• “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 29 Eylül 2015, Salı 23:08 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:05
Font1 Font2 Font3 Font4
Sanata ve sanatkâra dair…

sanat1
Necati Kağan Çetin
Batı çizgisini sürdürmek isteyen yeni Türk sanatçısı, içinde yaşadığı toplumla çelişiyor. Bu acı çelişmenin olağan sonucu, iki yanın birbirine sırt çevirmesi. Halk sanatçıya küs, sanatçı, halka.
                                                                                              Attilâ İlhan
 
Sanat, arayıştır. Güzeli, daha güzeli, anlamı arayış…
İster müzik, ister resim, isterse edebiyat veya sinema…
Her zaman bir arayış vardır sanatta.
Neyzen, ruhundan doğan pınarları, aheste aheste neyiyle ifade eder. Muhatapları o nağmeleri dinlerken, bir başka alemden gelen lâhuti sesleri duyarlar…
Şair, kelimelerle resimler yapar…
Kimi zaman merhameti, kimi zaman adaleti, bir başka zaman da cesareti haykırır mısralarında…
Seslerle, hecelerle, kelimelerle tablolar çizer şair…
Sakarya Türküsü’nde Necip Fazıl, mukaddes bir davanın tablosunu enfes kelimelerle çizmiştir.

Süleymaniye ve Selimiye’de bir müddet dolaşın…
Şadırvanlarında abdest alıp, bir vakit namaz kılın…
Namazın ardından  o iki şaheser camide Kur’an dinleyin…
İşte o dakikalarda sanat, gözlerinizin önüne manevi dünyalara ait enfes manzaralar çizer…
O iki camide Mimar Sinan, sanatını, taşlarla, çinilerle, ışıkla, simetriyle, matematikle, akustikle ortaya koyar.
Hafızın dudaklarından dökülen Kur’an ayetleri, gönülleri yumuşatırken, gözleri yaşartır. Sesler, bu eşsiz camilerde en uzak köşelerdeki mü’minlere bile, mikrofon olmasa da ulaşır.
Gerçek sanat işte budur.
Madde ile mânâyı, dünya ile ahireti, bilim ile sanatı, insan ile soyut güzelliği buluşturabilmektir sanat…

Sanatkâr kimdir?
Sanatkâr, yılların getirdiği büyük bir tecrübeyi, renklerle, çizgilerle, notalarla, kelimelerle, cümlelerle veya bir başka vasıta ile içinde yaşadığı topluma ustalıkla aktarabilen kimsedir.
Sanatkâr, kendi sahasında üstaddır.
Sanatkâr, kendi değerlerinin, içinde yaşadığı toplumun değerlerinin farkında olan, çok yüksek marifet sahibi kişidir.
Sanatkâr, bir ideal, bir ıztırap, bir çile, bir mukaddes dava sahibidir.
Sanatkâr eğer bir şair ise, onun mısralarını okurken başka dünyalara adım atarsınız.
Sanatkâr eğer bir müzisyen ise, onun eserleri size manevî bir ziyafet olur…
O, kendi iç dünyasında yaşadığı pek çok seyahati, muhataplarına olduğu gibi aktarabilir.
Sanatkâr, sizi, coşku, ümit, hüzün, arayış, sevgi veya cesaretin kıyılarında kolaylıkla dolaştırır.
İşte tam da bunun için “Üstad” kelimesi aslında “Sanatkâr” anlamına gelir…
sanat2
Bir de zaman zaman sanatın kıyılarında dolaşmış ama, içinde yaşadığı topluma yabancı kalmış kimselere de rastlarız.
Onlar, içinde yaşadıkları topluma yabancı oldukları kadar, kendilerine, dünyaya, kâinata, manevî değerlere ve Allah’a da yabancı kalmışlardır.
Onlar görülmesi gerekeni göremezler…
Bilinmesi gerekeni bilemezler…
Hissedilmesi gerekeni hissedemezler…
Bundan dolayı da hissettiremezler, duyuramazlar…
Bu millet ne der, ne söyler, ne dinler, neleri dert edinir?
Anlamazlar, anlamak istemezler…
Ramazan’da oruca hınçlıdır…
Kurban’da paylaşmaya, tevhide, teslimiyete öfkeli!
Onlar, sanatkâr değildir.
Bakmayın sanatın bazı alanlarında zaman zaman göründüklerine…

Bizim insanımız, Itri’nin Saltanatlı Tekbiri’ni yüzyılların ötesinden bugüne neden taşıdı?
Itri, bizi ve bizim değerlerimizi terennüm ettiği için…
Neden hâlâ sohbetlerimizde Mehmed Akif’in mısraları çınlar durur?
Koca Şair, kendi mısralarına milletin ideallerini nakşettiği için…
Milletimiz, gerçek sanatı ve sanatkârı her zaman bilir ve takdir eder.
Kusur millette değil!
Kusur, milleti anlamayan, milletin değerlerine öfke duyan ikinci sınıf, taklit ve yan sanayi zihinlerdedir.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN