RÖPORTAJLAR
  • İhsan Kurt ile Mülakat  
    İhsan Kurt ile Mülakat  
  • Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
  • Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
    Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
  • Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
  • Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
    Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
  • M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
    M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
  • Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”

Kalemin Ucundan Gönül Burcuna
Eklenme Tarihi: 1 Eylül 2021, Çarşamba 06:37 - Son Güncelleme: 1 Eylül 2021 Çarşamba, 08:57
Font1 Font2 Font3 Font4



Kalemin Ucundan Gönül Burcuna
Dr. Özlem Güngör

 

Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde 21 Ağustos 2021 Cumartesi günü şiir ve tasavvuf rüzgârı esti. Hattat-Şair-Ressam Figen Özer’in Akıl Fikir Yayınları’ndan çıkan eserine ilgi hayli yoğundu.

 

Televizyon yapımcısı ve yazar Uğur Canbolat’ın yönetiminde gerçekleştirilen programda Şair Figen Özer, Kalemin Ucundan Gönül Burcuna isimli şiir kitabı vesilesiyle okurlarıyla buluştu. Adeta sohbet havasında geçen programda şair Özer, katılımcıların sorularını içtenlikle cevapladı.

 

 

Kovid tedbirlerine uygun olarak gerçekleştirilen toplantıda, Özer’in konuşması ve soru-cevap faslından sonra diğer edebiyatçı dostları da kitap ve şiirler hakkında değerlendirmede bulundular. Şiirlerin seçim aşamasında yer alan Edebiyatçı-Yazar Menekşe Özkaya Tutum, kitabın editörlüğünü yapan Dr. Özlem Güngör, Şair Hüseyin Rahşani Arslan ve Emekli Milli Eğitim Müdürlerinden Eğitimci-Şair Metin Özer söz aldılar ve kitapla ilgili görüşlerini belirttiler. Toplantı, şairin kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.

 

 

Buyrun sohbete….

 

Şiir sizin neyiniz olur?

 

Şiir benim gönlümün mührüdür. Kelimelerin ahenkle bana eşlik ettiği bütünümden bir yanımdır. Gönlümden geçenlerin, düşüncelerimin, yaşantımın kelimelere bürünmüş şeklidir. Bunun yanı sıra kendimi ifade şeklim ve konuşma dilimdir. Aslında kalem, kağıda büründü kitap diye göründü. Tabi bu da Hakk’ın lütfu ve keremiyle gerçekleşti. Biz, bize bizde nasıl şahitsek dizelerimiz de öyle ki kalemimizin ucundan gönlümüzün burcuna şiir olup mühürlendi.

 

Şiir olmasaydı hayatınızda nasıl bir boşluk olurdu?

 

Boşluk olur muydu bilemem. Malumunuz insan fıtratı boşluk kabul etmez. Şiirlerimde sıkça değindiğim ilmek ilmek dokuyup ve nakış nakış işlediğim; renklerin ahengiyle de aslında şiir hayatımda hep vardı. Bir yerden sonra akış bizi şiirle tamamen buluşturdu.

 

Şiir sizin zuhurat yani doğuş mu?

 

Elbette, tamamıyla böyle diyebilirim. Çünkü kelimeler bir anda akıyor. Aslında şiir yazmıyorum, şiir söylüyorum. Yazacak kimse olmadığı için yazma işi de bana düştü diyebiliriz. Üzerinde düşünerek yazdığım hemen hemen hiç şiir yoktur. Hatta düzenleme yaparken kelimelerin yerini değiştirmek bile bana zúl oluyor. 

 

Şiir sizi ilk ne zaman buldu?

 

Bu çok bir güzel ifade "Şiir sizi ilk ne zaman buldu?" Gerçekten şiir mi beni buldu bilemiyorum. Süreç içinde ben kendimi şiirin içinde buldum desek daha doğru olur zannımca.

 

Şiirlerinizin belirli bir doğum zamanı var mı?

 

Apansız diyebiliriz. Bunun yanı sıra genellikle en sıkışık zamanlarda, yolda, tam uyku hâlinde yahut birinin bir ihtiyacı olduğu durumlarda gelir. Bana göre  şairlerin  yalnızlığa çekilmesi, dünyanın sesini kısmak istemeleri de böyle durumları sıkça yaşamasından dolayı oluyor. Bence şiir, en çok yalnızlığı seviyor.

 

Bir şiir kağıtla buluştuğunda yani bittiğinde ne hissedersiniz?

 

Şiir bitmeyen bir yolculuktur. Şiir gerek söylerken gerek yazarken gerekse yazdıktan sonra hep devam eder. Gerçek mânâda yazılmış şiirlerin yazımı, tüm zaman dilimlerinde okuyucusuyla süregelmektedir. Çünkü  şiir yazınca bitmiyor, aksine okudukça başlıyor ve artarak devam ediyor. Mânâ zaten idrâkten idrâke farklı olduğu için şiir bitmez ve nitekim bitmiyor.

 

En benimsediğiniz ya da en beğendiğiniz şiiriniz hangisidir?

 

Hiç birini diğerinden ayırmam bu mümkün değildir. Lâkin her biri kendi içinde müstesnadır. Çünkü yazı bu sürecin görünen kısmıdır. Ama bunun bende oluşturduğu hisler daha derûnidir. Bu sebeple ki şiirlerimin hepsinin yeri ayrıdır.
Ancak şiirlerimin tamamında yer alan duygu selini yansıtan veya kitabın serüveni anlatan şiiriniz hangisi derseniz; kitabın arka kapağında yer alan, “Bilemedim ki” adlı şiir, diyebilirim.

Kalem çâresiz, yetmiyor kelâm. 
Anlatacak ne çok şey var.
Dilimin ucunda, kalemin ucundan
Gönül burcuna…

 

Farklı sanat alanlarıyla uğraşmak şiirinizi nasıl besliyor?

 

Sanat iç içedir, bir bütündür. Bazen kalem ile mürekkep; bazen fırça, boya bazen de iğne, iplik şiirsel geliyor bana. Hepsi duyguların buluşması değil mi? Tüm sanat dalları, bir nevi sanatçının kendini okuması ve bunu sanatıyla dışa vurması değil midir? Bu açıdan sanat, bazen resim çizdirir bazen de şiir yazdırır.  Zaman zaman yazdığımız hattın sözleri şiir olur veyahut bunun tam aksi bir şiire, bir resim ya da hat nasip olur. Yani benim dünyamda resim-şiir-hat üçgeni birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları desek daha doğru  bir ifade olur…

 

En çok hangi temalarda yazıyorsunuz?

 

Bence şiirler hakikate bir ışık olmalıdır. Tema her ne olursa olsun, orada hakikatin ve muhabbetullahın kokusu alınmalıdır. Bu yüzden özellikle seçtiğim bir tema yok. Bir kelime, bir hadise kendiliğinden kalemle şekilleniyor ve dizelere dökülüyor.

 

Beslenme kaynaklarınız neler?

 

Beslendiğim kaynaklar öncelikle Kur'an ve sünnet zaviyesinde hakikat arayışı içeren okuduğumuz kitaplardır. Tabii tasavvuf büyüklerinin bir cümlesi hatta öyle ki bazen bir kelimesi bile şiirlerimizde bize ilham oluyor. Her şey bir bakış, bir duyuş değil mi? Herhangi bir zamanda ya da mekânda dinlediğim bir melodi, gördüğüm bir fotoğraf ya da yaşadığım güncel bir hadise de şiirlerime konu olabiliyor.

 

Kitap nasıl ortaya çıktı?

 

Kitabın ortaya çıkış serüveni beklenilmedik bir anda oldu aslında. Çünkü ben ilk yazmaya başladığımda kaleme aldıklarımı bir kitap altında toplama düşüncesi ile yazmadım. Bunu hiç düşünmedim de. Ancak yıllar içinde gönlümden düşenler kalem ve kâğıtla buluştu. Yazdıklarım hayli birikti. Sonra bir gün, dost meclisinde muhabbet esnasında bunları toparlayıp bir eser meydana getirmemin gerekliliği üzerinde durulunca ben de bir durup düşündüm. Nitekim sonrasında “söz uçar, yazı kalır” düşüncesinden de yola çıkarak yazdıklarımı bir kitap altında toplamaya karar kıldım. Netice olarak da satırlarım okuyucusuyla buluştu.


***

 

Metin Özer yaptığı konuşmasında şu hususlara değindi:

 

“Hattat, şair ve ressam olan Figen Özer, sanatsal üretimin genel yasalarıyla birlikte güzelliğin kuramsal bilimi bedîiyat olarak açıklanan estetiğe yaslanarak şiirler yazmakta, resimler çizmekte bunu yaparken de hem gönlümüze hem de renklere dokunmaktadır. Özer, şiirlerinde yetiştiği muhit itibarı ile de içinde bulunduğu tasavvufî birikimini temel alıp Allah'ı ve kainatı vahdet-i vücûd anlayışı ile açıklamaktadır. Onun şiirlerinde Hz. Muhammed ve ehl-i beyt sevgisi de zirvede yer almaktadır. Eserinde derûnî manaları yansıtan şair, zengin semboller ve ritimli sözlerle; düş gücüne, hayallere ve imgelere dayanarak tasavvufî daireden ayrılmadan şiirlerini yazmıştır. Şairin ilk kitabını kutluyor, mensur ve manzum daha nice eserler vücûda getirmesi için kendisine kolaylıklar ve başarılar diliyoruz.”

 

Hüseyin Rahşani Arslan ise konuşmasında şunları söyledi:

 

“Hakikat ki gönülde zuhur eder, orası ki Ehl-i Beytin divanıdır. Oranın hükmü aşk ile yazılır. Kimi şairdir,  kimi ozan, kimi ise dervişân.
Derviş gönüllü Figen Özer'in gönül kelamında ehl-i beyt sevgisinin derinliğini görmek mümkündür. O, kelamı ruh-ı halvetiyesinde ehl-i beytin aşkı ile nakşeder. Onun dizelerinde, cümle varlığa Muhammedî bakışı görebiliriz. Onun şiirlerinde, varlığın birliği üzerine Yûnus Emre gibi "Yaradılanı hoş gör yaradandan ötürü” kalbî söyleşini hissedebiliriz. Kelamını tasavvuf erkanı ile harmanlayan şair, şiirlerini muhabbet ile okuyan gönüllere dokunmaktadır.”

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!