• Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 12 Temmuz 2020, Pazar 14:26 - Son Güncelleme: 28 Temmuz 2020 Salı, 12:52
Font1 Font2 Font3 Font4
Kabul edilmiş bir dua: Ayasofya Camii

“Bu devletin iki manevi temeli vardır: Fatih’in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan ki hâlâ okunuyor! Selim’in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur’an ki hâlâ okunuyor!”
Yahya Kemal


Ayasofya’nın yeniden cami olması için o kadar çok mü’min gayret ve dua etti ki…
Hatırlayalım:
Üstad Bediüzzaman, Üstad Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Arif Nihat Asya, Osman Yüksel Serdengeçti, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil, Erdem Beyazıt, Mehmet Akif İnan, Seyyid Ahmed Arvasi, Prof. Dr. Haluk Dursun, Onk. Dr. Haluk Nurbaki…
Adnan Menderes, Turgut Özal, Necmeddin Erbakan…
Ve daha niceleri…

Ayasofya cami olmalıydı.
Çünkü Fatih Sultan Mehmed’in vasiyeti, vakfiyesi bunu emrediyordu.
Çünkü Ayasofya, beş asırdan daha fazla cami olarak hizmet vermişti.
Çünkü Ayasofya’nın tapusu Türkiye Cumhuriyeti’ne aitti.
En sonunda olması gereken oldu.
Ayasofya cami oldu.
Bu kararın alınmasında emeği olan herkese teşekkür ediyoruz.
Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Danıştay’a, Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyoruz. Hepsinden Allah razı olsun.
Ayasofya’nın cami olmasında en büyük talep Türk Milleti’nden geldi. Bu talep ve dua, Allah katında kabul gördü.
Allah’a sonsuz hamd olsun, şükür olsun.
24 Temmuz Cuma gününden itibaren Ayasofya’da inşallah her vakit namazında mü’minler namaz kılacaklar, dua edecekler, Kur’ân-ı Kerim okuyacaklar.

Ayasofya’nın cami olması, inşallah çok güzel gelişmelerin yolunu açacak, yeni sorular sorulacak:
Musul ve Kerkük’ün tapusu kime ait?
Ege adalarında son sözü kim söyleyecek?
Misak-ı Milli konusunda tarihten gelen ideallerimize kim ne diyebilir?
Mescid-i Aksa ve Kudüs meselesinde son sözü kim söyleyecek?
Bütün dünyadaki Müslümanların güvenip destek arayacakları ülke hangisi?
Müslümanların birliği, bugünün şartlarında, bugünün dünyasında yeniden gündeme alınabilir mi? Nasıl?

Vahşi Batı, bütün vahşetiyle aynen yerinde dururken…
Bütün dünyada Müslümanlar zulüm görürken…
Birleşmiş Milletler, NATO, IMF gibi kuruluşlar hiçbir işe yaramazken…
ABD, Yunanistan, Rusya gibi pek çok ülkeden Ayasofya’nın yeniden cami olmasına itiraz sesleri yükselirken…
Elbette Ayasofya cami olmalıydı.
Elbette yeni sorular sorulmalıydı.
Yeni cevaplar aranmalıydı.
Yeni çözüm yolları bulunmalıydı.
İlk adım atıldı, Ayasofya cami oldu.

Ayasofya’nın yeniden cami olması:
Türkiye’nin İslam dünyasına verdiği çok güçlü bir sinyaldir.
Ben buradayım demektir.
Türkiye Cumhuriyeti, İslam dünyasının merkez ülkesi demektir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin istediği zaman, istediği kararı alması demektir.
Ayasofya’nın yeniden cami olması, Türk Milleti’nin ve Türk Devleti’nin aldığı bir karardır.
Yüce Allah, Ayasofya Camii’ni kıyamete kadar cami olarak muhafaza etsin.

ABD, Rusya, İngiltere, Fransa veya Çin…
Bu ülkeleri gözünüzde büyütmeyin.
Biz Ayasofya’yı yeniden cami yaptık diye karşımıza dikilebilirler mi?
O ülkelere şunu hatırlatırız:
Çanakkale’de Osmanlı Ordusu’nun emriyle harekete geçen yüzbinlerce Müslüman vardı. O yıllarda Çanakkale’de Türk-İslam dünyası karşısında çok ağır bir mağlubiyet yaşamıştınız.
Haddinizi aşarsanız, bugünün Türkiye Cumhuriyeti’nin imkân ve kabiliyetlerini test etmeye kalkarsanız, bedelini ödersiniz.
Çanakkale’yi, Sakarya’yı, İstiklal Harbi’ni, Kore’yi, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı hep hatırlayın.
Fırat Kalkanı’nı, Zeytin Dalı’nı, Barış Pınarı’nı, Pençe Kartal’ı, Pençe Kaplan’ı hep hatırlayın.
Haddinizi aşmayın.
Ateşle oynamayın.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN