• Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

YAZARLARIMIZ

Harun Çolak
Harun Çolak
Eklenme Tarihi: 7 Kasım 2020, Cumartesi 11:38 - Son Güncelleme: 7 Kasım 2020 Cumartesi, 11:38
Font1 Font2 Font3 Font4
Kendimden Kendime

Ihlamur dergisinin bir hediyesi olarak elime ulaşan bir otobiyografinin adını yazıma başlık yaptım. Bahsettiğim eser Emine Işınsu’ya ait. Ekim 2020’de baskısı yapılan eser doksan beş sayfa. Genel yayın yönetmenliği Hakan Sarı, editörlüğü Yusuf Koşar, kapak tasarımı ise Ayhan Elmalıpınar tarafından yapılan çalışma, İskender Öksüz’ün “Güzel kelimelerimi bulamıyorum.” önsözü ile karşımda. “Kendimden Kendime, Işınsu’nun son yazısı. Bir iç dökme.” ifadeleriyle başlayan kitap ilerleyen bölümlerde bilinçakışı tekniğiyle, yazarın kendisiyle ve yaşadıklarıyla hesaplaşmasını gözler önüne seriyor. Yazar çocukluğundan, annesinden, babasından, ağabeyinden, anneannesinden, babaannesinden kendi duygu dünyasında yer verdiği kadarıyla bahsediyor.
Babasının görevi nedeniyle Urfa, Sarıkamış ve Ankara’da yaşadıklarını, öğretmen olan annesi Halide Nusret Zorlutuna’nın edebi çevresine ve ev hayatında nasıl biri olduğuna dair ipuçlarını zihinsel sıçramalar eşliğinde aktarıyor. Ağabeyinin baskıcı tutumu yüzünden içe kapanık ve kendini ifade etmekten çekinen biri haline nasıl dönüştüğünü de anlatan Işınsu, babaannesi ile mesafeli fakat anneannesi ile daha yakın ilişkiler kurduğunu da belirtiyor. Babasının asık suratlı olması, ilkokul öğretmenlerini çok sevmesi, komşularıyla ilişkileri, bayram günlerinde yaşadıkları, isminin nasıl verildiği, ilk romanı Minko, hayali arkadaşları, kuklaları, Türk Eğitim Vakfı’nın çıkardığı Eğitim dergisinde yayımlanan şiirleri ve ilk şiir kitabı “İki Nokta”, babasının hukuk fakültesi macerası gibi birçok konuya da değinen yazar, otobiyografisinde ilk şiirlerinden örneklere de yer vermektedir.
Sadece bunlar mı eserde yer alan bilgiler elbette değil. TED Koleji’nde etkisinde kaldığı edebiyat öğretmeni Sabahat Hanım, ağabeyinin evliliği, Social Worker (Sosyal Hizmetli) olarak gittiği Amerika’da başından geçenler, ilk aşkı Namık, tiyatrocu Cüneyt Gökçer’e duyduğu aşk, içinde bulunduğu sosyal ve edebi çevre, evlerindeki dini yaşam, evlilikleri, çocukları, ilk romanı “Küçük Dünya”yı yazma süreci, Yunanistan’daki Türklerin yaşadıkları zulümlerin anlatıldığı “Azap Toprakları”nın sancılı günleri de anlatılanlar arasında yer alıyor.
Her insanın hayatında olduğu gibi Emine Işınsu da birtakım zorluklar yaşamıştır. İlk eşinden ayrıldıktan sonra iki çocuğu ile İstanbul’a taşınması, Milliyetçi Türk Kadınları Derneği’nde yaptığı çalışmalar ve imkânsızlıklar içinde on yıl boyunca çıkardığı “Töre” dergisi onun hayatında derin izler bırakmış. Ülkücü bir çevrenin katkılarıyla çıkan dergide Dündar Taşer, Galip Erdem, Sadi Somuncuoğlu ve İskender Öksüz gibi kalemlerin çalışmaları yer alır. Yurtdışı seyahatinde en çok Paris’ten etkilendiğini söyleyen Işınsu, Suudi Arabistan’da başından geçenleri de aktarır. Kerkük meselesini konu aldığı “Tutsak” romanını, ikinci ülkücü şehidi Dursun Özkuzu’nun hayatını anlattığı “Sancı”yı yayınlar. 1977 yılında yayınladığı Çiçekler Büyür adlı romanının büyük ilgi gördüğünü belirten yazar, romanlarında aile yaşamından sızan bölümlerden ve kişilerden de satır aralarında bahsetmeyi ihmal etmez.
Suudi Arabistan’da “Kaf Dağının Ardında” romanını yazar. Bu arada çocuklarıyla yurtdışı yüzünden ayrı kalması ve onların eğitimiyle yakından ilgilenmesi de dikkat çekici noktalardandır. Edebi hayatının yanı başında akıp giden aile hayatında annesinin vefatı yazarı derinden sarsar. Ankara Radyosu’nun düzenlediği tiyatro yarışmasında “Bir Yürek Satıldı” ile birinci olur. Oyunun başından birçok işler geçer. “Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri” adlı eserini yazma sürecini ve tasavvufa annesi sayesinde başlayan ilgisini de aktaran Işınsu, “Hacı Bayram”, “Bukağı” ve “Hacı Bektaş” romanları hakkında da okuyucularına birtakım itiraflar da bulunmaktadır. Ayrıca Ahi Evran hakkında yazmak istediği eserini de tamamlayamadığını belirtmektedir. İskender Öksüz ile evlilik aşamasında yaşadıkları da karşımıza çıkmaktadır otobiyografide. Dönemin siyasileriyle de kurulan dostluklar da…
İlk evliliğinde başından geçen olumsuzluklar iç burkucu. Galip Erdem’le sürüp giden aile dostlukları, DTCF’de devam ettiği bölümler, annelik ve yazarlık arasında sıkışıp kaldığı günler… Eseri okurken kendini romancı olarak tanımlayan hatta daha samimi ifadelerle “Neden böyle oldum? Neden hep içine atan, daima ikinci planda olmayı seçen, bir türlü ‘ben, bana, benim için’ diyemeyen çekingen, daima karşısındakini memnun etmeye çalışan, ancak çevremde herkes iyi iken, iyi olabilen biriyim. Artık bu hallerimden memnun değilim; ama değişme yeteneğimde yok! Ayrıca isteğim de yok.” diyerek iç dünyasını anlatan Emine Işınsu’nun hayatı, yazar olmaya heveslenen herkese ders olabilecek nitelikte.
Eser bir solukta okunuyor. Ben Emine Işınsu’yla “Bukağı” adlı romanı aracılığıyla 2004 yılında tanışmıştım. Niyazi Mısrî’nin hayatının anlatıldığı romanı beni çok etkilemişti. Okurken büyüsüne kapılmıştım. Birçok kahramanın yerine kendimi koymuştum. Hikâye yazmaya hevesli olduğum günlerde bir öğretmen arkadaşım hediye etmişti kitabı. Sonra birçok eserini de okumak nasip oldu. Fakat bu “Kendimden Kendime” otobiyografisini okumasaydım birçok eserinin zihnimde eksik kalacağını da kitabı okurken fark ettim.
Sırada Emine Işınsu Armağanı var. Yüz otuz yazarın kaleminden anlatılan bir yazarın başka gözlerden seyri… Tabiki İskender Öksüz özel sayısını da okursam Emine Işınsu halkası tamamlanacak. Çalışmalara emeği geçenleri tebrik ediyorum vesselam.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN