• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 27 Mart 2020, Cuma 21:43 - Son Güncelleme: 27 Mart 2020 Cuma, 23:54
Font1 Font2 Font3 Font4
Koronavirüs, bilim, seküler bilim

“İnsanlık sarhoştur, kolay kolay kendine gelemeyecek kadar sarhoş. Onu kendine getirecek hareket, temenni edelim ki insanlığın tarihinde daima görüldüğü gibi, bir büyük belâ, büyük bir musibet olmasın.”
Nurettin Topçu – Var Olmak

Koronavirüs, bir iki ay içinde bütün dünya gündemini değiştirdi.
Bundan üç beş ay önce havada uçuşan kelimeler şunlardı:
Kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa, arsa, futbol, politik gevezelikler, magazin, yeme içme muhabbetleri, ego, kariyerizm, başarı, akıllı telefon, tablet, bilgisayar, televizyonlarda 7/24 dönen o yarışma programı, kakara kikiri muhabbetler…
Oysa şimdilerde gündemin tamamında koronavirüs var.

Koronavirüse karşı, bilim ve teknoloji sayesinde geçmiş asırlara kıyasla şimdi çok daha ileri bir seviyede olduğumuz söylenebilir elbette.
Deney, gözlem, ölçme, değerlendirme…
Veriler, bulgular, analizler, farklı açılardan yorumlamalar.
Bir bilim adamının yapması gerekenler bunlardır.
Bir bilim adamı bütün bunlara ilave olarak, imanı, inancı, dini verileri de dikkate almak durumundadır.
Şöyle bir örnek verelim:
Bir bilim adamı, eldeki veriler, deney, gözlem, ölçme ve değerlendirmelerin sonuçlarıyla bir gelecek projeksiyonu yapar. Bir tahmin yürütür. Bize muhtemel sonuçlardan bahseder.
Ama aynı bilim adamı aynı zamanda, şu cümleleri de kurmalıdır ve kurar:
“Normal şartlarda durum bu. Ama beklenmedik bir gelişme olursa, durum daha iyi de olabilir, kötü de olabilir.”
Bu ne anlama gelir?
Yani insan, hayatın tamamını, bütün şartları, bütün zamanları tam anlamıyla kontrol edemez.
Riskler, belirsizlikler, farklı ihtimaller her zaman vardır.
Bu ne anlama gelir?
İnsan, zayıftır, acizdir, kendi sınırlarını, haddini bilmek durumundadır.
Bu ne anlama gelir?
İnsanı, hayatı, dünyayı ve kâinatı bir Yaratan vardır. Bir Yaşatan vardır.
Her yerde, her zaman, her şartta, daima onun dediği olur.
Yaratan, dilediği anda bütün şartları değiştirebilir.
İşte bir bilim adamı, bütün bunların farkında olmalıdır.
Bilim dediğimiz şey, bütün bunları kabul etmek zorundadır.
Bilim, yanlışlanabilir bir şeydir.
Değişebilir bir şeydir.
Üç asır önce bilimin bize söylediği sonuçlar şimdilerde baştan sona değişmedi mi?

Bir de seküler bilim var.
Seküler deney, seküler gözlem, seküler ölçme, seküler değerlendirme.
Seküler veriler, seküler bulgular, seküler analizler, seküler yorumlamalar.
Seküler bilim adamı böyle yapar.
Hayatı son derece dar bir açıdan görür, gösterir, görmek ister, göstermek ister, görmeye çalışır.
Seküler bilim adamı için her şey çok nettir.
Belirsizlik, risk yoktur.
Risk olsa bile o risk yok edilir.
Belirsizlik olsa bile belirsizlik giderilir.
Aynı nedenler, aynı sonuçlara ulaştırır. Her zaman, her şartta.
Aynı sebepler, aynı sonuçlara ulaştırır. Her zaman, her şartta.
Seküler bilim adamı, hayatın tamamını kontrol edebileceğini düşünür.
Seküler bilim adamı, insanın zayıflığını, acizliğini, asla kabul etmez.
Seküler bilim adamı, insanın sınırlarını, haddini, hududunu kabul etmez.
Seküler bilim adamı, inancı, imanı, dini, Allah’ı kabul etmez.
Seküler bilim, evrim der, doğa der, tesadüf der, tabiat der…
İnsanı, dünyayı, hayatı ve kâinatı sahipsiz başıboş olarak görür, gösterir.

Oysa hayat, belirsizliklerle doludur, risklerle doludur.
Bu hayatın sahibi vardır, Yaratanı vardır, Yaşatanı vardır.
Dünyanın halihazırdaki durumunda, ekolojik dengelerin bozulmasında, iklimlerin değişmesinde, salgın hastalıkların küresel ölçekte yayılmasında bir numaralı sorumlu, seküler bilim değil mi?
Vahşi rekabetin, dünyayı cehenneme çevirmesinin gerçek sorumlusu seküler bilim değil mi?
Seküler bilimin önderliğinde hayat ne kadar sürdürülebilir?
Vahşi rekabet…
Vahşi kapitalizm…
Postmodern neoliberal geç kapitalizm…
Dünya sahnesini terk etmek üzere.

Koronavirüs sonrasında her zaman hatırlamak zorunda olduğumuz kelimeler olmalı:
Allah’a iman, İslamiyet, ibadet, ihlas, dua, tevekkül…
Ölüm, ölüm ötesi, ahiret, ahirete iman…
Sünnet-i Seniyye, Siyer-i Nebi…
Karşılıksız iyilik, dünya hayatının çok kısa ve geçici olması…
İnsanın zayıflığı, acizliği…
Helal haram, günah sevap…
Tövbe, istiğfar, özeleştiri, nefis muhasebesi, nefis terbiyesi…
Takva, münacat, marifet, uhuvvet…
Merhamet, muhabbet…
İmtihan dünyası.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN