• Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 22 Nisan 2020, Çarşamba 02:58 - Son Güncelleme: 22 Nisan 2020 Çarşamba, 03:48
Font1 Font2 Font3 Font4
Nicelik mi önemli, nitelik mi?

“Eğer beli bükülmüş yaşlılar, takva sahibi gençler, süt emen çocuklar, yayılan hayvanlar olmasaydı, belalar sel gibi üstünüze dökülecekti.”
Hadis (Müsned, 11/511)

Dünyamız son üç aydan beri müthiş hadiselere sahne olmakta.
Tarihin akış hızı olağanüstü arttı.
Yeryüzü sahnesinin oyuncuları, kurgusu, planı süratle değişmeye başladı.
Bir virüs bütün şartları değiştirdi.
Vahşi Batı panikledi.
Soru, Vahşi Batı’nın hiç tahmin etmediği bir yerden geldi:
Koronavirüs.
Evet, kıtalararası balistik füzeler devreye girmedi.
Ama bir virüs bütün planları altüst etmeye yetti.
Vahşi Batı’nın kibri ve şımarıklığı sıfırlandı.
Vahşi Batı Uygarlığı gelecekle çatıştı.
Oysa Vahşi Batı bütün dengeleri Silah-Petrol-Dolar-Borsa-Finans üzerine kurmuştu.
Şimdi bunların beş para değeri kalmadı.
Vahşi üretim-tüketim-rekabet, maddi ihtiraslar dünyayı yordu, insanlığı yordu.
Postmodern neoliberal geç kapitalizm yordu.

Şimdi de İslam dünyasına bakalım.
Kâbe’de tavaf durdu.
Camilerde cemaat halinde namazlarımızı kılamıyoruz.
Nerede hata yaptık?
Özeleştiri yapmanın vakti gelmedi mi?
Ölüme ne kadar hazırlıklıyız?
İmanımızdan şüphemiz yok ama ihlas, ilim, irfan, hikmet, samimiyet… Takva, salih amel, nefis muhasebesi, nefis terbiyesi… Karşılıksız iyilik, cömertlik, kanaat, merhamet, uhuvvet, muhabbet bakımından ne durumdayız?

Oysa ölüm şimdi daha yakın.
Çok daha yakın.
Bir virüs bu dünya hayatını sona erdirebiliyor.
Ölüm bize her zaman çok yakındı.
Ama şimdi daha net anladık.
İnsan ne kadar zayıf ve aciz bir varlık öyle değil mi?

Mübarek Ramazan ayına adım atmak üzereyiz.
Sahurlar, iftarlar…
Oruç tutmak için edeceğimiz niyetler…
Okuyacağımız Kur’ân-ı Kerim’ler…
Kılacağımız vakit namazları, teravihler…
Mü’minlerin Allah’a edeceği dualar…
Fahr-i Kâinat Efendimiz’e (asm) göndereceğimiz salât-ü selamlar…
Semaları kuşatacak Ezan-ı Muhammedîler…
Bütün dünyayı kaplayacak Rabbimizin merhameti…
Mü’minlerin, Mübarek Ramazanların, salat-ü selamların, Ezan-ı Muhammedî’nin, Nur-u Muhammedî’nin, Kur’ân-ı Kerim’in olmadığı bir dünyada yaşanabilir mi?
İman ve İslamiyet’in olmadığı bir dünyada yaşanabilir mi?

Nicelikler, araçlar bakımından dünyada problem yok, sıkıntı yok.
Bilgi, bilim, teknoloji, para…
Bunların hepsi nicelik, hepsi araç.
Niceliklerin-araçların geride olması, niteliklerin-amaçların önde olması gerekir.
Nitelikler ve amaçlar bakımından dünyada büyük problemler var, sıkıntılar var. Nitelikler-amaçlar çok gerilerde kalmış.
Nitelik ve amaçları bir kere daha hatırlayalım:
Şefkat, merhamet, muhabbet…
Karşılıksız iyilik, insani-manevi değerler…
Empati, ahlak, nefis muhasebesi, hürmet…
Cömertlik, kanaat, bereket, paylaşmak, diğerkamlık…
Gayret, çalışkanlık, tevekkül…
Takva, ihlas, uhuvvet…
Hüsnüniyet, hüsnünazar…
Allah’a iman, ahirete iman, ölüme hazırlık…
Hakkı ve sabrı tavsiye etmek…
Tefekkür, feraset, fedakârlık, vefakârlık, sabır…
Salih amel, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak…
Zayıfların, çocukların, ihtiyarların, musibetzedelerin, fakirlerin korunup kollanması…
Dünya hayatının çok kısa ve geçici olduğunu kabul etmek.

Zayıflar, çocuklar, ihtiyarlar, musibetzedeler, fakirler…
Garipler, çaresizler, ihtiyaç sahipleri…
Rabbimiz, işte onların hatırı için bütün insanlara merhametle bakıyor.
Onların hatırı için hepimize merhamet ediyor.
Maddi gücün öne çıktığı şu zamanda bu gerçeği anlamak zor ama gerçek bu.
Bütün bunları Kur’ân-ı Kerim’den ve Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (asm) hadislerinden öğreniyoruz.
Mehmet Akif Ersoy bakın ne söylüyor:
“Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;
Medyûn ona cem’iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o masûma bütün bir beşeriyyet…
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.”


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN