RÖPORTAJLAR
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

Şakir Kurtulmuş ile Edebiyat Söyleşileri Başlıyor
Eklenme Tarihi: 12 Ekim 2019, Cumartesi 12:41 - Son Güncelleme: 12 Ekim 2019 Cumartesi, 12:45
Font1 Font2 Font3 Font4



Şakir Kurtulmuş ile Edebiyat Söyleşileri Başlıyor
Mücahit Kocabaş

 

Şakir Kurtulmuş ile Edebiyat Söyleşileri, 12 Ekim 2019 Cumartesi günü saat 17.00’de Abbara Kahve’de başlıyor.

Söyleşilerin ilk konuğu Prof. Dr. Nazif Gündoğan olacak.

 

İki senedir devam eden söyleşilerde hatırda kalan notları aktaralım;

 

Mustafa Uçurum

“Şairler ruh halleriyle akrabalık kurarlar.”

 

***
 

Bülent Acun

“Müftü ve kaymakam köyümüze geldi. Kaymakam bir ara şöyle seslendi bana: ‘Görmüyorum diye okumayı bırakma. Biz görenler, görmeyen Cemil Meriç’i okuyoruz.”

“Cemil Meriç’in bir ümidi (Ümit Meriç), benim iki ümidim var. İki kızım bana kitap okurlar.” 

 

***
 

Uğur Canbolat

“Sohbet, üzerinizdeki keder ve gamı almalı, yüzleri güldürmelidir. İrfanî kalkınmaya vesile olmalı, cemal cemale sohbet etmeli, kelimeler muhtevalı olmalı. Özleyen çağırmaz, ayağa gider. Sohbete özleyen gelmelidir. Söz cemalden doğar. Alimlerin, ariflerin cemalini görünce kelimeler zenginleşir, güzelleşir.”

“Kabını boşalt ki Arifi billahın muhabbeti, aşk suyunu kabına doldursun senin. Sohbetin kendine özgü bir lisanı olmalı, kevser sırrını taşımalıdır. Güdülemek niyetiyle yapılan sohbet de sohbet değildir. Sohbet muhabbetli olmalıdır. Muhabbet rızaya, rıza muhabbete dahildir.”

 

***

 

Abdussamet Altuntaş

“Prof. Dr. Muhammed Tâkî Osmanî şöyle der: “Kibirli insanın misali şudur; yüksek dağa çıkıp aşağıdaki insanları küçük görür. Unuttuğu bir şey var ki aşağıdakiler de onu küçük görüyor.”

 

***

 

Nilüfer Zontul Aktaş

“Sanatçı, Allah’tan korkan, tabiattaki ayrıntıları sezen, eylem ruhu olan, kulluk bilinciyle gelecek nesillere kalıcı eserler bırakma hedefinde olan, kabalıktan uzak sanat ile yoğrulan kişidir.

 

***

 

Selma Medeni

“Peygamber aşıkları birbirlerini yüzlerinden tanırlar.”

 

***

 

Ayşe Şener

“Ehl-i kitab olanlar anlam arayışına girerler. Kur’an-ı Kerim’in ve kitap olan her şeyin içinde anlamı bulmaya odaklanırlar. Bilhassa Arapça metnin anlamını verip manayı ortaya çıkarmak kişiye ruh üfleyip onu canlandırmaktır.”

“Vahyin beyazperdeye yansıması nasıl olur diye düşünüp çalışma yapıyoruz.”

 

***

 

Selvigül Şahin

“Yazar ile okur arasında bir bağ, bir köprü olmalı.”

“Kulluk bilinciyle, hakkı, hakikati önceleyerek yazmak gerekir. Aileye dönük, ailevi meseleleri ele alan, insancıl, birleştirici, umut ve ilham veren öyküler yazılmalıdır. Gençlerin yüreklerine dokunacak işler yapılmalıdır. Zamanın süzgecinden geçen yazı ve yazarlar kalıcı olurlar.”

 

***

 

Sadık Yalsızuçanlar

Sadık Yalsızuçanlar'ı dinledik bugün. "Deli Tomarı" isimli kitabı çerçevesinde delileri konuştuk. Aklın tahakkümünden kurtulmuş olanlar diye nitelediği, "Akıl akılsızlara gerek, bize aşk gerek" diyen delileri. Bir ideal uğruna hayatını hiçe sayanları, başına gelen ağır bir olayın altında ezilip akıllarını kaybedenleri, akıllı olmalarını delilikle örtenleri, ukalâ-i mecânini ve diğerlerini.


Biraz tebessüm, biraz hayret ile dinledik Sadık Hoca'yı. Anadolu'da (Konya ve Adapazarı) uygulanan "Deliler İftarı"' ndan haberdar olduk.
Delilere "gül" diye hitap edilen bir medeniyetin insanları olduğumuzu hatırladık. Delilerin (meczub) viranelerde, sokaklarda yaşadığını bir şey isteyecekleri zaman bir veya sınırlı sayıda istediklerini, istediklerinden fazla verseniz de almadıklarını, dünya malını yük edinmek istememelerini dinledik. Sohbetten önce de Kayapa Kafe'nin ikinci katına çıkıp bir adet sigara isteyen bir zâta da şahit olduk. Deli Bekir'i, Haceli'yi, Hüseyin Fahreddin Dede'yi, Neyzen Tevfik'i, Boncukçu Baba'yı ve diğerlerini yâd ettik.


Sohbette zikredilen hikayelerden biri şöyle:


Boyacı Cemal var deli diye bilinen bir zât. Boyacılık yaparken şöyle nida eder: "Boyayalım, boyayalım. Boyasına boyanalım!"
Bir gün demiş ki: "Öyle âşık ol ki âşıklar sana âşık olsun." Duyanlar demiş ki : "Baba büyüksün!" Boyacı Cemal şu sözü tekrarlayarak yürümeye başlamış: "Büyük müyüm yük müyüm? Büyük müyüm yük müyüm?"


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!