• Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 4 Mart 2019, Pazartesi 19:44 - Son Güncelleme: 4 Mart 2019 Pazartesi, 19:44
Font1 Font2 Font3 Font4
Kaçkınlar ve Kaçışlar

 

 

Kaçmak; ama bu kaçış hırsız polis kovalamacası değil; basbayağı hayattan, bir şeyden, birilerinden, bir yerden kaçmak… Bazen olumludan olumsuza; bazen kendine ya da kendinden. Kıyıcı kentlerin öğütücülüğünden doğaya, ne okursa okusun aslında içinde hep olmak istediği o çırağa, kalfaya bir yol bulup kaçmak… 

 

Bu sabah daha hava ağarmamışken televizyonda bir haber dinledim. Üniversitenin sosyoloji bölümünü  bitirdikten sonra yanılmıyorsan lisansüstü eğitimini yurtdışında tamamlamış  biri, onca emek harcayıp dirsek çürütse de yaralı gitarları  onarmaya yönelmiş. Pek muhtemel ki bunda toplum için en gerekli meslek olan sosyoloji okumuşların, şu an iş bulmada kaçıncı son sırada olduğunun  etkisi de var. Bana öyle geliyor ki bu gerçek onu yaralayınca o da başka yaraları otamaya kaçmış olabilir. Diplomasında yazdığı gibi sosyolog değil; ama bileğinin gücüyle anılacak bir zanaatkâr olmuş şimdilerde. Yani ne eğitimden kaçmış ne de zanaattan.  Ama onun da tümden gerçek bir kaçış öyküsü var bir bakıma. “Bananecilik”ten yaralılara  çare olmaya kaçış. Çare olduğu yaralılar, gitarlar.

 

Bu haberi dinleyince, yazılmadık kavram kalmasın dileği ile çoklukla kavramlar üzerine yazdığımdan “kaçmak olgusunu yazmanın tam sırası” dedim. Öyleyse hadi şimdi kaçmak fiiline kaçalım…

 

Kaçmak insanın doğası mı; yoksa tabiatsızlığı mı?

 

Kaçmak, cepte hazır pek çok bahanelerle gezenlerin  günlük sıradanlıklarından mı; yoksa yeni arayışlar için mi?

 

Kaçmak… Kendinden kaçabilen var mı? Varsa, kaçarken gittiği yere kendini götürmeyen var mı? Kendinden kaçabilmiş   yoksa o halde öylesi kaçışlar,  gerçek kaçışlar  mı?

 

Kaçmak… En kolayı mı hayatı yola koymanın; yoksa geleceği zora sokmanın en belalısı mı? Sırt dönülüp, göz geridekileri görmeyince arkada kalmışlara ne olursa olsun savsaklığı mı? Ben istedim olduculuk mu? Hayal alemine dalıp  gerçekleri görmezden gelirken hayatın kendisi ile yüzleşememek mi? Yüzü tutmamak mı; yüzsüzlük mü? Yoksa yüzüstü bırakmak mı? Kendi hali dışındakilerin hallerini bile bile hem de, bilmezden gelmek mi? Kaçmak, akıl işi mi; yoksa yüreksizlik mi? “Yürek! Herkeste var mı?” sorusu öyle sevilmekte ki yeni konuşma biçimi olan sanal âlemde… O zaman sanal âlem herkesin kaçtığı adres mi?

 

Kaçmak, diyelim ki kendi adından başlayarak… Başa çıkmadığı ya da başa çıkmak için güç harcamak istemediği her şeyden rahvan koşan atlarcasına kaçmak… Sabretmek,  hayatın çoğu zaman kendisi iken sabırsızlığa kaçmak… Lal görünüp de bir yolunu bulup ortalığı bağırtıya boğmaya kaçmak… Akıldan, sağduyudan, insana yakışırdan kaçmak… Bazen deliliğe vurmak, deliliğe kaçmak. Ya da yetişkin olmayı beceremeyip çocuksulaşmak.

 

Kaçmak, ama hangisinden başlayarak? Çevreden, kötülüklerden, metropolden, köyden, güneş girmeyen loş odalardan ya da geride kalmış acı veren anılardan? Kaybedilmiş sevilenlerin hayaletinden yeni hayat kurma hayallerine kaçmak… Ötelere zamansız göçmüş evlatların, nişanlıların, sevilenlerin, büyüklerin belki de eşlerin  anılarından  kaçabilen olmuş mu? Bir köşede sabretmeyi başaramamanın sonucu mu kaçmak ya da? Ya yağmurdan kaçarken doluya tutulmak?

 

Çocukluğundan, gençliğinden, anılarından, acılarından kurtuluşu onları yok saymaya kaçmak. Unutmaya kaçmak. … Düş kırıklıklarından yeni düşlere… Can yanmasından can yakmaya… Doğru konuşup eğri tavırlara çeşit çeşit kaçmak…

 

Kaçmak… Sandalın, denizin hırçınlığından kaçarcasına. Yorgun anlara yenileri eklenecek telaşıyla. Yükü ağır çeken sinelerin, gönüllerin,  kırık dökük kalplerin aslında kendince kurtuluşu mu kaçmak?  Ya da çıkmazı mı?

 

Kaçmak… Kıştan bahara mı; yoksa geceden gündüze mi?  Somurtkanlıktan  gülümsemeye mi? Kendine taze hava olmayacak atmosferlerden  hücre yenileyici  havalara  mı? Yani bencilce ve vampir iştahıyla  güzellikleri soğurmak  çirkinliğine…

 

Kaçmak mı? Kadınlar dışında kalan insan türünün onda dokuzunu oluşturmasından övgüyle bahsedilebilen bir nitelik çokça. Bazen kaçmak iyidir… Kötülükten iyiliğe;  körük olmaktan söndürmeye; yıkıcılıktan yapıcılığa; kendini bilmezlikten  önce kendine bir bakmaklığa kaçmak… Ah, keşke hep olsa! 

 

Kaçmak huy mu; huylanma sonucu mu? Kaçmak, kitaplara mı, yozlaşmaya mı? Yazmaya, sanata mı? Konuşamamaktan yazmaya mı? İyi, güzel, doğru her zaman düşlerin gerçekleşmesinde yeterli kalamayacağından düşlerin kolayca gerçekleşebileceği yanılgısında iyiden, güzelden, doğrudan bozuk, kötü yollara mı?

 

Kaçmak, yüceltilmiş kimi terimlerden mesela ana babalık gibi kavramlardan evlatlara neler yapılabilecek caniliğe mi? Kaçmak, ağaç gölgesiz, beton yükseltili tüketilmiş yerlerden, orman da bulunamadığından klima esintisine mi?

 

Kaçmak, maymun iştahlıların hep tek yön biletleri mi? Maymun iştahlıların maymunlukları, sonunda herkesi kendine güldürmez mi? Kaçmak, sebatsızlık mı; zayıflık mı? Öyle olması gerek gerekçesi mi? Kaçmak, çıkmaz yol mu; bir sonraki, daha sonraki, ondan sonraki her kaçışın mayası mı? Zorunluluk mu?                                                                       

 

Kaçmak, artık bunaltan her sorundan, parasızlıktan, işsizlikten, yük oldum  suçluluğundan…

 

Kaçmak, bir kere bu amaçla yola çıkıldığında artık hayatın akışı mı? Kimi yaşamların rotası, zaten kaçmak oklarından mı oluşuyor?

 

Kaçmak, yaptığının arkasında duramayanların bin bir bahanesinin harcanma yolu mu? Kaçmak, imadan öte konuşamayacak cesarettekilerin, kimileyin edebi alıntılarla sosyal medya paylaşımları ile laf çarpanların,  iğneleyici olanların sığınağı mı? Kaçmak, cesur olmak mı, cesaretini kaybetmiş olmak  mı?

 

Kaçmak, uğruna savaşmadığın bir yerden, gittiğin  bir elin yağda bir elin balda olacağın yerde yük olsan da rahatın yerinde olsun mantığının kılıfı mı? Ben iyi olayım da geri kalandan bana ne bencilliği mi böyle durumlarda?

 

Kaçmak, “sıvışmak”, “kuyruğunu kıstırmak” tabirlerinin kibarcası mı? Kaçmak, gerçek hayattaki kimliklerden farklı internetteki kimliklere mi? Gerçekten sanala kaçmak çoğu kez  başta kendini kandırmaya kaçmak mı? Oyuna kaçmak mı ya da?

 

Kaçmak, iliğine, kemiğine kadar tüketilmiş her şeyden, bitirilmek üzere yeni kurbanlara mı? Diyelim ki dünyadan Mars’a;  başka yeni bir dünyaya mı? Kaçmak, değeri bilinmemiş bir yerden, değersizleştirilecek yeni yerlere göçler halinde mi? Kaçmak, gülden mi, dikeninden mi; yoksa gülün dikenli olduğu gerçeğinden mi?

 

Kaçmak, koşar adımla mı; sinecen sinecen hissettirmeden mi? Kaçmak, korkaklıktan mı; olacaklardan korkulmasından mı? İşkillenen yüreklerin evhamlarından kaçamaması, tümden vesveseye kaçmak mı?

 

Kaçmak, sonuç mu; neden mi? Kaçmak, çözüm mü? Kaçmaktan kaçmak mümkün mü?


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Kaçkınlar ve Kaçışlar Yazısına 3 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN