• Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 17 Kasım 2020, Salı 09:16 - Son Güncelleme: 17 Kasım 2020 Salı, 10:44
Font1 Font2 Font3 Font4
Şifa niyetine…

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi…
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…
Kanuni Sultan Süleyman


Koronavirüs hayatımıza gireli neredeyse bir yıl oldu. Bu süre zarfında bu virüs hakkında biraz bilgi sahibi olduk, biraz mesafe aldık denebilir.
Koronavirüse çare ne zaman bulunacak? Nasıl bulunacak? Çare bir aşı mı, bir ilaç mı yoksa bir başka tedavi yöntemi mi olacak? Gelişmelere bakılırsa yakın bir zamanda aşı üretimi başlayacak.
Hastalıklarda şifayı nerede aramak gerekir?
Şifayı elbette ilk önce modern bilim-tıp-eczacılık yöntemlerinde aramak gerekir.
Modern bilimlerin getirdiği, bize sunduğu imkânları kullanmakla birlikte, şifa ararken şu hususları da hatırlamak faydalı olur:
ALLAH’IN VARLIĞI ŞİFADIR: Rabbimiz, şifayı, devayı, ilacı yaratandır. O, şifanın ta kendisidir. Her milletten, dinden, düşünceden insana şifa veren Allah’tır. Allah’ın varlığını bilmek de şifadır. İnsan bunun farkında olsa da olmasa da şifa Allah’tandır. Molekülleri, elementleri, formülleri, dengeleri, denklemleri, şifayı, devayı yaratan, Allah’tır.
Esma-i Hüsna’dan “Şâfi” ismi, şifa, şifanın kaynağı, şifa veren, sağlık veren, şifayı yaratan anlamlarına geliyor.
Salatullah selamullah…
Her dertlere derman Allah…
İMAN VE İSLAMİYET ŞİFADIR: Kâinatı, hayatı, insanı yaratan ve yaşatan Allah’a iman etmek, Allah’ın emir ve yasaklarına uymak, İslamiyet’i kabul etmek ve yaşamak şifadır. İman ve İslamiyet, geçmiş asırlarda şifa kaynağı olduğu gibi, günümüzde ve gelecekte de şifa kaynağıdır.
SÜNNET-İ SENİYYE ŞİFADIR: Fahr-i Kainat Efendimiz’in (asm) hayatını öğrenmek, onun gibi yaşamaya çalışmak, onun davranışlarını örnek almak, şifanın ta kendisidir. Peygamber ahlakını örnek alarak yaşamaya çalışmak, bugün belki de en fazla ihtiyaç duyulan konu olsa gerek.
KUR’AN OKUMAK VE DİNLEMEK ŞİFADIR: Kur’an-ı Kerim, okuyanlara ve dinleyenlere hem bu dünyada, hem de ahirette tam bir şifa kaynağı… Her suresinde ayrı birer şifa, ayrı birer deva var. Kalplere ve ruhlara bitmez tükenmez bir şifa kaynağı… Bilhassa Fatiha, İhlas, Yasin, Rahman, Fetih, Mülk, İnşirah, Vakıa sureleri günün her saatinde okunabilir ve okunmalı.
Konuyu merak edenler Onk. Dr. Haluk Nurbaki’nin ve Üstad Bediüzzaman’ın eserlerini okusunlar.
ZEKAT, SADAKA VERMEK, İNFAK, KARŞILIKSIZ İYİLİKLER ŞİFADIR: İnsanlara maddi-manevi sürekli iyilikler yapmak, şifanın ta kendisidir. Bu konunun ferde, topluma, ruha ve manevi kalbe bakan yönleri var. İyi anlaşılırsa ve uygulanırsa, zekât, sadaka ve karşılık beklemeden yapılan iyilikler, dünyayı tıpkı bir cennet haline getirebilir. Burada elbette ilk olarak, ilk aşamada ihtiyaç sahiplerini arayıp bulmak gerekiyor. Ama ikinci aşamada, ihtiyaç sahibi olsun olmasın, herkese karşılıksız iyilikler yapmak, aramak sormak, hal hatır sormak, ziyaret etmek, irtibat kurmak gerekir. İyilik yap, denize at, balık bilmezse Allah bilir…
SOHBET MECLİSLERİ ŞİFADIR: Kur’an tefsirlerinin okunduğu sohbet muhabbet meclisleri şifadır. Maske-mesafe-temizlik kurallarına uymak şartıyla. Günümüzde her ne kadar bu sohbetler, artık sanal ortamlara, internete taşınmış olsa bile, Allah için sohbet etmek şifadır. Allah’ı anmak, Rabbimizin sanat eserlerini, ilahi isimlerini tefekkür etmek, Peygamberimizin hayatını öğrenmek, anlatmak, şifadır elbette…
ALLAHIN ADINI ANMAK ŞİFADIR: Tarih boyunca Peygamber Efendimizden bize ulaşan son derece tesirli dualar var: Cevşen, Celcelutiye, Sekine gibi eşsiz dualar. Bütün bu dualar ve daha fazlası, sahih kaynaklarda mevcut. İlgilenenler araştırırlar, okurlar. Bir ayette şöyle deniyordu: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur.”
TEMİZLİK ŞİFADIR: İslamiyet, mümkün olan her yerde suyla temizliği vurgulamış. Gusül ve abdeste hemen her yerde dikkat çekmiş. Temizliği, ibadetlerin ön şartı saymış. İşte bir müminin bir ömür boyu dikkat ettiği bu temizlik, o müminin yüzünde bir aydınlık olarak parlar. Esma-i Hüsna’dan temizliği bize hatırlatan ve öğütleyen ilahi isim: KUDDÜS.
İSTİKAMET-AHLAK VE TAKVA ÜZERE YAŞAMAK ŞİFADIR: Rabbimizin her an bizi gördüğü bilinciyle, istikamet, ahlak ve takva üzerine yaşamak şifadır. Bir ömür boyu sadece Allah için göstereceğimiz duyarlılık ve hassasiyet, maddi ve manevi şifanın ta kendisidir.
ORUÇ TUTMAK ŞİFADIR: Gerek mübarek Ramazan ayında, gerekse Pazartesi-Perşembe günleri tutulan oruçlar, şifadır. Obeziteden, aşırı yemekten gelen hastalıklar hepimizin mâlûmu. Vücudumuzun oruç ibadeti sayesinde, belli bir sistematik süreçle, sahur-iftar arasında aç ve susuz kalması, modern tıbbın da tasdikiyle bir sağlık-sıhhat ve şifa kazanma yöntemidir. Sağlık problemleri yaşayanlar oruç tutarken, elbette doktor tavsiyesine uyarak hareket etmelidir. Konuyu merak edenler Onk. Dr. Haluk Nurbaki’nin eserlerini okumalılar.
İYİ NİYET, GÜZEL GÖRMEK, GÜZEL DÜŞÜNMEK ŞİFADIR: Hayata mümkün olduğunca, olabildiğince pozitif bakmak, hüsnüniyet ve hüsnünazar sahibi olmak elbette şifadır. Herkes şunu iyi bilmelidir. Bizi, hepimizi, bütün varlıkları yaratan ve yaşatan sonsuz kudret-hikmet sahibi Allah’tır. Dolayısıyla yersiz endişelere gerek yoktur. Yaratan, yarattığını elbette korur ve gözetir. Konunun meraklıları Üstad Bediüzzaman’ın risalelerini okuyabilirler.
ALLAH’A TEVEKKÜL ETMEK, ALLAH’A TESLİM OLMAK ŞİFADIR: İman, tevhid, teslim, tevekkül… Bütün bunların neticesinde dünya ahiret mutluluğu… Bütün bunlar şifanın ta kendisidir. Her an Rabbimizin korumasında ve gözetiminde bir kâinatta, bir hayatta, bir dünyada yaşamaya devam ediyoruz. Şifanın kaynağı olan Rabbimizin mülkünde yaşıyoruz. O halde rahat olalım.
KADERE İNANMAK ŞİFADIR: Madem ki insanı, hayatı, dünyayı ve kâinatı Allah yarattı. Atomaltı parçacıklardan dev galaksilere varıncaya kadar her şeyi bütün ayrıntılarıyla, hesaplamalarıyla, dengeleriyle Allah yarattı… Bunca ayrıntıyı yaratan, elbette bir plan ve programla, bir takdirle, bir kaderle yaratıyor. Böylesine muazzam ve mükemmel hesapları yapan, elbette insan için yapıyor, insana hizmet için yapıyor. Elbette gayret, çalışmak, çabalamak, ter dökmek, tedbir almak gerekiyor. Ama bütün bu süreçlerin sonunda da kadere teslim olmak gerekiyor.
DUA ETMEK ŞİFADIR: Bizi bizden daha iyi bilen, gören, gözeten Rabbimize dua etmek, ona yalvarmak elbette şifadır. Bütün şartları, bütün ihtiyaçlarımızı Allah biliyor, görüyor, duyuyor, karşılıyor. Dualarımıza her zaman cevap veriyor. Bunu bilmek şifanın ta kendisi değil mi?
Günün veya gecenin herhangi bir saatinde Allah’a yalvarmak şifadır. Dua şifanın ta kendisidir. Elbette duada samimiyet ve süreklilik son derece önemli. Edep ve adap önemli. Abdest ve usûl önemli. Vakit ve niyet önemli. Mübarek günler ve geceler önemli. Konunun ayrıntıları Üstad Bediüzzaman’ın eserlerinde anlatılmış.
TEHECCÜD NAMAZI ŞİFADIR: Gecenin bir yarısında kalkmak, Allah’a yalvarmak, ondan yardım istemek şifadır. Bununla ilgili hadislere bakılabilir…
MODERN BİLİMLER, MODERN TIP VE ECZACILIK ŞİFADIR: Modern bilimler, bilimsel yöntemler, modern tıp ve eczacılık bilimleri… Bilim ve teknolojinin sağladığı kolaylıklar… Bunlar elbette şifadır. Önceki asırlarda tanı ve tedavisi olmayan pek çok hastalık günümüzde teşhis ediliyor, tedavi ediliyor. Bütün bunlar için ne kadar şükretsek yine de az… Ama şu gerçek çok iyi bilinmeli: Kâinatı belli kanun ve kurallarla yaratan, yaşatan Allah… Belli şartlarda belli kuralların işlemesi, bir kural koyanı gösterir. Bütün kuralları koyan, bütün kanunları yaratan, Allah. Yerçekimi kanunu, momentum kanunu, optik-yansıma-kırılma kuralları, fizik kanunları, kimyasal reaksiyon kuralları… Bütün dengeleri, denklemleri, formülleri BİR YARATAN, BİR YAŞATAN var elbette. Şifa, ilacın, bilimin, bilimsel yöntemin kendisinden değil, Allah’tandır.
TEBDİL-İ MEKÂN, SEYAHAT ETMEK ŞİFADIR: Zaman zaman yaşadığımız ortamı değiştirmek, farklı mekânlara, farklı coğrafyalara seyahat etmek şifadır. İnsan, daima değişen, değişim isteyen bir varlık. Hayata daima aynı yerden, aynı mekândan, aynı şehirden bakmak zorunda değiliz. Tebdil-i mekânda ferah var, şifa var. Maske-mesafe-temizlik kurallarına uymak şartıyla.
USULÜNE UYGUN İCRA EDİLEN MÜZİK ŞİFADIR: Bilhassa Türklerde müzikle tedavinin çok eski bir tarihi var. Her makamın ayrı bir hastalığa iyi geldiği biliniyor. Usta ellerde, uygun vakitte, uygun makamlarla, uygun ses seviyesinde, uygun enstrümanlarla icra edilen müziği kim reddedebilir ki?
Konunun meraklıları Dr. Adnan Çoban’ın “Ruh Beden Sağlığı İçin: Müzik Terapi” isimli kitabını okuyabilirler.
DUA İSTEMEK ŞİFADIR: Hali, yaşayışı farklı, duasının makbûl olacağını düşündüğümüz insanlardan dua istemek şifadır. Bir mü’minin, bir başka mü’mine duası şifadır. Yeter ki dua samimi olsun, içten olsun. Allah dostlarının duası, bizi sevenlerin duası, sevdiklerimizin duası, anne baba duası…
İSLAMİYETİN TEBLİĞİ, TEMSİLİ ŞİFADIR: Yaşanan ve anlatılan, öğretilen İslamiyet şifadır. Bu sayede insanlık adına hiçbir şey bilmeyen nice coğrafyalar medeniyetle, bilgi ve merhametle tanıştı geçmişte… Müslümanlar, zifiri karanlıkta kalan pek çok diyarları insanlıkla tanıştırdılar. Sayısız şifahaneler kurdular. Maddi ve manevi karanlıkları aydınlattılar.
HACCA UMREYE GİTMEK ŞİFADIR: İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde bu mümkün olmasa da, bu süreç sonunda hac ve umre elbette şifadır.
Ömürde bir defa hacca gitmek veya zaman zaman umreye gitmek şifadır. Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (asm) yaşadığı mekânları görmek, oralardaki manevi havayı teneffüs etmek… Onun hatıralarını yâd etmek… İman, İslamiyet ve tevhidi yeniden idrak etmek… Gerçek derman, gerçek şifa.
Pandemi’nin sona ermesi ve seyahatlerin serbest olması duasıyla.
SALAT-Ü SELAM OKUMAK ŞİFADIR: Evet, İki Cihan Güneşi Fahr-i Kâinat Efendimize (asm) salavat okumak, nice dertlerimize deva… Nice hastalıklarımıza şifa… Adı güzel kendi güzel Muhammed (asm)…
Arayı arayı bulsam izini…
İzinin tozuna sürsem yüzümü…
CAMİLER, MESCİTLER ŞİFADIR: Koronavirüs nedeniyle camilere şu anda belli kurallar dahilinde gidebiliyoruz. Kurallara uymak kaydıyla, maske-mesafe-hijyen kuralları çerçevesinde, camiler mescitler şifadır.
KÂİNAT KİTABINI OKUMAK ŞİFADIR: Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak, bir deniz kıyısında, bir ormanda veya çiçeklerin olduğu güzel bir mekânda, bir yaylada Rabbimizin sanat şaheserlerini izlemek, tefekkür etmek şifadır. Şu çiçeği, şu yaprağı, şu ağacı Rabbim ne güzel yaratmış, diyebilmek. O çiçekte, o yaprakta, o ağaçta tecelli eden ilahi isimleri okumak. Bu çiçeğe bu kokuyu, bu şekli, bu rengi veren hangi Sanatkâr? Yâ Mülevvin… Yâ Musavvir… Yâ Mukaddir… Yâ Latif… Yâ Rezzak…
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni…
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni…
HASTALARI ZİYARET ETMEK, TEDAVİ ETTİRMEK ŞİFADIR: Hastaları ziyaret etmek, hastalardan dua istemek, gerekirse hastaları tedavi ettirmek şifadır. Hayatımız her zaman sağlık ve sıhhatle geçmiyor. Günü geliyor biz de hasta oluyoruz. Yardıma muhtaç oluyoruz. İşte o zor zamanlarda hatırlanmak istiyorsak, hastaları ziyaret etmek, hastaların hayır duasını almak, onlara yardım etmek, tedavi ettirmek gerekir.
HASTALIĞIN KENDİSİ ŞİFADIR: Hastalık insana, aczini, zayıflığını hatırlatması yönüyle aslında tam bir şifa kaynağıdır.
Bir hastalık ki, insanı çare aramaya, deva aramaya, şifa aramaya yöneltiyorsa… Bir hastalık ki, insanı arayışa, araştırmaya, öğrenmeye yöneltiyorsa… Bir hastalık ki, insanı soru sormaya yöneltiyorsa… Bir hastalık ki, insanı Yaratan’ı aramaya, Yaratan’a ibadet etmeye yöneltiyorsa, Yaratan’a yaklaştırıyorsa… O hastalık, dert değil, dermandır. Rabbimizin bir isminin de “Şâfi” olduğunu, “Şifa Veren”, “Şifa Yaratan” olduğunu hep hatırlayalım.

Maddi manevi dertlerimize şifa ve deva konuları Üstad Bediüzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı’nda ve Onk. Dr. Haluk Nurbaki’nin eserlerinde işlenmiş. Dr. Aidin Salih’in eserleri de konuyu farklı açılardan ele alıyor. Merak edenlere tavsiye ediyorum.
Özellikle Üstad Bediüzzaman’ın Lemalar kitabındaki 25. Lema, hastalıkların manevi yönünü anlatması bakımından, hastalıklara manevi bir reçete olması bakımından çok önemli. Merak edenler okusunlar.
Bugünün dünyasında modern tıbbın-eczacılığın imkânları hakikaten takdire değer. Bugün uygulanan pek çok tanı-tedavi yöntemi vesilesiyle 40-50 yıl önce tedavi edilemeyen nice hastalıklar tedavi edilebiliyor. İşte bunun için Allah’a şükretmek gerekir.
Koronavirüs-Pandemi ortaya çıktığından bugüne Sağlık Bakanlığımızın aldığı önlemler, yaptığı uyarılar son derece önemli. Pandeminin tam anlamıyla sona ermesi için sabırlı olmak, kurallara uymak gerekiyor. Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca’nın şahsında bütün sağlık çalışanlarını tebrik ediyorum, hepsine teşekkür ediyorum.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN