RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

Mutluluk Gribi
Eklenme Tarihi: 18 Nisan 2020, Cumartesi 21:55 - Son Güncelleme: 18 Nisan 2020 Cumartesi, 21:55
Font1 Font2 Font3 Font4



Mutluluk Gribi
Derya Çukurçayır

 

Hepimiz zor günlerden geçiyor, hayatımızı olumsuz etkileyen durumlar yaşıyoruz.

 

Yaşadığımız olaylar   bizim için bir ders niteliği taşıyor. Mevcut durumda birçoğumuzun hayata bakış açısı  değişti, insanlara, olaylara daha pozitif bakmaya başladık. Neden mi çünkü küçücük bir mikrobun bizi yok etmesinden korkuyoruz. Canımız tatlı, yaşayacak, görecek çok şey var diye düşünüyoruz. Tek kendini düşünen birey haline geldik. İnsanlardan uzak, evlerimize kapanıp sürecin geçmesini bekliyoruz korku ve endişe içinde.

 

Birçoğumuz olayların farkında değil, belki de farkında olmak istemiyor. Bir değerlendirme yapalım; 2020 yılı olumsuz bir yıl olarak adlandırıldı. Çünkü yılın başından beri tüm felaketler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Depremler, yangınlar, hayvanlara yapılan zulümler, insanlara zulüm, sel baskınları ve şimdide küçücük bir mikrobun tüm dünyayı ele geçirmesi. Peki bunların sorumlusu kim? biz insanlar! Sevginin, saygının, merhametin, hoşgörünün, adaletin yok olması, kıskançlığın, dedikodunun, zinanın, iftiranın, masum yavruların canının yanması ve daha nicesinin artması. Allah kavimlerin yaşadığı sıkıntıları, yaptığı hatalar yüzünden başlarına gelenleri bizlere bildirdi ama biz insanlar bunu dikkate almadı ve hala daha almıyor. Bir Hadis-i Şerif’te “ Bir milletin içinde zina, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu aleni olarak işlediğinde mutlaka içlerinde veba hastalığı ve onlardan önce yaşamış milletlerde görülmemiş başka hastalıklar yayılır.“ buyrulmuştur. Her şeyi apaçık yaşadığımız bir dönemde Rabbin sessiz kalması beklenemezdi. Şimdi soruluyor biz ne suç işledik de Kabe elimizden alındı, camilere ayak basamaz olduk!

 

Her şey aleni ortada. Haber izlemeyi yürekler kaldıramaz hale geldi. Acı, endişe, hüzün…

 

Ateş artık düştüğü yeri de yakmıyor her yeri yakıyor. İnsanlar mutsuz ve memnuniyetsiz. Çocuklar dahi doyumsuz. Böyle olumsuz bir hayatta olumlu ne olabilir diye bakmaya başladık. Halbuki yaşanılan olaylardan ders çıkarıp biraz olsun düzelmeye mutlu olmaya çalışsaydık belki mutlu insanların artmasıyla dünyamız biraz olsun değişmeye başlardı.

 

Mutluluk gribi… Çünkü grip bulaşıcıdır, yayılır. Birbirimize temas etmeden bile etkisi altına alır. İşte mutluluk da böyle bir şey. Mehmet Teber, “Mutluluk Terapileri” kitabında dünyanın mutluluk endeksinde en üst sırada yerini alan Kosta Rika'yı şöyle anlatıyor: Tarih 24 Kasım 2004, yer Kosta Rika'dır. Bay Ultum ve Ruzuh meclis koridorundadırlar. Ellerinde bir dilekçe vardır. Amaçları yeni bir parti kurmak, siyasi hayata ve dünya siyasetine yeni bir bakış açısı getirmektir. Hedeflerinde 2006 genel seçimlerinde iktidara gelmek vardır. Birçoğumuzun adını bile bilmediği Kosta Rika Mutluluk Partisi( Costa Rika Partida Alegria ) böyle kurulur ve halkın beğenisini kazanır. Artık klasik siyasi tartışmalardan bıkmış halk, 2006 seçimlerinde Mutluluk Partisini destekler ve bu parti tüm oyların yüzde 63’ünü alarak iktidara gelir. Asıl iş bundan sonra başlar. Halk merakla icraatları bekler. Bay Ultum'un yaptığı ilk iş bakış açısı değiştirme programını devreye sokmak olur. Çünkü insanların mutsuz olmasının temelinde yanlış bakış açısına sahip olmaları yatmaktadır. Mutlu olmak için; gözlemlemek, fark etmek, güzel insanî ilişkiler kurmak, dost meclislerine girmek, elindekini değerini anlamak, bir çocuk gülümsemesi, insanın elini uzattığında avucuna akan su, usul usul yağan kar insanı mutlu etmektedir. Bakış açısı değiştirme programı çerçevesinde konferanslar, eğitimler verilir. Kitaplar yayımlanır. Tüm medya bu programı uygulama konusunda iş birliği yapar ve kısa sürede halk mutluluk konusunda yeni bir bakış açısına sahip olur. Evlilikler daha mutlu hale gelir, boşanma oranları azalır,  anne – babaları çocukları için mutlu yuva eğitimlerinden geçirilir. Eğitim sistemi yeniden düzenlenir. Müfredat gereksiz bilgilerden temizlenir. Sınıfta öğrenme yerine “ hayatın içinde öğrenme” kavramı getirilir. Hem resmi hem özel şirketlerin çalışma saatleri 07.00- 15.00 olarak değiştirilir. Artık insanlar güneşin doğuşunu görebiliyor ve erkenden ailelerinin yanına gidebiliyordur. Akraba ziyaretleri artmıştır. Mutluluğu elde insanların verimi arttığı için üretim oranında da herhangi bir düşüş olmamıştır. Mutluluk gribi hızla yayılmaya başlar. Sağlık bakanı Eşen bu gribin ülkesine sıçraması için elinden geleni yapar. Ve tüm halka bulaşır. Koska Rika çevreyle uyumlu, insanların en fazla mutluluk hissettiği ülke olmuştur.”

 

Mutluluk, sevgi bulaşıcıdır. Herkes bir dönüp kendi içinde muhasebesini yapsın. Kötülüklerini, öfkelerini, kinlerini bir kenara bıraksın ve içine odaklanıp kalbindeki sevgiyi yeşertsin. Mutluluk kendi içinde başlar insanı sarar kuşatır, sonra elinin değdiği her şeye bulaşır. Her ana şükredip güzelliği görmeyi nasip etsin Allah. Çünkü insan şükredebildiği kadar mutludur. Şimdi vakit iyilik vaktidir. İyi olan, güzel olan bir yerde kötülükte olmaz.

 

Muhabbetle…

         

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!