• Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”

YAZARLARIMIZ

Fırat Kızıltuğ
Fırat Kızıltuğ
Eklenme Tarihi: 11 Haziran 2020, Perşembe 07:01 - Son Güncelleme: 11 Haziran 2020 Perşembe, 07:01
Font1 Font2 Font3 Font4
Recaizâde Mahmut Ekrem Beyin Şiirlerinden Bestelenmiş Bir Şarkı

 

 

Bestekârlarımız ikiz dilimiz mûsikîmize güfte seçerken, zaman zaman birinci kıtayı, bazan iki kıtayı, bazen de şiirin en güzel mısrâlarını derslerine alır ve bestelerler. Zaman içinde Çeşitli sebeplerden dolayı öteki kıtalar ve şiirlerin büyük kısmı, şarkı yapılan bölüm dışında hatırlanmaz. Hatta unutulur. Birçok eserin de güfte şairi belirtilmezdi. Son zamanlarda kaynaklar, şairlerin adını yeni yazılan notalarda belirtmeğe başladılar.

 

İfade vasıtalarının en mükemmeli seslerle yapılan anlatımdır. Birçok filozof, müzik için, “Sanatların anasıdır.” der. Kelimelerle ifade edebiyat, renklerle ifade resim, mim, heykel, mimarî, plâstik sanatlar v.s. Hep ifade vasıtalarıdır.

 

Müzik sanatında amaç, çalgı çeşitleriyle meydana getirilen kompozisyonları icra etmek, soyut bir sanat eseri vücuda getirmektir. Kopuz Coğrafyası’nda bu eylem, Destan Çağı’ndan başlayarak, edebiyatın şiir türüyle, insan sesine göre geliştirilmiştir. Bu arada şunu da belirtelim ki, İnsan hançeresinin bastığı sesleri, dünyada hiçbir çalgı yapamaz. Makamlarımızdan teşekkül eden mûsikîmiz onun için, insan sesi öngörülerek yaratılmış, geliştirilmiştir.

 

***

 

Tanzimat’tan sonra, mûsikîmiz gibi edebiyatımız da garp tesirine girdi. Recaizâde Mahmut Ekrem, Namık Kemal, Abdülhak Hamid üçlüsü, Arapça-Farsça-Fransızca terimlerle edebiyatımızın hafızasını allak bullak etmiş, aydın-halk ikiliği yaratmıştır. Bu şiirler maalesef halkımız tarafından okunamaz, lügatsiz takib edilemez.

 

Tanzimat üçlüsünden daha sonra bir üçlü daha zuhur etmiştir. Tevfik Fikret, Cenab Şahabettin, Halit Ziya. Tanzimat ediplerinin başlattığı Batı edebiyatı tarzı hareketini, daha muğlâk ve anlaşılmaz hâle getirmişlerdir. O kadar ki bu günkü nesil, eski Osmanlı Yazısını ve imlâsını öğrense bile, Tevfik Fikret’in kapital şaheseri, Rübâb-ı Şikeste’sini okuyamamaktadır. Bu da Kültür kopukluğu meydana getirir ki, bunun sıkıntısını çok çekiyoruz. Eğitim Bakanlığı, bir ara işgüzar görünüp Rübâb-ı Şikeste’yi güya günümüz Türkçesine aktardı. Adına da Kırık Saz dendi. Rebap’la sazın ne ilişkisi var? Deredeki yabani sert ot mu yoksa, kurudu da kırıldı? Budala şehzadenin lâfına benzedi; sûret-i Haktan görünüp atmış ya? “Bir ok attım kebab oldu.”

 

***

 

Nihad Sâmi Banarlı’nın, İki ciltlik Resimli Türk Edebiyatı Tarihi’nin bir dipnotunda, Yahya Kemal Beyatlı’nın, Recaizâde’nin bir şiirinin tenkidini görmüş ve çok üzülmüştüm. Üzülmüştüm, şiir çok güzeldi. Sıkılmıştım, Şevki Beyin Hicaz makamında bestelediği şarkılardan biriydi. Radyolarda sanatkârlarımızın çalıp okuduğu bir şarkı’nın sözleriyle -halk şiirine yakınlığı sebebiyle – alaylı sözlerle tenkidi, şair büyüğümüze hâlâ yakıştıramamışımdır.

 

Aynı büyüğümüz, ölümünden bir süre önce Hürriyet gazetesinin üçüncü sayfasında şiirler neşretti. Bu şiir Yahya Kemal şiirlerinde telezzüz ettiğimiz mûsikîyi ihtiva etmiyordu. Üstad, serbest nazımla, olmamış muşmula kekrekliğinde şiirler yayınladı. Hiç kitaplarına alınmamıştır. Gazete sayfalarından kese kâğıdı malzemesi olmuştur.

 

***

 

Gelelim şiirin mahiyetine    

 

Sen bu yerden gideli ey saç-ı zer

Seni söyler bana dağlar dereler

Gayret-i âhım ile bâd inler

Seni söyler bana dağlar dereler

.

Gönlümün hal-i perişan-ı çemen

Beni tahassürle harab ederken

Gizli gizli edip âh ü şiven

Seni söyler bana dağlar dereler

.

Sonbaharın çemeni hep solmuş

Her taraf hüzn ü kederle dolmuş

Ben garip bilmem onlara ne olmuş

Seni söyler bana dağlar dereler

.

Firkatinde tek ve tenha gezerek

Ararım şeklini ey nazlı çiçek

Kırlara düşmeme bais bu demek

Seni söyler bana dağlar dereler

………..

Recaizâde Mahmud Ekrem

Pejmürde: 47/48 Konstantinîye 1311

Çevrim yazı. F.K.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN