• Aydil Erol: “Dostların Hasını Gördüm”
    Aydil Erol: “Dostların Hasını Gördüm”
  • İstanbul’un En Büyük Kütüphanesi Rami’de Açılıyor
    İstanbul’un En Büyük Kütüphanesi Rami’de Açılıyor
  • Nâzım Tektaş ile Mülakat
    Nâzım Tektaş ile Mülakat
  • Muaz Ergü’nün Mehmet Nuri Yardım ile Mülakatı
    Muaz Ergü’nün Mehmet Nuri Yardım ile Mülakatı
  • Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
    Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
  • Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
    Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
  • İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
    İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
  • İhsan Kurt ile Mülakat  
    İhsan Kurt ile Mülakat  
  • Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
  • Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
    Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat

YAZARLARIMIZ

Büşra Cansız
Büşra Cansız
Eklenme Tarihi: 29 Aralık 2021, Çarşamba 22:21 - Son Güncelleme: 29 Aralık 2021 Çarşamba, 22:21
Font1 Font2 Font3 Font4
Seyahatler Çekiyor İçimiz

 

Sıcaklıklar yerini soğuk havalara bırakmışken, yazın güneş altında gezmek yerine benim gibi kışı bekleyenler için seyahat zamanları geldi de çattı. Şehirlerin de kalbi var demiştim ya nice şehir kalp atışlarını dinlemem için beni çağırıyor sanki. Hele bir de karlar altında görülmesi gereken şehirler var ki hasret kalmışçasına susadığım. Derinden derinden seyahatler çekiyordu içim yani…

 

Memleketimin görülmesi gereken o kadar çok yeri vardı ki… Sanmıyorum ki hiçbir ülkenin bu kadar çok seyahat noktası olsun. Her şehri ayrı bir güzellik ayrı bir hazine barındırıyor. Hayat telaşı içinde bu güzellikleri fark edemiyoruz ama her şehrimiz okumasını bilen için bir hikâyeydi. Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine, Ege’sinden Anadolu’suna bitmek bilmeyecek bir yolculuk saklı.

 

Yolda olmak, varacağın noktayı heyecan ile beklemek… Gördüklerin karşısında büyülenmek ve daha da çok göreceğin, büyüleneceğin yerlerin olduğunu bilmek. Ne büyük bir nimet ne büyük bir talih. Yaradan o kadar güzel yaratmış ki her zerresine âşık olmamak elde değil. Bizimkisi bu talihe erişebilme, şükredip aşka düşebilme çabası. Safi bir gezme tutkusu değil yani!

 

Elimde tuttuğum dünya haritasına bakıyorum da okyanusta gördüğüm sadece bir damla su benimkisi. İnsanı heyecanlandıran da bu zaten. Bir damla su ile bu kadar diniyorsa kuruluğumuz, doya doya içeceğimiz deryalara dalınca nasıl olurduk acaba?

 

Her köşesi o kadar farklı o kadar keşfedilesi ki… Küçücük dünyamızdan çıkıp engin deryalara açılmak korkutucu gelebiliyor. Marco Polo’yu, İbn-i Batuta’yı, Evliya Çelebi’yi düşünüyorum mesela. İbn-i Batuta 1325 senesinde hacca gitmek için evinden ilk defa ayrıldığında henüz 21 yaşındaymış. Evine geri döndüğünde ise yaşlı bir adam. Bilinmezlik içinde yollarda geçen bir ömür. Ne büyük bir cesaret, ne büyük bir macera.

 

Dünyayı dolaşmak… Yaradan’ın yarattığı bütün güzelliklere tanıklık etmek…  Elbet de herkese nasip olamayacak bir rüya bu ama hayal etmeden insan nasıl yaşardı ki? Sahi sizin de içiniz seyahatler çekmiyor mu?

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN