• Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 11 Nisan 2019, Perşembe 03:52 - Son Güncelleme: 11 Nisan 2019 Perşembe, 03:52
Font1 Font2 Font3 Font4
Kış Beyaz Uyku; Bahar Renkli Uyanış

 

 

Mevsimlerin de sesleri var. Kuş ötüşünden kar düşüşüne. Mevsimlerinden de renkleri var. Bahar tomurcuğu yeşilinden güz yaprağı  solgunluğuna.

 

Kış, uykuydu. Bahar uyanış. Uyku, kara koyuydu; bahar yeşil. Uyku ağırlıktı, bahar neşe…

 

Her mevsimin giysisi, kendi değişmez kumaşının renginde.  Kış beyaz, güz kızıl ipekten entarili. Gerisinde cümbüş olan kapılardan derlenmiş, diri, bağıran, göz alan renklerde, dikenlisinden ipeğimsisine  nice kumaş bulduysa onları yamaya ulaya dikmiş bahar, üstünü başını.

 

Soğukta, kar taneleri altında uykusunu almış tabiat, kendi çalar saati olan doğa takviminin gereğini yerine getiriyor şu sıralar.   Tomurcuk tomurcuk, koku koku, renk renk canlanıyor toprağın üstünden dallara her şey. Beyaz soğuk yorgan altında uzundur sıcak kış uykusundaki canlılar uyanıyor, cemrelerin üçü de düştü mü…  Tohumların yeşerme anı, yağmurların düşme zamanı. Kışın bitimi, kâh erimiş kâh yama yama kalmış beyaz örtünün altındaki toprağın allı morlu filizlenmesi ise eğer, işte rengârenk bahar örtüsü serilmekte yere çiçek çiçek. Yer böyle iken gökte de bahar yolculuğuna çıkmış göçmen kuşlar var.

 

Mevsimlerin kimisinde doğa tatildedir.  Yazın da insanlar. Doğa, kışa denk gelen tatilini bitirdi. Çünkü güneş güldü. Sımsıcak. Tek doğa mı uyuyan. Yok değil! Uykular çeşit çeşit. Günün karanlığındaki dinlenmeden doğanın uykusuna, bilgisayarı kapatmaktan uyanılmaz uykulara. Yani öyleyse…

 

Uyku, sabahın hükmüyle solan çiçektir. Gece açan güldür. Siyahtır. Rengi rüyadır.

 

Uyku, bir günün gece faslıdır. Dinlenmek, gecenin koyusunda tüm tasalarımızı, kaygılarımızı, içinden çıkamadıklarımızı derin bir kuyuya atıvermektir. Sabah o kuyuya dalıp, hepsini yeniden tek tek toplamak üzere.

 

Uyku, en güzel bebeklerdedir. Mışıl mışıl, pamuk pamuk.  Bebek kokulu. Bir de kedilerin uykusu seyirliktir. Kışın soba, ocak kenarında kedilerin uyumasını seyretmeyi sevmeyen var mıdır?

 

Kış, uykunun mevsimidir. Hayvanların çoğu, soğukkanlısından, ayıdan sincaba kış uykusuna çekilir. Uykunun derini, kışın  hüküm sürer. Kovuklarda, inlerde, toprak altında, dağların kuytularında. Sincapların kuyrukları kışın tüylü olurmuş ki ısınsınlar. Yazın da o tüyleri dökerlermiş ki serin kalsınlar.

 

Onca cüsseli canlılar olan ayılar, koca kış boyunca yemeden içmeden uyur. Tüm yaz bu uyku için beslenirler; alabalıkla, somonla, balla, armutla. Ya da yiyebilecekleri ne bulurlarsa onlarla. Öyle bir düzen ki, ayı da bilir, arı da saati saatine ne yapacağını.

 

Uykuların en acısı, ebedi uykudur. Ne zaman gelse vakitsizdir bu uyku. Gelsin  istenmez hiç. “Artık demir almak vakti gelmişse zamandan” diye başlayan bir şiirde, anlattığı ne olursa olsun dizelerin ille bu uyku bulunur hep.  

 

Uykusu en  hafif canlılar tavşanlar ile kuşlar olmalı. Tavşan her an tetikte, kuşlar da sabahın pencere önündeki ya da pencereye uzanmış daldaki guguklu saati.  Kanat sesleri, sabah şarkısı. Bestecisi sadece kuşlar bu ezgilerin. Melodisi asla aynı değil. Kuşlu sabahlara uyanmak, mutluluğa uyanmaktır. Gün boyu kuş kadar hafif hissetmeye ilk adımdır.

 

Temiz havalı, dağlı tepeli, vadili bayırlı, ormanlı, ovalı yerlerde sabahlar, hakkıyla sabahtır. Uykunun en derini çekilir oralarda, doğanın uğultuyla esen ninnisinde.

 

Uyumak, “iyi geceler” dileği sonrasındayken uyanmak, “günaydın” esenleşmesi ile başlar. Uyanmak, yeni bir güne göz açmaktır. Aynı telaşlara yeniden başlamaktır. Öğrenciler okula yetişecektir, ana babalar işe. Kapıcılar, taze ekmekleri sıcak sıcak kahvaltı masalara yetiştirmek gayretine düşecektir.

 

Uyanmak, çeşit çeşit. Uykulardan, farkında olunmayanlardan, kıştan, şekerlemeden. Doğanın uyanış esnemesi,  üzerini örten karlı ağır yorgandan sıyrılmak… Yahut insanlar için dertlerden neşeye, kederden teselliye göz açmak anlamında uyanmak.

 

Uyku, dinlendirdiğinde, güzel düşler görüldüğünde anlamlı olsa da en güzeli uykudan uyanmaktır.  Güneşi yeniden görmek, bahar günü çiçeklenmiş iğde dallarından yayılan burcu burcu kokuyu duymak; sabahı müjdeleyen horozundan  kuşlara bir çeşit günaydını işitmek…

 

Gün ışığının  yeni günün tan vaktinde  gözlere şenlik olmasının ardından güneşin yükselmesi ile gözleri kamaştırması, uyanıklığın ta kendisidir.

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN