• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Mehmet Nuri Yardım
Mehmet Nuri Yardım
Eklenme Tarihi: 18 Eylül 2020, Cuma 12:16 - Son Güncelleme: 18 Eylül 2020 Cuma, 12:16
Font1 Font2 Font3 Font4
Mevlüt Özcan’ın Unutulmayan Sohbeti

 

        

Dinî yazıları ve eserlerinden tanıdığımız ilahiyatçı Mevlüt Özcan Hoca, 6 Eylül 2020 tarihinde Hakk’a yürüdü. Cenazesi 7 Eylül 2020 Pazartesi Saat 15,00 de Fatih Camiinde kılındıktan sonra Eyüp Sultan Mezarlığı’nda defnedildi. Ve bir tevafuk eseri olarak doğduğu gün toprağa verildi. 7 Eylül’de dünyaya gelmişti, aynı gün sevenleri tarafında ebedî âleme uğurlanarak Eyüpsultan’da defnedildi.

 

Yazarımızın kısa hayat hikâyesi şöyle: 7 Eylül 1950 tarihinde Bolu’ya bağlı Yeniçağa’da doğdu. Kemaller Köyü İlkokulu, Ankara İmam Hatip Lisesi, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü (1981) mezunu. Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak Gerede (Bolu), Bilecik ve İstanbul’da çeşitli bölümlerde çalışarak 1996 yılında emekliye ayrıldı. Yazıları, 1967 yılından itibaren Bâbıâli’de Sabah, Bugün, Milli Gazete ve Yeni Devir gazeteleri ile Oku, Ribat, İslâm, Hicret, Genç Kalem dergilerinde yayımlandı. Din Görevlisinin El Kitabı adlı eseri hakkında açılan davadan 1989’da beraat etti. Sivil toplum kuruluşları arasında İlim Yayma Cemiyeti üyesiydi. Eserleri: İslâmî Hayatta Temizlik (1984), Din Görevlisinin El Kitabı (1985), Sorumsuzca Söylenen Sözler (5 cilt, 1989-96), Cuma ve Bayram Sohbetlerim (3 cilt, 1991-96), Kâbe'ye Gidiyorum (1989), Evimizin Vaizi (1991), Vasiyetim (1994), Hac ve Umre Rehberi (2000), Nasıl Bir Dünya’da Yaşıyoruz? (2003). Millî Görüş anlayışını benimseyen merhumun bu eserlerin dışında dua ve namazla ilgili kitapları da bulunuyor.

 

SEYYİD NİZAM HAZRETLERİ’Nİ ANLATMIŞTI

 

Mevlüt Özcan ile yıllar önce bir toplantıda bir araya gelmiştik. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları (ESKADER) adına Zeytinburnu Belediyesi’ne teklif ettiğim “Zeytinburnu’nun Ebedî Sakinleri” adlı seri toplantıları yönetiyordum. Zeytinburnu’nda Silivrikapı’da Seyyid Nizam Camii içinde türbesi bulunan Seyyid Nizam Hazretleri’ni gelip bize etraflıca anlatmıştı. Bağdat’ta doğduğu bilinen Seyyid Nizam’ın doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor. Hazret, 1550 yılında İstanbul’da vefat etmişti. Mezarı İstanbul Silivrikapı’da Seyyid Nizam Camii içindedir. Bahsettiğim toplantıları, Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde yapıyorduk. O gün toplantının açılışında Zeytinburnu’nun bağrında yatan ilim, fikir, sanat ve tasavvuf büyüklerimizi andığımızı belirterek, “Onlar hayatlarını bu millete hasretmiş büyük zatlardır. Onları unutmamak ve gelecek nesillere tanıtmak gerekiyor. İnşallah bu toplantılar bu amaca hizmet edecek.” demiştim.

 

O sohbet toplantısında, tam adıyla “Nizameddin Ahmed Eba Nesim olan Seyyid Nizam Hazretleri’ni Mevlüt Hocadan büyük bir dikkat ile dinlemiştik. Hoca, konuşmasında bireylerin ve özellikle gençlerin geçmişlerine yabancı olduklarını vurgulayarak Seyyid Nizam Hazretleri’nin ve daha birçok önemli kişinin yeteri kadar bilinmediğini belirtmişti. Konuşması esnasında mutasavvıfın hayatı ve yaptıklarını anlatan Mevlüt Özcan, ebeveynlere çocuklarına geçmişle olan bağları kurmaları konusunda büyük görev düştüğüne işaret etmiş ve şöyle demişti:

 

“Seyyid Nizam kurduğu tekkede sayısız gence İslam ve hayat üzerine çok önemli eğitimler verdi. Onları hayata en iyi ve en doğru şekilde hazırlamak için büyük çaba sarf etti. Onun eğitiminden geçen insanlar örnek birer kişilik oldular. Günümüzde bizlerin yapması gereken şey ise aynı samimi davranışlarla gerekli olan eğitim ve bilinci çocuklarımıza vermektir.”

 

“GEÇMİŞE SIRTIMIZI DÖNDÜK”

 

Allah dostlarından olan Seyyid Nizam’ın ibretlik hayatından rivayet edilen olayları heyecanla anlatan Özcan, hem Osmanlı’yı hem günümüzü anlamak için kulaktan dolma bilgilerden sıyrılarak doğru bilgiye ulaşmak gerektiğinin önemine işaret etmiş ve konuşmasına şöyle devam etmişti:

 

“Geçmişe sırtımızı dönmek ve asıl kaynağımızdan beslenmemek kendin olmayan bir hayatı yaşamandır. Bu durumun zaman içerisinde kişide mutsuzluk ve kendine yabancılaşmayı getirir. Bizler kendini yaşayan Avrupa’yı taklit ederken bir dönemler ilim kaynağı olan kitaplarımız trenlerle başka ülkelere taşınmış, manevi ve tarihi değeri olan birçok mezar taşı ve önemli eserler özenilen ülkelerin müzelerini süslemiş. Onlar bu eserleri tanıyıp öğrenirken bizlerin de yeni nesillere Seyyid Nizam gibi önemli ve çok değerli şahısları tanıtmamız gerekir.”

 

“GÖNÜL SULTANLARIMIZDANDI”

 

İstanbul’un maneviyat büyüklerinden Seyyid Nizam Hazretleri’nin lâyıkınca tanıtılamadığını vurgulayan Özcan’ın talebi makul ve yerindeydi: “Seyyid Nizam, camii, türbesi ve tekkesiyle daha iyi korunmalı ve halkımızın istifadesine sunulmalıdır. O bizim maneviyat büyüklerimizden, gönül sultanlarımızdandı.” Konuşmasında, Zeytinburnu’nun yeraltı zenginlikleri bakımından İstanbul’un en zengin ilçelerinden biri olduğunu hatırlatarak konuşmasını sürdüren Mevlüt Hoca, “İşte Seyyid Nizam da bu maneviyat önderlerinden birisidir. Çok mübarek bir zattır.” demişti. Seyyid Nizam’ın Hazret-i Peygamber soyundan geldiği için kendisine “Seyyid” adı verildiğini vurgulayan Özcan, “İstanbul’a yaklaşık 20 sahabe gelmiştir. Bunların başında Eyüp Sultan Hazretleri geliyor. Anadolu’da, Kıbrıs’ta sahabe türbeleri vardır.” demişti. Seyyid Nizam’ın da İstanbul’a gelen İslam âşıklarından biri olduğuna dikkat çeken hatibimiz, bu kişilerin maddî yolla birlikte tasavvufî yolu kat ettiklerini de sözlerine eklemişti. Bağdat’tan İstanbul’a gelen Seyyid Nizam’ın büyük bir âlim olduğunu ifade eden Özcan’ın sohbeti şu minvalde uzayıp gitmişti:

 

“Seyyid Nizam, Nakşibendi tarikatı büyüklerindendir. 63 yaşında İstanbul’da vefat etmiştir. Sonra Fatih Camii’nde Merkezefendi tarafından cenaze namazı kılınmıştır. Araştırmalar Seyyid Nizam’ın Merkezefendi’nin ders halkasında bulunduğunu gösteriyor. Kendisinin Seyyid Seyfullah,  Kâzım Efendi isimli evlatları vardı. Halvetiliğin Sinanî kolunun halifesidir.”

 

MEZARLIKLARI KORUMAMIZ LÂZIM

 

Seyyid Nizam Camii’nin sonradan yapıldığını bu mekânının öncelikle tekke olduğunu hatırlatan Özcan’ın şu sözleri çok mühimdi: “Tekkelerin 1925’te kapatılmasından sonra Seyyid Nizam Tekkesi de kapatılmış, ancak 1952’de ziyarete açılabilmiştir. 1973 yılında türbe camiye çevrilmiştir. Türbelerimizi, camilerimizi, mezarlıklarımızı daha iyi korumalıyız.” Burada durup Adnan Menderes’i rahmetle anma vaktidir. Bediüzzaman’ın tabiriyle “İslam kahramanı” olan Menderes, ezan-ı Muhammedi’yi aslına çevirmekle kalmamış, birçok türbeyi de Müslümanların ziyaretine açmıştı.

 

1525’te kurulan tekkenin 1952 yılına kadar çok çeşitli merhaleler geçirdiğini kaydeden Özcan’a göre, bu türbede Seyyid Seyfullah, Seyyid Ali, Seyyid Şuayeddin gibi şahsiyetler de yatıyordu. Mevlüt Özcan ayrıca cami yanındaki mezarlıkta Fatih Topçubaşı Esad Ağa’nın yattığını da sözlerine eklemişti. Derya-yı Ali Baba’nın tekkeye su getirttiğini ifade etmiş, “Seyyid Nizam’ın birçok keramet gösterdiğini anlattıklarını hatırlatmıştı. Mevlüt Özcan, konuşmasının sonunda İstanbul’da birçok tekke ve dergâhın yıkılmaması için gayret gösterilmesi gerektiğini söyleyince ben de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu konudaki örnek çalışmalarını hatırlatmış ve daha önce yıkıldığı hâlde yeniden imar, inşa ve ihya edilen camilerden, türbelerden bir nebze bahsetmiştim.

 

Çok istifadeli geçen toplantının sonunda dinleyiciler Mevlüt Hocaya çeşitli sualler yöneltmiş ve ikna edici cevaplarını almışlardı. Programa iştirak eden değerli hikâyeci ve romancımız Muhterem Yüceyılmaz, küçükken Seyyid Nizam Hazretleri’nin adını duyduğunu belirterek, “Anneannemin bize ‘Bir nizamdır döner annem’ şeklinde bazı ilahiler söylediğini hatırlıyorum.” diyerek duygularını dile getirmişti. Diğer dinleyiciler de böyle bir maneviyat büyüğünü tanıdıkları için büyük bir memnuniyet duyduklarını ifade etmişlerdi.

 

İşte Mevlüt Özcan Hoca ile böyle feyzi bol bir programda birlikte olmuştuk. İyi ki o gün kendisini dinleyip istifade ettik. Mevlüt Özcan’ın ani vefatı, elbette dostlarını, sevenlerini ve okuyucularını çok üzdü. Ama takdir-i ilahi. Elden bir şey gelmiyor. Ona Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad, kabri nur, mekânı cennet, menzili mübarek, makamı âli olsun. Vefatını duyuran Aydın Başar kardeşimiz 8 Eylül 2020 tarihinde şu kıtayı onun için yazmıştı: “Ne kimseyi kırdı, / Ne kimseyi yerdi, / Güzellikti derdi, / Şimdi Hakk’a erdi…”

 

Peygamber Efendimizin İmam Hüseyin’den itibaren 27 batından torunu olan Seyyid Nizam Hazretleri, Yavuz Sultan Selim döneminde Bağdat’tan gelerek İstanbul’a yerleşen büyük âlim ve Nakşibendi büyüklerindendir. Halk arasında Seyyid Nizam olarak bilinir. 1550’de vefatından sonra tekkesinin yanına defnedildi. Buraya daha sonra cami inşa edildi. Türbe, Silivrikapı yakınlarında, Kazlıçeşme Mahallesi Balıklı semtinde, Seyyid Nizam Caddesi üzerinde olup büyük ziyaretçi akınına uğruyor. Bugüne kadar gitmediyseniz lütfen bir an önce ziyaret edin ve oradaki manevi kokuyu içinize çekin. Umarım bu ziyaretinizde, Mevlüt Özcan Hocamızı da unutmazsınız.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN