararası uçuşlar kapandı. Kimileri yurt dışında, kimileri yurt içinde mahkûm kaldı bulunduğu noktalarda.  Hiçbir şeye yetişemeyen insan durduruldu. Bir yerlere koşmadan,  yetiştirememe telaşının verdiği vicdan azabı olmadan durmak mecburiyetinde kaldı.

 

İki seneyi geçen süreçte, bir dünya savaşı veriyoruz. İnsanlar, finans, para,  yangınlar, ekonomi, sağlık, eğitim, insanın dokunduğu her yer bir keşmekeş. En çok da insanlar birbirini yordu, yormakta. Normal ne, normalleşmek ne, normali korumak için verilen çaba ne, kavramlar alt üst oldu. Hayatın altı üstünden keyifli değildi, bunu her geçen gün tecrübe ettik, ediyoruz.

 

Ne çok şey ayakta ve oturmaya da niyeti yok. Güven duymak istiyoruz. Huzur arıyoruz. Attığımız adım, soluduğumuz hava, girip çıktığımız yerler, yan yana geldiğimiz insanlar, hizmet aldıklarımız, duyular, duygular, algılar duyarlılığa, güvene muhtaç. 

 

Farkındalığa muhtaç insan, bir başkasından üstünlük farkının olmadığını görmek için Mevlana’ya dikkat kesilmeli:

 

“Beri gel, beri! Daha da beri!

Bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek?

Mademki sen sensin, ben de senim, nedir bu senlik ve benlik?

Biz Hakkın nuruyuz, Hakkın aynasıyız.

Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz?

Bir aydınlık, bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?

Haydi, şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin.

Sen kendinle kaldıkça, bir tanesin, bir zerresin,

Fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı,

Bir ummansın, bir madensin!

Dünyada çeşitli diller var ama hepsinin de anlamı bir.

Çeşitli kaplara konan sular, kaplar kırılınca birleşirler,

Bir su halinde akarlar.”

 

Gündelik hayat içinde yaşadığımız her problemin kökeninde yatan neden sevgisizlik, değersizlik, özgüven eksikliği. Sevginin erdemi saygıdır. Şükrün işareti teşekkür etmeyi bilmektir. Sevince hayat anlam kazanır. İnsanları gülümsetebilmek dünyalara bedeldir. Paylaştıkça sorunlar küçülür, yaşanabilir hale gelir dünya.

 

Yılın son ayını bana verin. Hayaller benim ya, kurmaya başlayayım ütopyamı. Ufuktakinin ruhuna hitaben bir sevgi sistemi tesis edeyim.

 

Duygusuyla bile, sıcaklığını insanın ruhuna bulaştıran, güzel enerjiler veren, insana değer veren, liyakatli, naif insanlarla yola çıkayım. En basitinden en hayatiye kadar bir iyileştirme, sevgi hareketi başlatalım. İyi olmanın, insan olmanın, imkân meselesi değil vicdan meselesi olduğunu bilen, iyi kalma mücadelesinin öğrencileri olsun yol arkadaşlarım. Sorsun kendisine günün sonunda ‘’ Bugün neler yaptım, görevimi layığı ile yerine getirdim mi, başkalarının hayatına iyi bir şeyler kattım mı, küçücük de olsa bir katkım oldu mu?’’ Statüsü ile övünmekten imtina eden, merhametli kalbinin gücüyle yola devam edenlerle birlikte olayım. Yolun uzun olduğunu bilsin. Gittim geldim, topladım dönüyorum demesin, saymasın bile. Bu yol son nefese kadar bitmez. Her yeni gün doğumu ile yenisi karşılamakta bizleri bunu bilsin.

 

Eski eskiden diye diye, küstürdüğümüz yeni ile barışmak istiyorum. Hiç kullanılmamış yeni 2022’ye sevgi tesis edecek sistem yüklemek istiyorum.  Değerli olduğumu hissettiren ve değer verdiğim her şeye selam durarak, yitik değerlerimiz bulunsun, dolsun, taşsın, çoğalsın istiyorum. İnsanlığın mayası bizde ya hepimize yeter, sana, bana, ona… Yeter ki kalbimizin kapılarını sınırsız sevgi, hoşgörüye açalım. Adaleti vicdanlarımızda tesis etmeyi düstur edinelim. Bir sonraki kulvara hazır olmak için sosyal düzen içinde sevgiyi tesis etmek zorundayız.

 

Hiç kullanılmamış yeni bir yılı daha çekişme, bencillik, sorunlara gebe bırakmadan, kalbimizi sevgi, dürüstlük, merhamet, adalet ve duyarlılığa açıp bekleyelim…

 

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.”

 

Güle güle eski, hoş geldin yeni…

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Ufuktakinin Ruhuna Hitaben Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN