• Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 27 Eylül 2019, Cuma 08:35 - Son Güncelleme: 27 Kasım 2019 Çarşamba, 10:24
Font1 Font2 Font3 Font4
Şarkılar girmiş hayatımıza…

Çocukluk, çok uzaklardan bize el sallayan ve bir daha asla ona kavuşamayacağımızı bildiğimiz bir yolcu gibidir. Kısa bir süre ruhumuzda ve kalbimizde misafir olmuş, hayatımıza bir masal saadeti katmış ve biz derin bir uykudayken ansızın, sessiz sedasız geçip gitmiştir.
Zuhal Erol

Bazı kitaplar leblebi çekirdek gibidir. Okuması kolaydır.
Bazı kitaplar gerçek gibidir. Kitapta anlatılan olaylar, insanlar, mekânlar gerçektir çünkü.
Bazı kitaplar komiktir. Sayfalar ilerledikçe güldürür okurunu.
Bazıları hüzünlü… İçinde buruk hüzünler saklı…
Bazıları masal gibi… Okurunu bu zamandan alır, geçmiş zamanlara götürür.
Bazıları hayal gibidir. Kitapta anlatılan insanlar, mekânlar, olaylar çoktan sisli zaman perdesinin arkasında kalmıştır.
Bu kitap, yukarıda anlatılan özelliklerin hepsine sahip:
“Şarkılar Girmiş Hayatımıza”
Kitabın yazarı Zuhal Erol. Değişim Yayınları’ndan çıkan kitap 120 sayfa.
Kitap, ilk sayfalarından itibaren okurunu yetmişli seksenli yıllara götürüyor.
Dost sohbetlerinin bütün canlılığıyla yaşandığı… Sanal iletişimin olmadığı… Komşulara, komşuluklara çok değer verildiği… Çocukların sokaklarda, boş tarlalarda doyasıya oynadığı… İyilik yapmakta yarışıldığı, dillerden düşmeyen anlam yüklü şarkıların söylendiği yıllara…
O yıllardan hatırladıklarımız:
Sobalı evler…
Sobanın üzerinde kaynayan çaydanlık… Yanında portakal, mandalin kabukları…
Bakkaldan aldığımız bisküvi, lokum…
Gazoz, leblebi, çekirdek…
Siyah önlükle, beyaz yakayla ilkokula giden… Sokaklarda misket oynayan çocuklar… Çocuklarının mutluluğu için yaşayan anne babalar… Evde Kur’ân-ı Kerim okuyan, ak sakallı, ağzı dualı, alnı secdeli dedemiz… Yemek pişiren nur yüzlü anneannemiz…
Mahalle çeşmelerinden su içmek…
Elektrik kesintileri… Mumlar, gaz lambaları…
Altmışlık, doksanlık müzik kasetleri, teypler…
Siyah beyaz sinema filmleri…
Ayhan Işık, Cüneyt Arkın, Türkân Şoray, Adile Naşit, Münir Özkul…
Günün belli saatlerinde yayın yapan siyah beyaz tek kanallı televizyon…
Cenk Koray, Halit Kıvanç…
Barış Manço, Kayahan, Sezen Aksu, Nilüfer…
Ümit Besen, Orhan Gencebay, Gülden Karaböcek…
Yetmişlerin seksenlerin şarkıları…
Yetmişlerin seksenlerin şarkıları neler anlatmazdı ki?
Aşk, nefret, özlem, sevgi…
Ümit, hayal kırıklıkları…
Ayrılık, kavuşmak…
Yalnızlık, bekleyiş…
Şarkılardaki güfteler, müzikler, melodiler, ritimler, enstrümanlar, armoniler…
Her şarkı sanki bir film gibiydi.
Şimdiki şarkılara kıyasla, baştan sona anlam yüklüydü.
O yılların samimiyetini, güzelliğini arayıp duruyoruz hâlâ…
O yıllardan bir şarkıyı dinlediğimizde, saniyeler içinde yıllar öncesine dönüyoruz.
Sözlere bakar mısınız:
Şu dünyadaki en mutlu kişi,
Mutluluk verendir.
Şu dünyadaki sevilen kişi,
Sevmeyi bilendir.
Bütün dünya buna inansa…
Bir inansa…
Hayat bayram olsa…
Şarkılardaki müzik ve düzenlemeler etkileyiciydi. Her satır, dinleyiciye mesaj veriyordu.
İster pop müzik olsun, ister halk müziği… Arabesk, taverna veya sanat müziği…
Dinleyenleri bambaşka dünyalara alıp götürüyordu. Şarkılar içtendi, samimiydi. Anlam ve duygu yüklüydü.
O şarkıların etkileyiciliğinin sırrı, yaşanmış olmalarıydı belki de…
Bütün bunları, eski komşulukları, arkadaşlıkları, dostlukları… Eski hikâyeleri, hatıraları, samimiyeti, iyilikleri, güzellikleri… Çok daha fazlasını kitapta okuyabilirsiniz. Evet, bu kitap bir iyilikler kitabı.
İşte bir başka örnek:
Nasıl geçti habersiz?
O güzelim yıllarım…
Bazen gözyaşı oldu,
Bazen içli bir şarkı
Bu şarkılar sinema salonlarında, siyah beyaz filmlerde, evlerde, radyolarda, kasetçilerde… Çay ocaklarında, kahvelerde, atölyelerde… Otomobillerde, dolmuşlarda, taksilerde… Şehirlerarası otobüslerde çınlar dururdu.
Yazarımız ilk sayfalarda bakın neler söylüyor:
“Büyümüş olsak da çocukluğumuzu bir hazine gibi kalbimizde taşımak mucize değildir de nedir? Evet, bir mucizedir çocukluğu hatırlamak, bir şarkıyla duymak yeniden o sesleri, hayal de olsa yürümek o yollarda…
Umut dolu, sevgi dolu kalpler, yaşamak, ölüme rağmen yaşamak, sarılmak insanlara, hatıralara.
İşte böyle vagon vagon, köpük köpük, allı güllü, çınarlı, kargalı, bahardallı, dereli, kedili, göl manzaralı, buram buram kehribar susamlı simit ve sevgi kokan anılar… Anılar ve şarkılar…”
Kitap ilk sayfalarından itibaren, okuru 2019’lardan alıp taaa yetmişlere, seksenlere götürüyor. Bunu nasıl yapıyor? Elbette o yıllarda dillerden düşmeyen şarkıları hatırlatarak yapıyor.
Yazarımız, şarkıların eşliğinde, kendi tanık olduğu olayları, mekânları, sokakları, mahalleyi, komşuları, zamanları, insanları, hikâyeleri aktarıyor. Kitap kimi zaman güldürürken, zaman zaman hüzünlendiriyor.
Kitap günümüze o kadar çok şey söylüyor ki…
Samimiyet, sevgi, saygı, iyilik, sohbet ve muhabbetin değerine vurgu yapıyor.
İnsan için neyin daha önemli, neyin daha anlamlı olduğunu anlatıyor.
İşte o şarkıların en unutulmazlarından birisi daha:
Gözümde canlanır koskoca mazi.
Sevdiğim nerede ben neredeyim?
Suçumuz neydi ki ayrıldık böyle?
Mutluluktan bir haber ver dilektaşı.
Evet, bu kitabı yıllar öncesine dönmek isteyenlere, o unutulmaz şarkıları yeniden hatırlamak isteyenlere… Bir kitabın nasıl olup da insanı yıllar öncesine _hem de dakikalar içinde_ götürebileceğini anlamak isteyenlere tavsiye ediyorum.
Her ne kadar bu kitabı Zuhal Erol kaleme almış olsa da… Aslında bu kitapta hepimizin bir zamanlar yaşadığı, tanık olduğu hikâyelerin çok benzerleri var.
Teşekkürler, tebrikler Zuhal Erol. Çok iyi bir üslup yakalamışsınız, kitaptaki dil ve anlatım hakikaten sürükleyici ve güzel.
Yeni kitaplarınızı merakla bekliyoruz.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN