• İhsan Kurt ile Mülakat  
    İhsan Kurt ile Mülakat  
  • Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
  • Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
    Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
  • Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
  • Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
    Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
  • M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
    M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
  • Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”

YAZARLARIMIZ

Harun Çolak
Harun Çolak
Eklenme Tarihi: 10 Mart 2020, Salı 11:56 - Son Güncelleme: 10 Mart 2020 Salı, 12:20
Font1 Font2 Font3 Font4
Ömer Seyfettin’in Hikâyeleri

    Ömer Seyfettin'in hikâyeleri ile ilkokul beşinci sınıfta tanıştım. Sınıf kitaplığından aldığım eserin içinde altı hikâyesi vardı. Okuduğum ilk hikaye Ant'tı. Bunu Forsa, Kurumuş Ağaçlar, Üç Nasihat, Herkesin İçtiği Su, Binecek Şey, Teselli ve Rüşvet hikâyeleri takip etmişti. Bunlar arasında en çok Üç Nasihat ve Kurumuş Ağaçlar'dan etkilenmiştim.


    Ömer Seyfettin'le başlayan dostluğu sonraki yıllarda da devam etti. Aleko, Bomba, Falaka, Ferman, Kaşağı, Kütük, Uzun Ömer ve Pembe İncili Kaftan… Okuduğum her hikâyede beni kendine çeken bir taraf vardı. Bu yüzden vazgeçemedim onlardan. Lise yıllarımda onun Yeni Lisan hareketinin öncüsü olarak Milli Edebiyatçılar arasında yer aldığını, aslında asker olduğunu da öğrenmiştim. Sınavlar için diğer eserlerinin özetlerini de okumuştum. Onun hakkında yazılanları da incelemiştim. Üniversite yıllarında her nasılsa sadece olay hikâyelerini incelerken adını birkaç kez zikretmiştik derslerde. Ben başka yazarlarla meşguldüm. Onun güzel hikâyelerini okumayı bırakacak kadar uzaktım ondan. Üniversite bitip öğretmen olduktan sonra yine aklıma gelmemişti. Görev yaptığım okulda okuma saatleri başlayınca öğrencilerim ne okuyalım diye sorular sormaya başladılar.

 

     O zaman Ömer Seyfettin deyivermiştim gayri ihtiyari. O sene Ömer Seyfettin yılı oldu okul için. Bütün öğrencilerin elinde hikâyeleri dolaştı. Onu konuştuk birçok derste. Kendi çocuklarımı da Ömer Seyfettin tutkunu yapmam zor olmadı. Öğretmenleri kitap takibine başlayıp bizi kütüphaneye yönlendirdiğinde elime ilk gelen hikâye kitapları ona aitti. Bu üçüncü dönem okumalarımda aklıma bir soru takılmaya başladı. Çocukluğumda, gençliğimde ve yetişkinliğimde yörüngesinden ayrılamadığım bu eserlerde ne vardı? Onun eserleri nasıl oluyor da güncelliğini koruyordu? Onun hikâyelerini diğer hikâyelerden ayıran ve zaman eleğinin üstünde kalmasını sağlayan gizemli yönler nelerdi? Bu soruların cevaplarını bulmak için hikâyeleri okurken notlar tutmaya başladım.

 

    Pembe İncili Kaftan'da Muhsin Çelebi'nin mertliği ve dürüstlüğü, Ant'ta kankardeşini kuduz bir sokak köpeğinden kurtaran Mıstık'ın cesareti, Forsa'da Kaptan Kara Memiş'in bütün olumsuzluklara rağmen demir gibi ayakta kalışı, Üç Nasihat' te Müstakim Efendi'nin feraseti ve ilme düşkünlüğü, Kurumuş Ağaçlar'da yaptığı her kötülüğe rağmen af konusunda Allah'tan ümidini kesmeyen Deli Murat'ı, Herkesin İçtiği Su'da Çin imparatoru Ching-Yu'nun delirmek için içtiği suyu, Binecek Şey'de Derviş Hasan'ın külli iradeye teslim oluşunu, Teselli'de İskenderun Paşa'nın yüreğine düşen ölüm korkusunu, Rüşvet'te Ali Hoca'nın Keloğlan gibi parlayan ince zekâsı notlarım arasındaydı.

 

    Türk halkının irfan ve zekâsını belirli sosyal tiplerle yoğurup onlara Türk milletinin karakter özelliklerini katan Ömer Seyfettin, binlerce yıldır süzülüp gelen ve bu milleti ayakta tutan değerleri eserlerinde ustalıkla anlatmıştır.


     Beni etkilediği gibi gelecek nesillerinde şahsiyetini inşa etme sürecinde kendine düşen görevi bu millet var oldukça yapacaktır. Meselemiz onun eserlerini genç gönüllerle buluşturmak olmalı vesselam.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN