• Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 7 Kasım 2020, Cumartesi 15:33 - Son Güncelleme: 7 Kasım 2020 Cumartesi, 20:30
Font1 Font2 Font3 Font4
Senfoni sonbahar

Bir yaz daha bitiyor
Gökyüzü bulutlandı
Dalgalar yorgun ağır
Kıyıda soluklanırlar gibi
-Grup Gündoğarken-
(FOTOĞRAF: Arzu Esma Çetin)


Bir yaz daha bitti evet,
Yazın sıcak sayfalarına elveda.
Kâinat kitabının sonbahar yaprakları,
Sayfaları geldi işte yeniden.
Kim değiştiriyor yaprakları?
Kim çeviriyor sayfaları?
Mevsimleri kim değiştiriyor?
Yazdan sonbahara.
Sarıya, turuncuya,
Kahverengi yapraklara.
Havalar soğudu, serinledi…
Ama renkler sımsıcak…
Yağmur yüklü bulutlar…
Rahmet iniyor yeryüzüne…
Damlacıklar halinde.
Kim değiştiriyor yaprakları?
Kim çeviriyor sayfaları?
Mevsimleri kim değiştiriyor?
Yazdan sonbahara.
Ağaçlar, yapraklar değişti…
Meyveler, sebzeler değişti.
Gökgürültüleri, şimşekler, yıldırımlar.
Rüzgârlar ve yağmurlar.
Sesler, notalar, melodiler.
Ahenk ve armoniler.
Kat kat bulutlar.
Mevsim sonbahar.
Hatırla:
Ömrün de mevsimleri var.
Gençlikten ihtiyarlığa,
Bir seyahat var.
İlahi isimler birer birer…
Tecelli ediyorlar:
Yâ Ferd…
Yâ Hayy…
Yâ Kayyum…
Yâ Hakem…
Yâ Adl…
Yâ Kuddüs…
Yâ Latîf…
Yâ Azîm…
Yâ Müzeyyin…
Yâ Mülevvin…
Yâ Munazzım…
Günün akşamı olduğu gibi…
Yılın sonbaharı var.
Ömrün kemali, ihtiyarlığı var…
Bir düşün:
Rüzgârın, yağmurun, serinliğin,
Yağmur yüklü bulutların,
Yağmur damlacıklarının,
Dengesini kuran kim?
Sonbahar denklemini kuran kim?
Rüzgâr denklemini ve yağmur denklemini,
Kuran kim?
Bir düşün.
Sonra…
Yağmurların, bulutların mimarisi.
İçiçe denklemler, dengeler…
Formüller, hesaplamalar…
Trilyonlarca hesaplamalar…
Rakamlara sığmayan hesaplamalar…
İçiçe mimari…
İçiçe matematik…
İçiçe ahenk…
İçiçe sanat…
Nizam ve intizam.
Bu mimari kimin?
Bu matematik kim için?
Bu ahenk kime ait?
Bu sanat kimin için?
Bu kadar estetik neden?
Üstelik…
Kâinat yaprakları durmadan çevrilmekte.
Çizgiler, motifler, desenler değişmekte.
Kim değiştiriyor bu yaprakları?
Kim çeviriyor bu sayfaları?
Mevsimleri kim değiştiriyor?
Koca dünyanın temizliğini kim yapıyor?
Yeryüzü sahnesinde bir hareket,
Bir bereket…
Bitmeyen tükenmeyen bir bereket.
Bir devinim, bir devridaim.
Ritmik bir işleyiş.
Bereketi gönderen kim?
Devinimi, devridaimi tekrar ettiren kim?
Ritmik işleyişin sahibi?
Üstelik harika renkler, ahenkler…
Rüzgâr ve yağmurla gelen sesler, müzikler…
Melodiler, armoniler.
Çoksesli bir senfoni bu.
Sonbahar senfonisi.
Veya…
Senfoni sonbahar.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN