• Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

YAZARLARIMIZ

Hülya Günay
Hülya Günay
Eklenme Tarihi: 24 Ağustos 2020, Pazartesi 14:08 - Son Güncelleme: 24 Ağustos 2020 Pazartesi, 14:15
Font1 Font2 Font3 Font4
İyi ki İyileştin Anne

 

 

İnsan hakiki acıyı, ıstırabı, ancak bir gölge kadar hissedebilir. Ne kadarı sözcüklere aktarılabilir, bazen kelimeler kifayetsiz kalır. Yetişkinler için belki paylaşmak daha kolaydır, kendini ifade etmek… Bir çocuğun içinde kopan fırtınalar, minicik kalbini basan afakanlar, iç dünyasının ifade bulacağı en iyi yer resimdir.

 

Yazgı bizi yakalayana dek; onun izine rastlamayı tahayyül bile edemeyiz. Soğuk algınlığı gibi bir takım şikâyetler ile doktora görünüp, işyerinden izin alan anne, klima çarpması olabilir teşhisiyle evde istirahat etmeye çekilir. Bir hafta içinde ağırlaşarak pandemi hastanesine yatış yapar. 

 

Ağabeyi ve minik Ayşe için dünya kararmış, yağmurlar sağanak halinde yağmakta, şimşekler çakmaktadır. Anneleri hastanede hayata tutunmak mücadelesi verirken, evlatları onunla birlikte nefessiz kalmaktadır. Biriciğiniz, anneniz; korku filmlerindeki gibi bir salgın hastalıkla mücadele etmediği sürece sizin o hasta yakınını anlamanız pek mümkün değildir.

 

Yıldırım gibi inen beklenmedik hadiseleri insanın sindirebilmesi; acının bedenini sarması, yüreğini yakması bir süreçtir. Istıraba ve kadere boyun eğmek ile mücadele etmek seçeneği arasında düşünecek mecalinin olmaması, çocukları, eşi için endişe, özlem duyarken; kendisinden birkaç gün sonra annesinin hastaneye kaldırıldığını öğrenmesi bir hasta için yıkımların da üzerinde bir yıkımdır. Çocuğunun ıstıraplarını iki kat şiddetle hisseden anne bunu kızına fazlasıyla iade etmiştir, keder, endişe,  acı anneden kıza, kızdan anneye intikal ettikçe büyümektedir.

 

Bu hüzünlü, endişeli yolda sağlık personelinden başka kimsecikler yoktur yanında. Karanlık bir sessizlik hâkimdir. Sadece kalp atışlarının ve nefes alış verişinin sesleri duyulmaktadır.  Cesaret zor işlerin üstesinden çabucak gelmek demektir. Endişelerini ardında bırakıp, cesaretin kolunda yol almaya çalışmaktadır. Nefesin ne kadar önemli olduğunu ilk defa fark edecektir. Aldığı nefesi rahat verebilmenin, verdiği nefesi geri alabilmenin, en büyük lütuf olduğunu solunum sorunu yaşamaya başladığı sancılı süreçte idrak edecektir.

 

Arkadaşlarından gelen mesajlar, bir nebze nefes olsa da bir noktadan sonra yıpranan sinirleri güzel sözcükleri bile kaldıramamaktadır. Hamd ile isyan arasındaki sırat köprüsünde dua ve sabırdan yana tercih kullanır. Her koşulda sevgi üzüntüleri yumuşatır, acıları hafifletir. İnsan çok sevildiğini bildiği vakit bu dünyada lanet bir virüse yenileceğine inanmak için bir neden bulamaz. Hastane dışında kendisi için endişe ile çarpan kalplerin varlığı nefes olmuştur ona.

Bundan sonra hiçbir şey eskisi olmayacaktır. Bir çiçeğin yanından geçerken bir yerlere yetişeceğim telaşına takılmadan, kokusunu ciğerlerine kadar çekip, bir ağacın altından geçerken derin derin nefes alıp, doğayı selamlamak artık bir ödevdir. Kendisine zaman ayırmanın, kendi hakkını ihlal etmemek gerektiğinin önemini anlamıştır. Ve hiçbir şeyi ertelemeyecektir bundan böyle. Yağmur herkesi ıslatır, hayat herkese eşit mesafededir aslında. Kayıplar, keder, yüreğini sıkıştıran sorunlar sadece kendinde yoktur ki niceleri ne dertler ile sınanmaktadır. Tek fark hayata bakış açısında gizlidir. Yorgunluklar içinde mutlulukları, kazançları görebilmek. Evladına doyasıya sarılmak, onunla oyunlar oynamak, peşinde koşturmaktan kan ter içinde kalmak, cennet kokusunu teneffüs etmek, onun başarılarını kutlamak, düştüğünde elinden tutup kaldırmak,  değer ötesi paha biçilemez bir lütuftur.

 

Ayşe’nin bembeyaz bir sayfada duygularını duru, özetle aktardığı mesaj son derece anlamlı: İki kara bulut ağabeyi ve kendisinin yüreğine çöken, ardından annesinin eve gelmesi ile beliren gökkuşağı altında duyduğu güven, sevgi, neşe… İki kırmızı kalp, anne kız aşkı. Ve bir not ‘’İyi ki iyileştin anne’’

 

 

Anne eve dönmüş olsa da ilk göz ağrısı Semih ve Ayşe halen aynı endişe ile annelerinin gözlerinin içinde kaybolmaktalar. Anne evine kavuştu. Lâkin yol yorgunu, öksürük ve nefes sorunu devam ediyor. İyileşmek için verdiği mücadele devam etmekte…

 

Bir küçük mesajı da var:   ‘’ Anladım ki sağlık ve dostluktan önemli hiçbir şey yokmuş hayatta. Sevdiklerinizi ve kendi hayatınızı risk etmeyin, kendi hakkınızı da karşıdaki insanların haklarını da ihlal etmeyin.  Hiç kimsenin hastalık sebebi olmayın. Sağlıcakla kalın…’’

 

 

 

 

 

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


İyi ki İyileştin Anne Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN