• Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

YAZARLARIMIZ

İsan Kutluay
İsan Kutluay
Eklenme Tarihi: 24 Mart 2020, Salı 22:15 - Son Güncelleme: 26 Mart 2020 Perşembe, 13:41
Font1 Font2 Font3 Font4
Siyahın İçinde Saklanan Beyazlar

 

Dün bir suçlu gibi gittiğim markette, kaygılı bakan gözlerle karşılaşmak "yalnız değilsin" tesellisini fısıldadı zihnime. Büyük gıda sepetleri dağ gibi tepelenmişti. Stok yapmak veya hayatın normal akışında ertesi günü düşünmek gibi bir kaygı taşımadığımı fark ettim ve bu duruma şükrettim. 

 

Bu asrın yalnız bizim için değil tüm dünya için bir huzursuzluk çağı olduğunu düşündüm. Şimdi dünya, Dostoyevski huzursuzluğunun eşiğinde.

 

Burada felaket tellallığı yapmak değil maksadımız. Tarihin farklı dönemlerinde en sert düşüşleri yaşadıktan sonra Zümrüdüanka misali küllerinden gül bitirenlerin destansı hikâyelerine şahit olduk. Evrensel bir gerçek insanoğlunun acı ile evliliği. En büyük isimlerin en büyük acılara gark olması, bu tür beklenmedik olaylar karşısında bizlere dirayetli olmayı ve sabrı telkin ediyor.

 

Bütün peygamberlerin düşünürlerin, filozofların her biri yolumuzu aydınlatan fenerler hükmündedir. "Acı ve edebiyat" deyince birçok yazar geliyor aklımıza. Zweig, Dostoyevski için "O, acı çekmenin bize her şeyi ta derinden duyabilme imkânını verdiğini bilen insanlardandır," der. Bu ifadelerin sahibinin savaşın acımasızlığına dayanamayıp karısı Lotte ile birlikte zehir içerek intihar etmiş olması da manidardır tabii. Onu ölümsüz kılan hâlâ  hayranlıkla okunan eserleridir elbette. 

 

Hz. İsa'nın sevenlerinin gözü önünde çarmıha gerilişini düşünelim. Sonra Hz. Yusuf'un dünyaya ay gibi doğduğu o zindan kuyusu. Hz. Peygamber'in yaşadığı acılar… Deli denen, çocuklara taşlatılan, torunları katledilen bir elçi. Midesine taş bağlayan, "Bir hurmanın gün içinde bir insanın belini doğrultmaya yeteceğini" söyleyen bir Peygamber. Sonra sürgünden sürgüne dolaştırılan, zulüm gören, defalarca zehirlenen, buz tutmuş hapishanelerde kibrit kutularına hakikatin destanını yazanlar… Ölümü öldürenler, ölümü aşk edinenler…

 

İnsanlardaki tüketme hırsı; yerini, kendisi dışında ne varsa yok etme cüretine  bırakmıştı. 2020'nin ilk aylarında gözle görülmeyen bir virüsün; tüketim merkezlerini yerle bir edişinin, üzeri hep örtülen ölüm korkusunun insanları ne hâle düşürdüğünün, beşerin acizliğinin ve çaresizliğinin hikâyelerini izledik. İnsanoğlunun 'Varoluş hikâyesinde' acının kayda değer bir sayfaya sahip oluşu, dünyada mutlak huzurun aranmaması gerektiğini de göstermiyor mu? Gidişatın kötülüğüne şahit olurken, devrimci bir ruhla "Ne yapmalı?" sorusuna cevaplar aranmalıdır.

 

Yapılacak olanlar önce reddedilmesi gerekenlerin reddi ile başlamalı. İşte o zaman eylemlerimiz bizim rengimizi ve kokumuzu da taşımış olacaktır. Konuya dair Mustafa Kutlu'nun, Kalbin Sesi'ndeki (Topçu'nun bir eserine göndermeli) teşhisine katılmamak mümkün değil: "Ancak Âmentü'ye inananlar başkaldırabilir. Onlar 'İsyan Ahlâkı' öncüleridir."

 

Allah bes, baki heves!

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Siyahın İçinde Saklanan Beyazlar Yazısına 4 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN