RÖPORTAJLAR
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

Maya
Eklenme Tarihi: 14 Temmuz 2019, Pazar 18:42 - Son Güncelleme: 14 Temmuz 2019 Pazar, 18:42
Font1 Font2 Font3 Font4



Maya
İlyas Turhan

 


Yaşı yetmiş belki seksenlerde tesettürlü, nûr yüzlü, biraz da utangaç olduğu gözlenen, mütebessim bir teyze girdi içeri. Belli ki ihtiyaç sahibi ve kim bilir belki belirli aralıklarla bu fırına uğruyor. Mahcup bir eda ile çekinerek soruyor; ‘Bayat ekmeğiniz var mı evladım?’ Evet, evet ekmek demiyor, taze ekmek demiyor, üstüne basa basa bayat ekmek diyor. Fırıncı bayat ekmek isteyen teyzeyi daha önceden tanıyor sanki. Kasadan bir poşet alıyor ve ekmeğin en tazelerinden dolduruyor poşete, ‘Ne yapacaksın bayat ekmeği teyze, taze ekmek verelim sana’ diyerek… 

Teyze mahcup. Başını önüne eğiyor, utanıyor. Sesi minnet dolu ‘Yok evladım’ diyor, ısrar ediyor; ‘Bayat etmek verin bana.’ Kim bilir teyzem hangi dünyada, hangi boyutta… Halihazırda tezgahtan satışa sunulacak ekmeklerden almış olacağından fırıncıya yük olacağını, bir kazanca mani olacağını düşünüyor, üzülüyor, mahcup oluyor… Bayat ekmeğin ise öyle olmadığını düşünüyor belli ki… Kim bilir taze ekmekle nefsine prim vermek istemiyor belki. Belki bu ekmekleri götürdüğü bir ev halkı var. Onlara götüreceği taze ekmekten sonra diğer günlerde taze ekmek götürememekten korkuyor ve taze ekmeğe o sebepten uzak duruyor. Doldurduğu taze ekmek dolu poşeti teyzeye uzatıyor fırıncı, teyzeye sarılıp dua istiyor… Teyze mahcup, utanıyor alıyor poşeti dua ederek fırından dışarı çıkıp, gözden kayboluyor. 

Fırındayız ya maya geliyor insanın aklına sonra. Fabrikasyon mayalar üretilmeye başlanmadan önce (ve şimdi de bazı fırınlarda) günün son hamurundan yarının ilk hamuruna maya olması için mayalık hamur ayrılırmış. Bu ayrılan hamur, maya olur yarınki ekmeğe şekil verdirir, tat ve kıvam verirmiş. Ekmeğin ekmek olması, şekil alması, kabarması, insanların yiyebileceği kıvama gelmesi için çok önemli maya. Bir önceki hamurdan biraz hamur, bir sonraki hamura maya oluyor ya, bir önceki nesilden iyi örnekler de bir sonraki nesile maya olur. Bu teyze bu davranışı ile bir maya topluma. Bu teyze gibiler birer maya ve çok sağlam mayalar var bu memlekette, çok sağlam mayalar… 

Bir diğeri… Mahalle arasında 60 yaşlarında bir amca. Sırtında arabası ile mahalle ve civarında kağıt topluyor. İlk bakışta normal gelebilir. Biraz araştırınca bu amcanın bir emekli olduğunu, emekli olduktan sonra bu işe başladığını öğreniyorsunuz. Akşama kadar topladığı kağıtları evinin yanındaki bir fabrikaya sattığını, günde 100 lira civarında para kazandığını, kazandığı bu 100 lirayı da bir Kur’an kursuna Kur’an talebelerinin ihtiyaçlarına destek olmak için her akşam tasadduk ettiğini öğreniyorsunuz. İşin daha da ilginci bu amca öğle yemeğini de kendi cebinden karşılıyor. Günlük topladığı kağıt paralarına hiç dokunmuyor. Bu parayı tamamıyla sadece Kur’an kursuna, talebeler için tahsis ediyor.

Ve bir diğeri daha… Sabahları işe giderken yol kenarında kuşlara ekmek ıslatıp veren bir amca sonra… Sabahın erken saatinde kalkmış, belki civardan toplayarak, belki de bedelini kendisi ödeyerek elde ettiği ekmekleri ıslatıp kuşlara ikram etmeyi kendine görev edinmiş amca ve daha böyle niceleri…

Duygulu, düşünceli, merhametli, şefkatli, diğergâm nice mayalar var. Bir yerlerdeler; bir kenarda belki, bir mahalle köşesinde, bir sokak başında, bir kıraathanede belki, bir parkta, bir bankta, bir yerlerdeler. Hamur bekliyorlar mayalamak için. Hamur çok elbet… Diliyoruz ki Mevla’dan mayamız az olmasın, yeterli gelsin. Fabrikasyon mayalar hamurumuzu bozmasın. Hamurumuz doğal ve kıvamında olsun. Güzel şekil alsın sonra pişsin ekmek olsun. Memlekete, ümmete aş olsun. 

 

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!