• “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 8 Mayıs 2019, Çarşamba 16:10 - Son Güncelleme: 8 Mayıs 2019 Çarşamba, 16:25
Font1 Font2 Font3 Font4
Kendini kaybeden insan

“Bütün fecaat, insanın, insanla karşılaşa karşılaşa, en sonunda kendisini tanımayacak hale gelmesi.”
Ahmet Hamdi Tanpınar – Huzur


Evet, tam olarak bu.
İnsan, bütün gün, bütün hafta, bütün ay, bütün yıl…
Yıllar boyu üstelik…
Onlarca, yüzlerce, binlerce insanla karşılaşır.
Ama en sonunda kendini tanımayacak hale gelir.
Kendine yabancılaşır.
İnsan, böyle böyle neden yaşadığını, niçin yaşadığını bilemez olur.
Sadece kendini mi tanımayacak hale gelir, sadece kendine mi yabancılaşır insan?
Hayır.
İnsan, böyle böyle içinde yaşadığı aileye, topluma, dünyaya ve kâinata da yabancılaşır.
Görmesi gerekeni göremez, duyması gerekeni duyamaz.
Anlaması gerekeni anlayamaz olur insan böyle böyle…
Bu kadar mı?
Hayır.
Yaratan’dan, Yaşatan’dan, Allah’tan uzaklaşır insan böyle böyle…
Bu insana göre anlam ve amaç yoktur.
Bu insana göre yaşamak, bu dünyayla sınırlı…
Bu dünyayla kayıtlı…
Alabildiğine seküler…
Olabildiğince seküler…
Varsa yoksa madde, varsa yoksa eğlence…
Herkesi avutmak için, herkesi avutmak adına… Kendini unutmaktır bu.
Oysa insan birkaç dakika bile olsa durup düşünmeli.
Bütün bu varlıklar ne için?
İnsan, dünya, hayat ve kâinat ne için?
Kimin için?
Nereye doğru?
Hangi istikamete doğru?
Tanpınar zamanında böyle birinin, kendine yabancılaşmış birinin durup düşünmeye daha çok fırsatı vardı.
Şimdi öyle mi?
Hayır.
Şimdi 16-18 kelimenin peşinden sürüklenip gidiyoruz:
Faiz, döviz, borsa, arsa… Kredi kartı, bonus… Televizyonlarda 7/24 dönen herkesin izlediği o yarışma programı… Futbol, magazin, politik gevezelik… Kakara kikiri laylaylom… Ego, kariyerizm, başarı…
Yeter ki insan, bu kelimelerle kendini unutsun.
Evet, böyle bir dünyada yaşıyoruz.
Böyle bir dünya ne kadar anlamlı?
Böyle bir dünya bizi nereye götürür?
Bunlarla ilgilenmiyoruz.
İnsan kendinden bu kadar uzaklaşabilir mi?
Kendine bu kadar yabancılaşabilir mi insan?
Elbette…
Son derece katı, maddeleşmiş, anlam kaybına uğramış bir insan.
Kalbi katılaşmış…
Maddeye odaklanmış…
Mânâdan uzaklaşmış…
Dünyevileşmiş…
İdraki, duyguları çölleşmiş bir insan.
Ufku dar, düşüncesi dar bir insan.
Tamam, günümüz insanı sabahtan akşama seküler kafelerde seküler muhabbetler yapabiliyor.
Ama onu gerçekten anlayan, anlamak isteyen, seven, tanıyan kaç kişi var?
Teşekkürler Tanpınar…
Bir kere daha bizi kendimizle buluşturduğun için.
Bir kere daha bize ayna tuttuğun için.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN