RÖPORTAJLAR
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

Sefertası / Mehmet Nuri Yardım
Eklenme Tarihi: 16 Aralık 2016, Cuma 23:29 - Son Güncelleme: 16 Aralık 2016 Cuma, 23:29
Font1 Font2 Font3 Font4



Sefertası / Mehmet Nuri Yardım
Müzeyyen Çelik “Dünya hayatı bir hikâye” Hikâye ise insanı hatırlatan. İnsan, vefayı bilen. Ne zaman ki unutmaya yüz tuttu; hikâyemiz, insanlığımız, vefamız belimiz büküle büküle doğrulamaz hâle geldik. Hikâyeleriyle yaşayamadığım, geç kaldığım zamanların tam ortasına bırakıverdi beni Sefertası. Yemek değilmiş taşınan onunla geleceğe ait kültürel kodmuş aynı zamanda. “Samimiyet, sadakat, merhamet, himmet, muhabbet, irfan, ahlâk, […]

SEFERTASI  kapak 4. baskı
Müzeyyen Çelik
“Dünya hayatı bir hikâye”
Hikâye ise insanı hatırlatan.
İnsan, vefayı bilen.
Ne zaman ki unutmaya yüz tuttu; hikâyemiz, insanlığımız, vefamız belimiz büküle büküle doğrulamaz hâle geldik.
Hikâyeleriyle yaşayamadığım, geç kaldığım zamanların tam ortasına bırakıverdi beni Sefertası.
Yemek değilmiş taşınan onunla geleceğe ait kültürel kodmuş aynı zamanda. “Samimiyet, sadakat, merhamet, himmet, muhabbet, irfan, ahlâk, ihsan, kardeşlik”miş taşınan.
Miş.
Duyumlar.
Yetişemedim, geç kaldım. Caddeleri, sokakları arşınlayamadım onunla ama Mehmet Nuri Yardım Hocam sayesinde mutfağımın bir köşesinde dede yadigârı süs olarak kullandığım sefertasının mahiyeti artık çok daha fazlası.
Ben daha “Sefertası”nın etkisinden kurtulamamışken kitap beni başka bir âlemin daha içine bırakıyor. “Gaz Lambası”; geceye baş kaldırmayan onun efsunlu hâline dokunmayan daha ziyade aileyi bir arada tutan zarar vermeyen medeniyet ürünü.
Okurken heyecanlanmak, yaşamamış olduğun duygulara, hatıralara tebessümle özlem duymak bu nasıl iş.
“O günkü alelâde yaşayıştan acaba şimdiki çocuklar haz duyar mıydı?” diye soruyor Hocamız.
Keşke, keşke…
Bir sihirli değnek olsa, Anadolu’nun bir semtine bırakılsam, sokakları arşınlasam, küçük adımlarımda büyük duygular taşısam. Faris Amcalarım olsa onların etrafında dolaşıp hikâyeler dinlesem, gaz lambasının ışığında bende duvarlara resim çizsem, “Muzaffer Teyze”m olsa, zarafeti öğrensem.
Çok şükür ki kelâmların en güzelini kelâmın sahibi olan Yüce Rabbimizin evinde öğrenmek nasip oldu. Şimdikiler gibi kreş eğitim kurumlarında değil.
“Dünya değişiyor dostlarım. Bizim için değil ama sizin için kötü olacak çocuklar. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük.” demiş Sait Faik Abasıyanık.
Ama,
Her ne olursa olsun.
Güzel şeylerin olduğunu ve olacağını fısıldıyor Sefertası.
Biz umudu bâki olanlardanız!
Hürmet ile…
 
 
 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!