• Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
    Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
  • M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
    M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
  • Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat

YAZARLARIMIZ

Büşra Cansız
Büşra Cansız
Eklenme Tarihi: 8 Şubat 2021, Pazartesi 10:42 - Son Güncelleme: 8 Şubat 2021 Pazartesi, 10:43
Font1 Font2 Font3 Font4
Özgürlüğün Sesi Mehmet Akif Ersoy

 

 

“Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.”

 

Her şeyden çok vatanını sevmiş olan bir şaire ait bu mısralar, hepimizin bildiği bir isme; Mehmet Akif Ersoy’a… Vatan şairimizin “Çanakkale Şehitlerine” adlı bu şiirini okuduğu zaman tüyleri diken diken olmayan var mıdır acaba? Olmamalı!

 

Yokluklar ve kayıplar ardından inancını yitirmiş bir millete umut olmuştur onun şiirleri. Yeniden ayağa kaldırmış, mazisini hatırlatmış ve atisini göstermiştir. Silahların insanlığa hâkim olmaya çalıştığı bir dönemde, kelimelerin gücüyle yol göstermiştir milletine. Evet kelimeler silaha karşı durmuş, şiirler ile mermiler karşı karşıya gelmiştir. Ve kazanan hakikat olmuştur.   

 

Mehmet Akif Ersoy şiirlerini millete hediye etmiştir.  Keza hayatını ve sanatını toplumda milli bilincin uyanmasına adamış bir isimdir o. Sanat sanat için midir? Yoksa sanat toplum için midir? Bu klasik sorunun cevabı onun için millettir. Kalemin ne kadar güçlü olabileceğinin farkındaydı ve mürekkebinin her bir damlasını bu amaç ile akıtmıştır satırlarına.

 

“Mazisi yıkık milletin atisi olur mu?

Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabaha:

Bir kupkuru çöl var; ne ışık var, ne de vaha!”

 

Meşrutiyet döneminde yaşamış olan şair, memleketi bekleyen zor günlerin farkında, atılması gereken davanın idrakında olmuştur. Savunduğu modernist İslamcılık ile Osmanlı’nın kurtuluşunu görmekte, bu fikirlerini de sanatı ile halka aşılamaktaydı. Topluma ve dünyaya bakışının temelinde din bulunan Mehmet Akif, sanatını da bu doğrultuda İslam ümmetinin birleşmesi ve kurtuluşu için bir araç olarak kullanmıştır.  Hakk, ezan, ümmet, vatan ve hürriyet kavramları özellikle milli mücadele döneminde şiirlerinin ve vaazlarının vazgeçilmezi olmuştur.

 

“Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.”

 

Bir dönem Burdur milletvekilliği de yapmış olan Mehmet Akif Ersoy görevini Anadolu’yu karış karış gezip, milli mücadeleyi anlatmakla yerine getirmiştir. Balıkesir’den Kastamonu’ya kadar verdiği vaazlarda, işgalcilere karşı birlik ve beraberliğin önemini anlatırken sözlerinin temelini de dine dayandırmıştır. Avrupa’nın zulmünden ve oyunlarından bahsederek hataya düşülmemesini ve Müslümanlar arasında ne kadar ayrılık fikri varsa vazgeçilmesini öğütlemiştir. Düşman belliydi ve Müslümanlar bir olmalıydı.

 

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! …

-Boğamazsın ki!

-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.”

 

İslam birliğinin olduğu hür ve bağımsız bir devlet için mücadele veren, bu davada özgürlüğün sesi olan Mehmet Akif Ersoy’u en iyi şiirleri ve vaazları ile anlayabiliriz. Bir milletin direnişini, dirilişini, inancını, kahramanlığını, ülküsünü, sevdasını, birliğini, heyecanını ve haykırışını okuruz onun satırlarında. Bir mücadeledir, bir davadır onun kaleminden akan. Aktığı her noktada özgürlüğün ve inancın sesi olan… Ne mutlu onun sesini duyanlara! Ne mutlu davasına sahip çıkanlara!

 

“Yıllarca asırlarca süren uykudan artık

Silkin de muhitindeki zulmetleri yak yık!

Bir baksana: Gökler uyanık yer uyanıktır;

Dünyâ uyanıkken uyumak maskaralıktır!”


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN