RÖPORTAJLAR
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”

Niçin Yazıyoruz?
Eklenme Tarihi: 2 Mayıs 2017, Salı 22:17 - Son Güncelleme: 2 Mayıs 2017 Salı, 22:17
Font1 Font2 Font3 Font4



Niçin Yazıyoruz?
Yazı, dile dair görsel işaretlerin kullanıldığı bir tür iletişim aracı olarak tanımlanır.


Yazı, dile dair görsel işaretlerin kullanıldığı bir tür iletişim aracı olarak tanımlanır. Yazının düşüncelerin değil de dilin bir temsili olduğunu vurgulanır. Yazı, bir dildeki sözleri temsil eden semboller sistemi olarak da tarif edilir. Sözler kalıcı değilken, yazı somut bir varlıktır ve muhafaza edilebilir.
Yazı tarihine bakacak olursak, insanların önce mağara duvarlarına, kaya ve taşlara yaşadıkları olayları anlatan resimler yaptığını görüyoruz. Arkeolojik bulgular ışığında, Sümer yazı sistemi, bilinen en eski (M.Ö. 3000) yazı sistemidir. Yazıyı icat etmelerindeki asıl sebebin, üretim fazlası olan ürünlerin toplanması, depolanması ve dağıtılması gibi işleri düzenli bir şekilde idare edebilmek olduğu belirtilir. Sümerlerin kullandığı ilk yazı, sadece ağaç dallarına vurulan çentikler ve taşlara kazılan odacıklardan ibaretti. Bu yazıyı örnek alan çevredeki topluluklar bu sistemi kendi dillerine aktardılar. Zamanla yazı gelişmeye, gelişirken de yenilenmeye başlandı.
Çoğu tarihçiye göre tarih çağları, yazının bulunması ile başlar çünkü insanların yaşadıkları olaylar yazının bulunması ile kayda alınmış ve bununla birlikte günümüze kadar korunmuştur. İnsanların yazı ile ilk temasları peygamberlere indirilen suhuflar (sayfalar) ile gerçekleştiği biliniyor. Bu suhufların nasıl ve ne şekilde kayıt altına alındığı, nerelerde saklandığı hâlâ sırrını korusa da suhufların, peygamberlere indirildiğinde tabletlere yazıldığı tahmin ediliyor. Bu bağlamda, yazının başlangıcı ilk insan ve ilk peygamber Hazreti Adem’e kadar uzandığı tahmin ediliyor.
İletişim, sanat ve edebiyat için bir araç olan yazının, duygusal ifade yoluyla stres düzeyini düşürdüğü biliniyor. Austin Teksas Üniversitesi’nde Psikoloji Profesörü Dr. James Pennebaker, yaklaşık 20 yıldır “İfadesel Yazarlığı”, çalışmalarının odak noktasında tutuyor. Dr. Pennebaker bu metodolojiyi halka sevdirmeye ve uygulama aşamasına getirmeye  çalışırken, ifadesel yazının faydalarını önemle belirtiyor: “Duygusal ayaklanmalar hayatımızın her parçasına dokunur. Yazmak bize odaklanmak ve deneyimlerimizi düzenlememiz için yardımcı olur. Bunu yapmak stres seviyelerini düşürüp buna paralel olarak, sağlıkta da düzelmeyi sağlar.” Katılımcılar, bir olay hakkında sağlıksız ve takıntılı bir şekilde düşünüp durmak yerine, yazı yazarak ilerlemeye odaklanabiliyorlar.
Kendilerini yazarak ifade eden insanlar, hastalıklarını daha az problem ediyor ve daha çabuk iyileşiyor. Astım, artrit, AIDS, kanser gibi hastalıklardan muzdarip olanlar günün 15-20 dakikasını yazmaya ayırdıklarında büyük gelişmeler kaydediyor. Düşüncelerini daha iyi organize edebiliyor ve geçmişin etkilerinden daha kolay kurtuluyorlar. Çalışmanın yazarlarından, Elizabeth Broadbent, derinden etkili ve üzücü bir olay hakkında yazmanın, deneysel katılımcılara duygularını daha mantıklı düşünmelerini sağladığını ve bunun da bahsi geçen olayları çevreleyen stresi azalttığını vurguluyor.
Kalemle yazmanın beyinsel gelişim ve yaratıcılık üzerindeki olumlu etkisi her ne kadar bilim dünyasının gündemine son yıllarda girse de edebiyatçılar, bu ilişkiyi yıllar önce önemsemişti. Paris Review dergisinin 1985 yılı kış sayısında yayımlanan röportajda, “Yazılarınızın çoğunu daktilo ile mi yazıyorsunuz?” sorusuna yazar Robert Stone, “Evet, ta ki tasvirinde zorlandığım ya da takıldığım noktalara kadar. Bu durumlarda hemen kalemle yazmaya başlıyorum. Daktilo ya da klavye ile yazarken, acele etmemeniz gereken bir yerde, acele edebiliyorsunuz. Böyle yapınca da yazıda nüansı, zenginliği, berraklığı kaybedebiliyorsunuz. Kalem, berraklığa zorlar” diye cevap verir.
“Hayatta kalmak için hikâyeler anlatmak gerek” demişti Umberto Eco.
Bir hikâye anlatabilmek için okumak, araştırmak ve bir yerden yazmaya başlamak gerek. Ele kalem kağıt alıp yazmak gerek…

/ Müge Aydın /


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!