• Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”

YAZARLARIMIZ

Büşra Cansız
Büşra Cansız
Eklenme Tarihi: 29 Nisan 2021, Perşembe 10:15 - Son Güncelleme: 29 Nisan 2021 Perşembe, 10:55
Font1 Font2 Font3 Font4
Müze İçinde Müze

 

MİLLİ SARAYLAR RESİM MÜZESİ

 

 

Beşiktaş’ın incisi Dolmabahçe Sarayı’nı herkes bilir. Peki, bu muhteşem sarayın nadide bir köşesinde konumlanmış olan Veliahd Dairesi’ni duymuş muydunuz? Ya bu küçük sarayın günümüzde hangi amaçla kullanıldığına dair bir malumatınız var mı? Daha fazla soru sormadan ben cevapları vermeye başlayayım.

 

Osmanlı Devleti’nin Sultan Abdülmecid döneminden itibaren yönetim merkezi olan Dolmabahçe Sarayı’nda, tahta çıkmayı bekleyen veliahtların kullanması için adeta küçük bir sarayı andıran Veliahd Dairesi inşa edilmiştir. Bodrum üzerine 2 kat olarak inşa edilen kâgir yapı, 63 oda ve 9 salondan oluşmaktadır. Ön ve arka yüzünde ise birbirinden güzel iki adet cennet bahçeleri…

 

 

Bu dairede Sultan Abdülaziz, Sultan V. Murad, Sultan II. Abdülhamid, Sultan Mehmed Reşad, Sultan Vahideddin tahta çıkışlarına beklemiş, veliaht olarak serbest bir hayat sürmüşlerdir. Son halife Abdülmecid Efendi’de bu dairede ikamet etmiş ve burada oluşturduğu atölyesinde resim sanatına dair birbirinden güzel eserler meydana getirmiştir. İşte dairenin bugün ki konumu da buradan geliyor diyebiliriz.  Bugün Milli Saraylar Resim Müzesi olarak sanatseverlerin hizmetine sunulan bu daire, Osmanlı resim sanatına ilişkin birbirinden seçkin eserler barındırmaktadır.

 

Çok zengin bir resim koleksiyonuna sahip olan Milli Saraylar 500’den fazla eserini, tematik olarak bölümlere ayrılmış bu müzede sergilemektedir. Harem bölümünün restorasyonunun tamamlanmasıyla 15 Ocak 2021 tarihinde yeniden açılan müze, yeni tefriş çalışmaları neticesinde 34 bölümden teşkil etmiştir. Şeker Ahmed Paşa, Hüzeyin Zekai Paşa, Osman Hamdi Bey, Hoca Ali Rıza, Ivan Ayvazovski gibi yerli ve yabancı ressamlara ayrılmış odalar dışında, Enderunlu Ressamlar, Savaşlar ve Zaferler, Devlet-i Aliyye, Osmanlı Hanımları, Doğu’ya Dair gibi tematik bölümler bulunmaktadır.

 

Müzeyi gezdikten sonra kendime o klasik soruyu sormam gerekirse:

 

“En sevdiğin resim hangisi oldu?” cevabım; Halife Abdülmecid Efendi’nin “Yalı Önünde Kadınlar” tablosu ile Fausto Zonaro’nun “Anne Sevgisi” olur. Romantizm akımını sevmemden mütevellit bu resimlerin hissiyatım üzerindeki yoğunluğu daha derin oldu.

 

Yapının iç süslemesinde barok ve rokoko üslubunun hâkimiyeti ile ampir sanatı bir arada görmekteyiz. Tavan bezemelerinde yer alan kalem işleri arasında zengin resim tezyinatı hayranlık uyandırmaktadır. Bordürler içerisinde yer alan manzara ve natürmort yağlıboya resimler ile tuvallerden tavanlara bakılacak öyle çok eser var ki… Klasik ve ampir sanatının uyumu ile meydana gelen bu görsel şölen bizlere müze içinde müze zevki sunmakta.

 

Müze’ye adım atar atmaz sizi karşılayan bir oda da var ki burası herkesin ilgi odağı konumunda. Sarayda ilk tablo koleksiyonunun kurulmasına öncülük eden Şeker Ahmed Paşa adına düzenlenen çay salonu, yerli ve yabancı turistlerin fotoğraf çekim konumu olmuş durumda. Boğaz manzarası eşliğinde huzurla kitabınızı okuyup, kahvenizi içebileceğiniz bu küçük ve şirin mekân sizi sarayda çay davetine gelmiş gibi bir hissiyata sürüklüyor. Kim istemez ki sarayda sultanlar ile şöyle bir çay saati!

 

Müze ve çay salonundan çıktıktan sonra da gezilecek mekânlar bitmiş değil. Ön ve arka yüzünde öyle güzel bahçeleri var ki içerde geçirdiğiniz vakit kadar dışarıya da vakit ayırmanız gerekecek. Ön ve arka yüzünde birbirinden farklı iki mimari görünüm ile karşılaşmanız sizi şaşırtmasın bu Dolmabahçe Sarayı’nın genel bir özelliği. Boğaza bakan konumda sizi mermer görünümlü Barok mimarisi karşılarken, iç bahçeye bakan tarafta ise neo-klasik mimari izleri ile saray, iki farklı yapı izlenimi uyandırmaktadır.

 

 

Bahar ayı itibariyle yeşilin en güzel tonuna bürünen bahçeleri, boğazdan gelen dalga ve vapur sesleri ile karşınıza çıkan muhteşem mimari sizleri bu zamandan alıp bambaşka zamanın âlemlerine sürüklüyor. Pandeminin getirdiği iç karartıcı bu günlerde şöyle bir tatlı huzur almaya gelmek isterseniz şayet Dolmabahçe’ye bekleriz.

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN