• Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 27 Kasım 2019, Çarşamba 12:22 - Son Güncelleme: 28 Kasım 2019 Perşembe, 13:24
Font1 Font2 Font3 Font4
Kelimeler, cümleler, dünyalar…

Fakültenin birinci sınıfındayken bir mecmuada Namık Kemal’in yazısını gördüm. O yazıda Namık Kemal, “Osmanlı’nın gerilemesi, duraklaması lisandaki bozukluktan kaynaklanıyor. Dini ve ticari konularda birtakım noksanlıklar şu veya bu sebepten değil, dilin bozukluğundandır. Dilimizi geniş bir alana yayamadığımız için Osmanlı’da gerileme yaşandı.” diyor ve devam ediyor “Bizde de insanlar kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşurlar. Hafızasında yeterli kelime olmayan bir kimse bir topluluk karşısında konuşamaz veya konuşulanları anlayamaz veya önüne konulan bir kitabı okuyup kavrayamaz.”
Yavuz Bülent Bakiler (Kaynak: aa.com.tr)

Bundan on yıl kadar önce Türkçe’ye gönül verenler hep şunu söylerdi: “Günde 300-400 kelime ile konuşuyoruz. Bu asla kabul edilemez.”
Şimdilerde çevremizde öylesine konuşmalara şahit oluyoruz ki, kimileri günde yalnızca 18-20 kelime ile cümleler kuruyorlar:
Kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa, arsa… Futbol, magazin, politika… Gurme, gastronomi, yeme içme muhabbetleri… Otomobil, ego, kariyerizm, başarı… Kakara kikiri… Televizyonlarda 7/24 dönen herkesin izlediği o yarışma programı… Akıllı telefon, televizyon, bilgisayar, tablet ekranları.
Yıllar boyu bu kelimelerle konuşan birisini anlamak mümkün mü?
Saatler boyu bu kelimelerle derdini anlatmaya çalışan birisini dinlemek kolay mı?
Böyle birisi bizi anlayabilir mi?
Oysa dünya her gün değişir, her gün tazelenir, her gün yenilenir.
İnsan aynı kalmaz. İnsan her gün farklı bir dünyaya adım atar.
Hayat her gün farklı sayfalar açar önümüze.
Biz hepimiz sürekli değişen, dönüşen, tazelenen, farklılaşan bir dünyada yaşıyoruz.
İçinde yaşadığımız kâinat sürekli değişir, dönüşür, tazelenir, yenilenir.
Gezegenler, yıldızlar, galaksiler, her saniye yepyeni yörüngelere yol alırlar.
Evet, bir gezegen, bir yıldız veya bir galaksi, bir defa geçtiği yerden bir daha asla geçmez. Çünkü devasa galaksiler, içlerinde taşıdıkları milyarlarca gezegen ve yıldızlarla birlikte her saniye genişleyen uzayda uçuşur dururlar.
Mevsimler sürekli değişir… Şartlar değişir…
Değişim, dönüşüm, yenilenme, tazelenme, kâinatın en temel kanunudur.
Hayatını 18-20 kelime ile geçirenlere şimdi hatırlatalım:
18-20 kelimenin dışında kalan devasa bir dünya var.
O dünyada merhamet var, karşılıksız iyilik var.
Kanaat var, sabır var, ibadet var, dua var.
Sonra kulluk, tövbe, istiğfar…
Sonra özeleştiri, nefis muhasebesi, nefis terbiyesi…
Sonra hayat muhasebesi, ölüm, kabir, mahşer…
Sonra su gibi akıp giden bir ömür…
Sonra musibetler, hastalıklar, ölümler, ayrılıklar….
Her gün dünyaya gelen yepyeni hayatlar…
Bu hayatı veren kim? Vakti zamanı gelince, emr-i Hak vaki olunca, ömür tükenince, insanı bu dünyadan alan kim?
Sormayacak mısın?
Düşünmeyecek misin?
Belki şöyle diyeceksin:
“Benim 150-200 yıllık kariyer planlarım var… Sınırsız eğlenceyle kurulu bir dünyam var… Hayatın tadını çıkarmak varken, bütün bunlardan bana ne?”
Anlamıyorsun, anlamak istemiyorsun.
Bu dünyaya bir daha gelecek değiliz.
Ebedi bir hayatı burada kazanacağız veya kaybedeceğiz.
İnsan, 18-20 kelime ile avutulamayacak kabiliyetlerle yaratılmış.
İnsanın ufku bu kâinatın çok ötelerine uzanıyor.
İnsan, anlamaya, anlaşmaya, anlaşılmaya mecbur…
Kâinat kitabı okunmayı, anlaşılmayı bekliyor.
Kâinat kitabını insan okuyacak, insan anlayacak.
Kâinat kitabındaki harflerle anlamlı cümleleri insan kuracak.
Koca bir hayatta 18-20 kelime öğrenen bir insan, 18-20 kelime ile kaç cümle kurabilir?
O cümleleri kaç kişi dinler, kaç kişi anlar?


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN