• Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”

YAZARLARIMIZ

Muammer Erkul
Muammer Erkul
Eklenme Tarihi: 11 Ocak 2021, Pazartesi 21:29 - Son Güncelleme: 14 Ocak 2021 Perşembe, 12:22
Font1 Font2 Font3 Font4
Konuşan balıklar!

   

Doğduğum hastane olsa olsa denize beş yüz metreydi, büyüdüğüm evimiz ise iki yahut üç yüz metre. Hiç bıkmadığımız sokaklar da yakındı çekilmiş kayıklara ama hele ilk ve son baharlarda misket veya çivi oynadığımız İncirköy parkının bir kenarına dalgalar vururdu, yani denize sıfır metre…
Böyle olunca bizler de bütün yaz sahildeydik. Her birimizin elinde üç beş metrelik ince misineler, uçlarına kendi bağladığımız sinek iğneleri ile günün çoğunu fabrika hizasındaki kum iskelesi, gazino bahçesi veya havuz dediğimiz küçük mendirekte balık peşinde geçirirdik.
Kendi parmaklarımız boyunda da olsa, kendi parmaklarımızın sayısından az da olsa kendi yakaladığımız balıklar, hem bütün balıklardan daha lezzetliydi hem de onları eve getirebilmek, bizler için Türk destanlarında öğrendiklerimizden hiç de aşağı kalmayan büyük kahramanlıklardı.

 

    heart heart heart
Bir çocuk… Ucu denizin içindeki incecik bir misine elinde olduğu halde, saatlerce bıkmadan usanmadan gözü denizde bekleyebilir mi?
Bekler. Peki, ne için bekler?
Oltasını saldığı yerde, yani suyun içinde, hemen orada balıklar olduğunu umduğu için bekler.
Peki saatlerce balık çekememişse veya istediği kadar tutamamışsa?..
O zaman da arkadaşlarına sorar veya yan gözle onların hangi yemi taktığını anlamaya çalışır.
Yem temin etmenin ve balığa kendi yemini yani dolayısıyla senin oltanı tercih ettirmenin yolları vardır.
Bazen evden ekmek parçası getirirsin, bazen arkadaşlardan bir küçük ödünç balık alır onu parçalarsın, bazen suyun içinde çimen gibi olmuş yosunların dibini karıştırıp sarı kırkayaklara benzer ürkütücü kurtlar bulmaya çalışırsın, bazen bahçelerden birine dalıp topraktan solucan çıkarmaya çalışırsın, bazen nasibini bulmak için yaklaşan sinekleri öldürüp oltaya geçirmeye çalışırsın, bazen kıyıdaki taşlara veya iskele direklerine yapışmış midyelere yapışıp koparmaya çalışır ama onun da içindeki etinin neresini nasıl kullanmak lazım sorar, dener, anlamaya çalışırsın…
Gene de balık orada ya vardır veya yoktur, ya da vardır ama gelir veya gelmez. Onun için çeşitli taktikler ve yemler dener dener durursun.

 

   heart heart heart

Bunca yıl sonra düşünüyorum şimdi:
Eğer… Balıklar… Durmadan konuşsaydı… Biz onların nerede olduklarını bilirdik.
Bir sistem olsaydı, konuşmalarını dinleseydik, balıkların ne dediklerini anlasaydık;
– Hmm, biz gümüş balıklarının tercihi bu değil ki, ekmeği kefaller sever.
– Ah şimdi bir kırık midye bulsak, nasılda keyfini çıkarırdık…
– İstavrit kardeşler çabuk kaçalım, bakın bir kaç çinekop geliyor yoksa bir hamlede yutuverir bizi.
Evet böyle bir sistem olsaydı da balıkların aşağı sarkıttığımız yemler hakkında yaptıkları yorumları, düşüncelerini öğrenebilseydik ne iyi olurdu.
Hiç beklemeden onların hoşlandığı yemleri salardık önlerine. Ve hepsini ama hepsini tutabilir, akşama tavada kızartıp yiyebilirdik.

 

    heart heart heart

Şimdiii…
Ben en masumundan bir çocukluk hikâyemi anlattım…
Fakat sizler, zamanımızda çok fazla konuşulup tartışılan “mesajlaşma, sesli ve görüntülü haberleşme sistemi” hikâyesi anladınız, değil mi?
Veya hikayeye tekrar göz atarsanız, artık öyle anlayacaksınız.

 

 

heart  NOT: Beğendiyseniz… Şu aşağıdaki işaretere tıklayıp, yazıyı sosyal medyada da paylaşabilirsiniz… 🙂 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Konuşan balıklar! Yazısına 10 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN