• Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 8 Aralık 2018, Cumartesi 12:07 - Son Güncelleme: 8 Aralık 2018 Cumartesi, 15:20
Font1 Font2 Font3 Font4
Niçin Allah’a inanıyoruz?

Beşerin temeli, bir küçük cenin,
Can vermeye, gücü yetmez kimsenin,
Kâinat denilen, dev değirmenin,
Suyu nerden gelir, farkında mısın?
Cengiz Numanoğlu

Niçin inanmayalım ki? Niçin inanmayalım?
Olduğu için inanıyoruz elbette…
Biz hepimiz zaman ilerledikçe genişleyen bir kâinatta yaşıyoruz. Zaman ilerledikçe genişleyen bir kâinat… Zaman geçtikçe birbirlerinden uzaklaşan galaksiler…
Zamanı geri aldığımızda, galaksiler birbirine yaklaşıyorlar.
Zamanı geri alıp, 15 milyar yıl öncesine gittiğimizde hiçbir şey yoktu. Zaman yoktu. Mekân yoktu. Kâinat yoktu. Bunu “Big Bang” isimli doğrulanmış bir teoriden öğreniyoruz. Teoriyi tam olarak açıklayan Edwin Hubble.
Evet… 15 milyar yıl önce, çok büyük bir irade ve kudret, tek bir emirle, kâinatı ve zamanı yarattı. O yaratıcı irade ve kudret kimdi? Yoklukla varlık arasında bir tercih yapıp, varlığı tercih eden, her şeyi var eden kimdi?

Kâinatta gözlenebilen iki trilyon galaksi var. Her galaksideki yıldız sayısı on milyon ile bir trilyon arasında değişiyor. Trilyonlarca yıldızı, galaksiyi kusursuz denge ve denklemlerle yaratan, döndüren, dolaştıran birisi elbette var. Hepsi farklı yörüngelere, yörünge düzlemlerine, kütlelere, hızlara sahip trilyonlarca yıldız, gezegen ve galaksiler… Hepsi hareket halinde…
Bu kusursuz tabloyu yaratan ve yaşatan birisi elbette olacak, elbette olmalı…
Yaratmak ayrı, yaşatmak ayrı şeyler…
Yaratıp da bırakmayan… Yaşatan kim?
Yaratan, yaratıp bırakmıyor. An be an takip ediyor, yaşatıyor.
Kâinat başıboş değil… Sahipsiz değil…

Güneş sisteminin, güneşin dünyaya göre, dünyaya uygun olarak… İnsanın yaşamasını hedefleyerek yaratılması… Dünyanın güneş çevresindeki hareketi… Mevsimlerin yaratılması… Dünyanın kendi çevresindeki hareketi… Dünyanın eğimi… Gece ve gündüzün yaratılması, birbiri peşisıra gelmesi… Bütün bunların insan için, insanın yaşaması için hazırlanması….
Bir hazırlayan olmalı, olacak elbette…

Bu dünyaya geldiğimizden beri görüyoruz ki, birisi bu dünyayı tam bize göre, bizim yaşayacağımız biçimde, bizim için hazırlamış. Bunca hazırlığı yapan birisi olmalı değil mi?
Sonra atomlar, atomaltı parçacıklar… Bütün bunlardaki kusursuz diziliş ve intizam. Çok ince matematik hesaplamalar… Formüller, denklemler… Bütün bu hesaplamaları yapan, bu formülleri yaratan, bu denklemleri kuran biri olmalı değil mi?

Sonra moleküller, hücreler… Moleküllerdeki kusursuz dizilişler… Hücrelerin, biyolojik canlıların var edilmesi. Canlılardaki genetik dizilişler… DNA’da depolanmış binlerce ciltlik bilgiler…
DNA isimli mükemmel yazılımları, dizilişleri yaratan elbette birisi olmalı ve olacak…

Sonra insan…
İnsandaki kusursuz anatomi ve fizyoloji… İnsanın kas sistemi , sinir sistemi, solunum sistemi, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, iskelet sistemi, kan dolaşımı… Kanın nitelik ve niceliğinin en hassas bir biçimde ayarlanması…
Kandaki değerleri, marjları tam da olması gerektiği ölçülerde yaratan… Yaşatan kim?
Bu ayarlamaları yapan birisi olmalı ve olacak elbette…

Atmosfer tabakalarının yine ince denklemlerle, dengelerle yaratılması… Bu dengelerin korunması… Oksijen, karbon, azot, ozon ve diğer gazların ayarlanması… Hepsi insan için, insana göre… Bu kadar ince ayarları yapan birisi olmalı, olacak elbette…
Atmosferin, dünyamızı zararlı ışınlardan koruması, meteorların dünyaya çarpmasını engellemesi… Koruyan kim, engelleyen kim?
Bir koruyan, bir engelleyen olmalı, olacak elbette…
Yaratan, yarattığını sahipsiz, başıboş bırakır mı hiç?

Dünyadaki ısı dengesinin sağlanması için denizlerin yaratılması… İnsanın yaşaması için suyun yaratılması… Birisi yanıcı hidrojen, diğeri yakıcı oksijen atomu ile suyu yaratan birisi var elbette…

Hayvanları, bitkileri, tam da insan için yaratan ve yaşatan birisi var elbette… Bal için arıyı, süt için ineği, yumurta için tavuğu yaratan birisi var elbette… Kimin için? İnsan için, insana hizmet etsin diye…

Yanıcı hidrojen ve yakıcı oksijen ile suyu yaratan, bulutları yaratan… Serin mi serin, tatlı mı tatlı yağmurlarla yeryüzünü ve insanı ferahlatan birisi olmalı, olacak elbette…

Her mevsimde değişen meyveleri, sebzeleri en uygun ambalajlarla, en uygun kabuklarla, insan için yaratan birisi olmalı, olacak elbette…

İnsana göz takan, gözü ışığı geçirebilsin diye şeffaf bir mercekle yaratan birisi var, olmalı, olacak elbette… Eşsiz manzaraları, güneşleri, ayları, mehtapları, grubları… Yaratan birisi olmalı, olacak elbette… Görüntüler evrenini insanı rahatsız etmeyecek biçimde gösteren birisi var… İnsan ile görüntüler evreni arasına gözü yerleştiren, görme sistemlerini yerleştiren birisi var…

Sesler evrenini insana arkadaş eyleyen birisi var… Sesler evrenine yabancı kalmayalım diye insana işitme sistemleri kuran birisi var… Kulağı, kulak zarını, örs, özengi ve çekiç kemikçiklerini yaratan birisi var… Ses frekanslarını insanı rahatsız etmeyecek biçimde insana duyuran birisi var… İnsan ile sesler evreni arasına kulağı yerleştiren, işitme sistemlerini yerleştiren birisi var…

Sonra mükemmel hazırlanmış yiyecekler… Meyveler, sebzeler… İnsandaki tat alma sistemi dil… Dildeki reseptörler… Binlerce farklı tadı algılayabilen, tadabilen dili yaratan birisi olmalı, olacak elbette… Yiyecekleri yaratıp, insanı yaratıp, dili yaratmamak olur mu? İnsandaki dili, tam da yiyecekleri analiz edecek biçimde, değerlendirecek biçimde yaratan kim olabilir?

Sonra çiçekler… Rengârenk, binlerce farklı ve güzel yaratılmış çiçekler… İnsanı yaratıp, kokuları yaratıp, o kokuları algılayacak, koklayacak burun yaratmamak olur mu? İnsan ile kokular evreni arasında burun yaratan kim? Kokuları insana duyuran kim?
….
Dünyanın jeolojik katmanlarını, dağlarını, denizlerini belli denge ve denklemlerle yaratan ve yaşatan birisi olmalı, olacak elbette… Uzayda saatte 108.000 kilometrelik çok büyük bir süratle yol alan dünyanın denizlerini dökmeyen, taşırmayan birisi var, olmalı, olacak elbette…

Baksanıza bütün formül, denge ve denklemler tam da insana göre ayarlanmış birisi tarafından. Kâinattaki, galaksilerdeki, yıldızlardaki, gezegenlerdeki, güneş sistemindeki… Dünyadaki, atmosferdeki, jeolojik katmanlardaki, denizlerdeki… Dokulardaki, organlardaki, sistemlerdeki… Hücrelerdeki, moleküllerdeki, atomlardaki, atomaltı parçacıklardaki… Formül, denge ve denklemleri yaratan birisi var, olmalı, olacak elbette!

Trilyonlarca kere trilyonlarca defa isabet eden, tam da insana göre ayarlanan hassas dengeler, denklemler, formüller, hesaplamalar tesadüf olabilir mi?
Bunca denge, denklem, hesaplama ve formüle tesadüf diyene ne söylenebilir?
Hep isabet edene hiç tesadüf denir mi?

Son sözleri yine Cengiz Numanoğlu söylesin:

Aklı tutsak eden, dar sınırları,
Geç de gör, âlemde nice sırları,
Yazan, yazmış amma, bu satırları,
Neden, niçin yazmış, farkında mısın?


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN