• Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”

YAZARLARIMIZ

Eklenme Tarihi: 5 Mayıs 2020, Salı 06:48 - Son Güncelleme: 5 Mayıs 2020 Salı, 06:48
Font1 Font2 Font3 Font4
Ramazan’ın Edebiyatımıza Yansıması

  

Türk edebiyatı, bütün aksi iddialara rağmen sosyal konulara geniş yer vermiş ve insanımızın hayatında geniş yer işgâl etmiştir. Eski hayatımızın bütün zenginliği ve çeşitliliğinin yanında Ramazan âdetleri, gelenekleri, oruçla ilgili âdetler, fıkralar, hatıralar kısacası “Ramazan medeniyeti” olarak adlandırılan metinler, söz ve davranışlar, hayatın aynası durumundaki edebiyatımızda da derin yankılar bulmuştur. Ramazan ayı, eski kültürümüzde dinî görevlerin yerine getirildiği kutsal bir ay olduğu kadar, gelenekli tiyatromuza, folklor ve edebiyat hayatımıza kazandırdığı zenginliklerle de çok önemli bir yere sahiptir.

 

Divan edebiyatında Ramazaniyeler, bu ayla hatırlanan davulcu manileri, tamamen Ramazan’a mahsus yazılmış dinî motifli şiirlerdir. En çok Ramazaniye yazan şair Enderunlu Fâzıl’dır. Bu şairle birlikte Sabit, Nedim, Sururî, Eşref Paşa, Zâtî, Şeyh Üftade, Koca Ragıp Paşa, Kâmi, Koca Ragıp Paşa, Şeyh Galip, Bursalı İsmail Hakkı ve Enderunlu Vasıf da Ramazaniyeler kaleme almışlardır. Klasik Türk edebiyatının belli başlı bütün şairleri Ramazan ayını, mukaddes gün ve geceleri mistik duygu ve ifadelerle dile getirmişlerdir. Ramazan bir şölen havası içinde karşılanmıştır. Meselâ Vâsıf’ın şu beyti Ramazan'ın görkemli bir şekilde karşılandığını göstermektedir:

 

                   Sad şükr gelen mâh-ı şerif-i Ramazândır

                   Hakk'ın ni'am ü rahmeti mebzûl-ı cihândır

 

Şeyh Üftade de şiirinde Ramazan'ı sevgiyle anmakta, coşkuyla karşılamaktadır:

 

Âşıklara edin selâm

Oruç ayı geldi yine

Rahmet denizi cûş edip

Âlemlere toldu yine

 

Ramazan sadece eski edebiyatımızda değil, hem Tanzimat’tan sonraki Türk şiirinde hem de günümüz modern Türk edebiyatında da en çok işlenen konular arasında başı çekmiştir. Namık Kemal, Mehmed Âkif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı ve Necip Fazıl Kısakürek gibi usta şairlerin konuya duyarlı olduklarını, oruç ve Ramazanla ilgili hafızalarda yer eden şiirler yazdıklarını görüyoruz. Yahya Kemal, bir Ramazan gününü şu canlı mısralarla tasvir eder:

 

                   İftardan önce gittim Atik-Valde semtine

                   Kaç def'a geçtiğim bu sokaklar bugün yine

                   Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti

                   Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti.

 

Millî ve dinî motifli şiirleriyle tanınan Arif Nihat Asya, bir şiirinde iftar saatinin neşesini şu mısralarla dile getiriyor:

 

                   İftar topu aksedince İhsâniye'den

                   Seslendi ezanlarım, Süleymaniye'den

                   Altında ve üstünde yanıp bin kandil

                   Nur indi civara Nuruosmaniye'den   

                             

Asya, “Dua” isimli şiirinde de “Yarının yollarında yılları da / Ramazansız bırakma Allahım” der. Sezai Karakoç, Tahsin Nahid, F. Cemal Oğuz Öcal, Gültekin Samanoğlu, Bekir Sıtkı Erdoğan, Mehmet Zeki Akdağ ve Yahya Akengin de Ramazan iklimini şiirlerine taşıyan şairlerimizden sadece birkaçı.

 

Ramazan yalnızca şairlerin mısralarında dile gelmiş değil. Hikâye ve romancılarımız gibi yazarlar da Ramazanın uhrevî havasını, mistik atmosferini yazı ve hatıralarında dile getirmişlerdir. Bunlar arasında Ahmet Rasim, Balıkhane Nâzırı Ali Rıza Bey, Musahipzâde Celâl, Sermet Muhtar Alus, Refik Halit Karay, Ruşen Eşref Ünaydın, Refii Cevat Ulunay, Sâmiha Ayverdi, Malik Aksel, Abdülbaki Gölpınarlı, Ahmet Refik, M. Halit Bayrı, Halit Fahri Ozansoy, Münevver Ayaşlı ve Midhat Sertoğlu gibi isimler ilk anda akla geliverenler. Halide Edib Adıvar da çocukluğunda ailece gittikleri teravih namazlarını unutmaz ve biyografik bir roman olan Mor Salkımlı Ev’de hasretle yâd eder. Yazar, daha sonra şunları yazacaktır:

 

"Süleymaniye’ye uzun yıllar gitmedim. Etraftaki müze ve imareti gezdiğim zaman dahi Süleymaniye’ye girsem o ilk teravihde ruhuma çarpan ilâhî hatıranın kaybolmasından korktum."

 

Her ayrılık gibi Ramazanın sona erişi de şair ve yazarlarımızı üzer ve hüzne sürükler. Eşrefoğlu Ramazaniyesi’nde şöyle der:

                  

                   Elvedâ ey mâh-ı tâban elveda

                   Hazret'e bizden şikâyet eyleme

                   Ayıbımız çoktur hakaret eyleme

                   Eşrefoğlu'na melâmet eyleme

                   Elveda ey mâh-ı tâban elveda

 

Süheyl Ünver, Ramazanla birlikte yaşanan olumlu değişimi “Ramazan Medeniyeti” olarak adlandırır. Cenap Şehabettin ise bu kutsal ayın “şetaret-i milliye” yani “milli mutluluk”la dolu olduğunu belirtir. Ramazanla ilgili olarak günümüz yazarları da tadı damağımızda kalan yazılar yazmışlardır. Ahmed Yüksel Özemre, Rasim Özdenören, Mustafa Miyasoğlu, Durali Yılmaz, Mustafa Kutlu, Beşir Ayvazoğlu ve Dursun Gürlek bu yazarlarımızdan ilk anda aklımıza geliverenler…

 

Kardeşliğin, cömertliğin, dayanışmanın, kaynaşmanın, yoksulu koruyup kollamanın, açları doyurmanın, nefis terbiyesine girmenin adıdır Ramazan. Tabii bu duygu ve düşünceler, yüzyıllara yaslanan çok zengin birikime sâhip olan edebiyatımızda da geniş biçimde yer almıştır. Ramazan-ı Şerifiniz mübarek ola.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN