• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 2 Kasım 2018, Cuma 16:38 - Son Güncelleme: 2 Kasım 2018 Cuma, 16:38
Font1 Font2 Font3 Font4
Kritik eşik

“Etrafımızı şekillendirdik, gıda üretimini artırdık, şehirler yaptık, imparatorluklar kurduk, çok uzak ve geniş ticaret ağları oluşturduk, ama dünyadaki acıyı azalttık mı?”
Yuval Noah Harari


Vicdan işte böyle bir şey…
En umulmadık yerde ve zamanda, en umulmadık soruyu sorar insana…
Hakikati, gerçeğin ta kendisini bulmaya zorlar vicdan…
Vicdandan kaçış yok…
İstediğin kadar seküler takıl, istediğin kadar seküler bilimle ilerlemeye çalış…
Sabahtan akşama, akşamdan sabaha maddeye hapset kendini…
Etrafını şekillendir, gıda üretimini artır, şehirler yap…
İmparatorluklar kur, çok uzak ve geniş ticaret ağları oluştur…
İşte tam bu noktada kendi içinden bir ses yükselir ve sorar:
Dünyadaki acıyı azalttın mı?
İnsanı, hayatı ve kâinatı yaratan kim, yaşatan kim?
Yaşamaktan maksat ne?
Her şey, bütün gayretler bu dünyayla mı sınırlı?
Faiz, döviz, borsa, arsa, kredi kartı ve bonus muhabbetleri insanı ne ölçüde doyurur?
Ölümü ve hayatı yaratan kim?
Yuval Noah Harari sadece bir örnek.
Buna benzer o kadar çok örnek var ki…
Rene Guenon, Dr. Alexis Carrel, Roger Garaudy, Lev Nikolayeviç Tolstoy veya Johann Sebastian Bach…
Bunlar, vicdanlarından yükselen sesi bastırmayıp, duyuran isimler.
Gereken son adımı da atıp Yaratan-İnsan, Yaratan-Kâinat, Yaratan-Hayat denklemini kurabilmişlerse, yazdıkları ve söyledikleri, insanlığın ufkunu açıyor.
Ama insanda takılıp, Yaratan’a ulaşamazlarsa, bir yerden sonra nefesleri tükeniyor.
İman nuruna ulaşabilmek asıl mesele…

Asıl mesele insanın, “yaratılan” olduğunu anlaması…
Kendi acizliğini kabul etmesi, kendi sınırlarını bilmesi…
Bütün varlıkları “Allah’ın birer sanat eseri” olarak görmesi…
İman nuru ile bakabilmek…
Tabiat bir kitaptır, kâtip değildir diyebilmek…

İnsan iman nuru olmadan bakarsa, doğruyu yanlış, yanlışı doğru görür.
İman nuruyla bakmayanlar…
İnsan insanın kurdudur diyenler…
Hayat bir mücadeledir diyenler…
Güçlüler ayakta kalır, zayıflar elenir diyenler…
Bilgi demek güç demektir, gücü ele geçirmek en önemli amaçtır diyenler…
Araçları amaçların önüne geçirenler…
Nedenlerle sonuçları karıştıranlar…
Lenin’ler, Stalin’ler, Karl Marx’lar, Mao Zedong’lar…
Dünyayı kaosa sürükleyenler onlar değil mi?

Müslüman milletleri birbirine düşürmek isteyenler, müslüman coğrafyaları ateşe vermeye çalışanlar, o ateşlerin bir gün ansızın Wall Street’te veya Washington DC’de yanacağını anlayamıyorlar…
Titanic’lerle, Challenger’larla Allah’a meydan okuyanlar, kaderin sillesini yediler, yiyecekler elbette…
İnsan haddini bilecek…
İnsan, kul olduğunu unutup ilahlık taslarsa, nereden, nasıl bir yumruk yiyeceği belli olmaz.
Haddini aşanların, haddini aşmak isteyenlerin dikkatine…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN