• Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2018, Cuma 11:07 - Son Güncelleme: 14 Aralık 2018 Cuma, 11:13
Font1 Font2 Font3 Font4
Kalp dilinden anlamak

Kalp dilinden anlamayanlarla bütün bir ömür boşuna konuştum.
Nurettin Topçu – Varolmak


Nurettin Topçu’nun “kalp dili” dediği ne olabilir? Kalp dilinden anlamak nedir?
İhtimalleri sıralayalım:
Öksüzün, yetimin, çaresizin dilini anlamak…
Garip guraba, fakir fukaranın dilini anlamak…
Hastaların, ihtiyarların dilini anlamak…
İhtiyaç sahiplerinin dilini anlamak…
Dağın, taşın, kurdun, kuşun dilini anlamak…
Hattâ öyle anlamak ki, “kışın dağdaki aç kurtları doyurmak için” vakıflar kurmak.
Tıpkı Osmanlı gibi.
Kâinatın dilini anlamak…
Denizlerin, rüzgârların, yağmurların aslında Allah’ı andıklarını anlamak…
Olayların, hadiselerin, kaderin dilini anlamak…
Söylenmeyeni, söylenemeyeni, söylenmek isteneni anlamak…
Biz öylelerine “arif” diyoruz.
Ağlayan bebeğin, çocuğun dilini anlamak…
Ses tonundan, bakıştan, duruştan anlamak…
Susmaktan, susmanın arka planından gelen sesi anlamak, anlamaya çalışmak…
Eserin arkasındaki ustayı görmek…
Bilimin gösterdiği büyük resmi görmek…
Kâinattaki mükemmel işleyişi, nizamı, intizamı farketmek, anlamak…
Kâinatta geçerli trilyonlarca dengelerin, denklemlerin, formüllerin, hesaplamaların, kanunların, kuralların bir Yaratan’ı olduğunu anlamak… Bir Yaratan gerektirdiğini anlamak…
Yaratılanın arka planında Yaratan’ın olduğunu anlamak….

Faiz, döviz, borsa ve arsanın dilinden anlayanlar…
Futbol, gurme, gastronomi dilinden anlayanlar…
Her gün her saat magazin, otomobil, kakara kikiri laylaylom diliyle konuşanlar…
Ego, kariyer, başarı dilini hayatın tamamı gibi görenler…
Politik gevezelik uğruna, çevrelerine sürekli hakaret edenler…
Her gün, her saat, her dakika… Üstelik bir ömür boyu kredi kartı, bonus diliyle konuşanlar…
Sadece üç ekranın… Televizyonun, akıllı telefonun, tablet ekranının dilinden anlayanlar…
Yalnızca televizyonlarda 7/24 dönen o üç yarışmanın dilinden anlayanlar…
Hey siz!
Size sesleniyorum.
Mağaralarınızdan çıkın da etrafa bakın biraz…
Yaşadığımız dünyanın, sizin dünyanızla uzaktan yakından alâkası yok.
Bizim yaşadığımız dünyada hastalıklar, çaresizlikler, musibetler var.
Bizim dünyamızda dua ve ibadetler var.
Başka neler var?
Bereket denilen bir şey var bu dünyada.
Kanaat var, sabır var…
Merhamet, rahmet, karşılıksız iyilik var.
Bizim insanımız nasıl yaşar, ne söyler, ne düşünür?
Bunları görmeye, anlamaya gayret edin.
Hayat üzerine, ölüm üzerine düşünün biraz…
Yol üzerine, yolculuk üzerine…
Kabir ve ahiret üzerine düşünün…
İnsan ve kâinat üzerine sonra…
Sonra Yaratan…
Sonra da Yaşatan üzerine düşünün…

Sen, politik gevezeliklerle etrafını kırıp geçiren arkadaş!
Senin halin, gökte yıldız ararken, kendi ayağının dibindeki çukuru göremeyen bir adama benziyor.
Politik haberlerle ömür sermayeni boşuna tüketiyorsun.
Her gün birbirinin aynısı haberleri dinlemek sana ne kazandırdı, neler kaybettirdi?

Sen, faiz, döviz, borsa, arsa kelimelerinden başka şey bilmeyen arkadaş!
Keşke bunlar kadar el emeğini, göz nurunu, gönül aydınlığını da bilseydin…
Keşke…

Futbol, gurme, gastronomi ile bütün bir ömrünü geçirenler…
Kalp ve ruh ne ister, neye ihtiyaç duyar?
Biraz bunlar üzerine düşünün.
Kalp susuz kalırsa, ruh açlıktan kıvranırsa, bunun sonuçları ne olur?

Ego, kariyer ve başarıyı hayatlarının tek gayesi haline getirenler…
Sen taş değilsin, demir değilsin, çelik değilsin…
Ama kariyer planların en az 50-100-150 yıllık…
Bu dünyaya kazık mı çakacaksın ha?

Bizim Yunus bakın neler demiş:
Mal da yalan, mülk de yalan…
Var biraz da sen oyalan…

Mal sahibi mülk sahibi…
Hani bunun ilk sahibi?

Bizim Yunus öyle güzel anlatıyor ki…
Bir garip ölmüş diyeler…
Üç günden sonra duyalar…
Soğuk su ile yuyalar…
Şöyle garip bencileyin…

Dünyaya dört kolla, sekiz kolla, çok büyük ihtiraslarla saldıranlar…
Sakin olun yahu…
Bu kadar hırsa, ihtirasa, yırtıcı olmaya, nefes nefese kalmaya değmeyecek bir dünyada… Kısacık bir hayat yaşıyoruz.
Sakin olun.

Bütün bu anlattıklarımıza şimdilerde “duygusal zekâ” veya “duygusal okuryazarlık” gibi isimler veriliyor.
Konuyu merak edenler Daniel Goleman’ın “Duygusal Zekâ” isimli kitabını okuyabilirler. Toplam 438 sayfadan oluşan kitap, Varlık Yayınları’ndan neşredildi.
Benim açımdan bu kitap, İslami literatürde anlatılan “manevi kalp” kavramına başlangıç niteliğinde.
Bu kitap dünyada ilk defa 1995’te literatüre girdi. Bu kitapla Batı, manevi kalbi hecelemeye başladı. Bizdeki Batı hayranlarının, materyalistlerin, seküler bilimcilerin, seküler kesimlerin dikkatine…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN