RÖPORTAJLAR
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

İstiklalden İstikbale ve Efendi Bey
Eklenme Tarihi: 16 Mart 2020, Pazartesi 05:59 - Son Güncelleme: 16 Mart 2020 Pazartesi, 05:59
Font1 Font2 Font3 Font4



İstiklalden İstikbale ve Efendi Bey
Mehmet Nuri Bingöl

 

“Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde sadece alçak ve kanlı bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kalmadı. O menfur gecede, ‘İslam’ın son kalesi’ kabul edilen ülkemizin, istiklâl ve istikbali de fütûrsuzca tehlikeye atılıyordu. Emperyalist Batı’nın oyuncağı ve kuklası olan kirli bir örgüt, bize düşman sömürgeci ülkelerden aldığı desteğe rağmen başarılı olamadı. Yarım asırdır beslediği hain emellerine kavuşamadı. Büyük oyunu fark eden aziz milletimiz yollara düştü, meydanlara indi ve güzel vatanımızın ihanet örgütlerine ve düşman devletlere peşkeş çekilmesine izin vermedi. İstiklâl Harbi’nde nasıl zafer kazanıldıysa 15 Temmuz’da da aynı şanlı ecdadın kahraman torunları, kiralanmış askerlerin kara tanklarına karşı tarihi direniş gösterdiler.” 


İki yıl evvel neşredilen Mehmet Nuri Yardım imzalı İstiklâlden İstikbâle başlıklı deneme ağırlıklı eserin arka kapağındaki ifadeler bunlar. Kitaptaki deneme ve sohbetler, o kapkaranlık zifiri gün ve gecelere düşürülmüş tarihi ve bilgilendirici notlar. Tarihçi, yazar ve edipler olarak bu yazı, intiba, duygu ve düşüncelerden yola çıkarak, daha önce pek çok destan yazmış büyük bir “millet”in uyanış, diriliş, direniş ve şahlanışını yeni nesillere anlatacağız.
 

Yazar Mehmet Nuri Yardım’la 1978’den beri ülfetim var. O zaman “ulusal” bir gazetedeydi, bir yandan da üniversite imtihanlarına çalışıyordu. Lise’den sonra bir yıl beklemiş, ikinci senede İ.Ü. Edebiyat Fakültesini kazanmıştı. Ben bir yıl öndeydim ama fakültede ders aralarında sık sık görüşüyor ve sohbet ediyorduk. Fakülte üçten sonra gönüllü olarak editörlüğünü yaptığım bir dergide edebî ve irfanla alakalı incelemelerine yer vermenin gurunu -hamdederek- yaşıyorum. Kısmet; mezuniyetten sonra “ulusal” bir gazetedeki beş aylık bir deneme müddetinin ardından, ruhumun kamuya daha uygun olduğu ön kabulüyle Anadolu’ya Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak tâyinimi istedim, bir yıllık beklemenin ardından da Kütahya, Gediz, Şaphâne beldesine tâyin oldum. Tefrika edilenlerin dışındaki birinci romanım Sürgündeki Çeçenya kitabımın ilk taslağını orada kaleme almıştım. Yokuşta tefrika romanı ise tamamıyla… Velud bir mahaldi; her zaviyeden elbet.
 

İstiklalden İstikbale eserinde en beğendiğim sohbetler, genç nesillere millî irfan ve birliğimizi nasıl nakledebiliriz sualine verilen cevapların bulunduğu yazılar. 15 Temmuz direnişiyle alâkalı hikâye, deneme ve müşahedeler ise, kapkara bir sema perdesi kıpırdanınca parıldayan kutup yıldızları gibi… Sürgündeki Çeçenya’nın devamı mahiyetindeki roman dosyasını teslime gittiğimde, yanımda bulunan kızıma da imzaladığı eseri, genç neslin mutlaka okuması gerektiği kanaatindeyim.
 

 

Efendi Bey romanı da aynı yayınevi tarafından neşredilmiş. Damla Yayın Grubu’nun tescilli markası olan Mihrabad Yayınları’nca… Roman’a adını veren Efendi Bey, aslında eserdeki temel entrikayı teşkil eden ailenin toparlayıcı babası. Kendi intibaımı belirterek şunu diyeceğim: Mezkûr aile içinde geçen çoğu talihsiz hâdiseler zinciri, epizotlar hâlinde ve başarılı diyaloglarla verilirken; bana sorulursa, asıl vâkıa Tuna’nın başına gelenler ve merkezinde bulunduğu “vatanî görev”… Roman çok akıcı. Kurgulanan entrika insanı acayip şekilde cezbediyor. Kitabı elime aldıktan dört gün sonra bitirdim. Zayıf bir yanını gördüm yalnız. Mekân tasvirleriyle portre “betimlemeleri” beklediğim gibi kuvvetli değildi. Eser dizi ya da filme çekilirse, bu zaafı da senarist tarafından giderileceği kanaatindeyim.

 

Romancıyı şifahi olarak değil gıyaben tanıyorum. İstanbul’da kaldığım bir hafta dahilinde eve kapanıp romanı okurken, Mihrabad Yayınları’na gelmiş veya telefon etmiş… Görüşemedik, kısmet değilmiş. Kitabın son sayfasına alınmış kısa bir biyografisinden yazarın teknikle alâkalı idareci olduğunu öğrenince sevindim. Büyük yazarlar -umumiyetle- fenci ya da diğer meslek gruplarından çıkar. Namını hak ederek kazanmış edipler içinde edebiyat ilmini almış olanları pek fazla değildir; veya mürekkebini yalayanlar…

 

“Mesut Turan, daha ortaokul yıllarından itibaren edebiyata özel ilgi duydu. Düzenli ve sürekli biçimde okumaya başladı. Daha sonra bu okumaların ardından yazı çalışmalarına başladı. Özellikle ilk gençlik yıllarında, şiir üzerine çalışmaları oldu. Hâli hazırda yazılmış ancak yayımlanmamış birçok şiiri bulunuyor. İlk kitabı, Tablodaki Sır 2015 yılında Damla Yayınevi’nden çıktı. Evli ve iki çocuk babasıdır.”


1969 doğumlu olan yazarın, daha işin başında olduğunu görünce, ilk kitabımı kaleme alırken çektiğim sıkıntıları hatırladım, tekrar tekrar yazmaları, mekân tasvirleriyle portre eklemelerimi… Nur Üstad genellikle daha önce yayımlanan denemeler olduğundan pek fazla uğraşmamıştım. Yalnız hatırlatayım ki bütün o uğraşlar da ayrı bir haz verir insana. Edebiyat’ı genç kuşaklara yaklaşık on beş eseriyle Mehmet Nuri Yardım’dan da daha nice eserler beklediğimizi belirterek sohbetime nihayet vermek istiyorum.

 

Selamların en güzeliyle…

 

Okuyucularının Üç Aylarını tebrik ediyorum..

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!