RÖPORTAJLAR
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”

İsmail Bilgin ile Söyleşi
Eklenme Tarihi: 6 Haziran 2014, Cuma 20:35 - Son Güncelleme: 6 Haziran 2014 Cuma, 20:35
Font1 Font2 Font3 Font4



İsmail Bilgin ile Söyleşi
TARİHİ ROMAN YAZARIMIZ İSMAİL BİLGİN İLE ECDADIMIZ VE KAHRAMANLIKLARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ Hanife Arslan Sayın İsmail Bilgin, Öncelikle tarihimizin sevdirilmesine katkıda bulunduğunuz ve değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için size çok teşekkür ederim. H.ARSLAN –Nasıl bir çocukluk ve gençlik geçirdiniz? Aile, okul ve mahalle hayatınız nasıldı? İ.BİLGİN: Bugün ile kıyaslarsak masal gibi bir çocukluk geçirdim. Elektrik yok, […]

ismail-bilgin
TARİHİ ROMAN YAZARIMIZ İSMAİL BİLGİN İLE ECDADIMIZ VE KAHRAMANLIKLARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ
Hanife Arslan
Sayın İsmail Bilgin,
Öncelikle tarihimizin sevdirilmesine katkıda bulunduğunuz ve değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için size çok teşekkür ederim.
H.ARSLAN –Nasıl bir çocukluk ve gençlik geçirdiniz? Aile, okul ve mahalle hayatınız nasıldı?
İ.BİLGİN: Bugün ile kıyaslarsak masal gibi bir çocukluk geçirdim. Elektrik yok, televizyon yok, telefon yok, cep telefonu ve bilgisayar yok. Buzdolabı, çamaşır makinesi yok. Ne var? tarla, bağ, bahçe, deniz, saklambaç, masallar, bostan beklemeler, ağaçlara çıkma, harmanda sapla samanla oynama, derede yüzme kısacası küreselleşmenin olmadığı, vahşi kapitalizmin insanları daima tüketmeye sevk etmediği, elbiseleri yamalı, basit kendi diktiğini, ektiğini yiyen, tarımla geçinen toprağın ne denli cömert olduğunu bilen, komşuluk ilişkilerinin bozulmadığı, dayanışma içinde geçti çocukluğum. Okula giderken tahta çantamız, sarı saman defterlerimiz vardı. Yukarıda saydığım bu yokluklar karşısında huzur, tevekkül, şükür, kadir kıymet bilme, dostluk, yapmacıksız, samimi insan ve komşuluk ilişkisi vardı.
Gençliğime gelince okuma ve çiftçilik ile geçti. Her türlü çiftçiliği yaptım.  Okul ve mahalle aile de bunlardan farklı değildi. Siyah önlüklerimiz, lastik ayakkabılarımız, zilin elle nöbetçi öğrenci ile çalındığı, öğretmenlere büyük saygı ve sevginin duyulduğu dönemdi… Lisede ise müthiş bir sınıfımız vardı. Çok iyi arkadaşlık ortamı vardı… Çalışkan, bir sınıftık… Güzeldi o günler kısacası… Her şey doğaldı, içtendi… Şimdiki gibi naylon değildi yani…
H.ARSLAN –İsmail Bilgin en çok nelere üzülür, nelere güler?
İ.BİLGİN: En çok üzüldüğüm konuların başında vatanın dirliğine düzenine yapılan he türlü saldırı ve felaket gelir. Kaliteli esprilere gülerim…
H.ARSLAN –Siz hangi tür edebi akımlardan hoşlanıyorsunuz?
İ.BİLGİN: Şu an en çok roman. Lisede en gözde edebi tür şiirdi.
Şimdi daha iyi nasıl yazabilirim derdindeyim. Özellikle yakın tarih ile ilgili pek çok belgesel kitabı alır okurum.
H.ARSLAN –Sanatın başka dallarıyla da ilgileniyor musunuz?
İ.BİLGİN: Yazma ve okuma dışında, resim yapanları seyretmeyi seviyorum. Ama benim hiç kabiliyetim yok.
H.ARSLAN- Tarihe merakınız nasıl ve ne zaman başladı?
İ.BİLGİN: Okula gitmeden… Yazlık/kışlık sinemalarda kahramanlık filmlerini severek izlerdim. Belki oradan mı başladı bilmiyorum.  Sonra okumayı öğrenince elbette Ömer Seyfettin kitapları ve çevremizde Çanakkale ile anlatılan pek çok sözlü hikâyeler vb… Ama Gelibolulu olmanın o topraklarda doğmanın en büyük rolü olduğunu düşünüyorum.
H.ARSLAN-Tarih bilginizi nasıl geliştiriyorsunuz, kaynak seçiminizi nasıl belirliyorsunuz? Örneğin sözlü tarih çalışması diye bir teknik var dönemin tanıklarına gidilip eskiden ses kayıtlı şimdi görüntülü yapılan, romanlarınızda bu teknikten de yararlandınız mı?
İ.BİLGİN: Yazacağım konuyla ilgili olarak piyasada ne kadar belgesel kitap varsa toplarım. Kitabı hırpalayacak biçimde okurum. Altını çizerim, yanına notlar alırım. Romanda kullanılacak olan bölümleri ayrı bir deftere not ederim. Sonra olayın doğru kurgusu içinde küçük süslemelerle romanı yazmaya başlarım. Plan yapmam tamamen doğaçlama olarak gelişir yazdıklarım. Bu araştırmalar insana sağlam ve objektif bakış açısı ile olayları doğru bilme, öğrenme gibi bir fayda da sağlıyor. Konuşulan bazı bilgilerin tamamen farklı olduğunu da anlıyorsunuz.
Açıkçası benim yazdığım dönemlerle ilgili öyle olayın şahitleri olan kimseler yok. Bu yüzden sözlü tarih çalışması yaptığımı söyleyemem. Ama çocukken sözlü tarih içindeydim. Yani daha o zamanlar anlatılanlar dimağımda yer etmişti. Yine de gazilerin olayları yaşayanların torunları ile konuşmaya gayret ediyorum.
H.ARSLAN-Daha önce yapılmış röportajlarınızda Gelibolulu olmanızın sizi Çanakkale’de yaşanan o müthiş Kurtuluş Destanı’nı anlatmaya teşvik ettiğini söylemişsiniz. “Cephesindeki Mehmetçikten cephe gerisinde çalışan her bir ferdine kadar” sizce gereken değer verildi mi?
İ.BİLGİN: On-on beş yıl hariç hayır. Aslında onlar değer verilmeyi ister miydi, bekler miydi bilmiyorum. Onlar görevlerini yaptı. Bizim üzerime yapılan ilgisizlik vefasızlık, kadir kıymet bilmeme ve hatırlamama asıl bizi düşündürmesi gereken konu. Tabi burada araştırıcılara, yazarlara da büyük görevler düşüyor. Onların hatıralarını yâd etme ve gündeme taşıma açısından. İnşallah daha iyi olacak. Tarihi konulara gösterilen ilginin giderek artacağı belli… Bu da büyük katkı sağlayacaktır.
H.ARSLAN –Yakın tarihimiz hakkında yapılmış film, dizi, sinema projelerimiz yok denecek kadar az, olanlarda şu son yıllarda yapılmış bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İ.BİLGİN: Yakın tarih konusunda son zamanlarda diziler, filmler yapılmaya başlandı. Şunun da altını çizmek gerek. Diziden ve filmden tarih öğrenilmez. Okumak ve araştırmakla öğrenilir. Yine de bu tür görsel sanatların özellikle gençler üzerinde büyük etkisi var. Ama ne yazık ki yapılanların çok kaliteli işler olduğunu söylemek zor. Hala Mel Gibson’un çevirdiği Gelibolu filmi ayarında bir Çanakkale filmimiz yok. Belki yapılanları temel olarak değerlendirip daha iyilerinin yapılacağını ümit etmeliyiz.
H.ARSLAN- Türk gençliğine şanlı tarihinin (son zamanlarda yapılan) dizi, film, belgesel vs. görsel olarak doğru aktarıldığını düşünüyor musunuz?
İ.BİLGİN: Az önceki soruda da söyledim. Tarih okuyarak, araştırarak öğrenilir. Filmin, dizinin olayı olduğu gibi yansıtması beklenemez. Ama belgeseller öyle değil. Ancak bugüne dek tarihimiz ile ilgili kaliteli belgesellerin oluşturulduğunu da söylemek zor. Aslında sabun köpüğü gibi tüketimin olduğu bu dönemde belgesel ne kadar ilgi çeker bilmiyorum. Popüler kültürün gölgesinde kalır. Ama yine de kaliteli olan her bir şeyin mutlaka ilgi göreceğini düşünenlerdenim. Yine de tarihimizi, tarihi olayları ve tarihi kişileri objektif doğru biçimde anlatmanın yolunu geliştirmeliyiz. Birey daha sonra kendi kendine özgün sentezleme yapabilmelidir. Körü körüne artık kulaktan duyma bilgiler yerine gerçek birer araştırıcı edasıyla olaylar irdelenmelidir.
H.ARSLAN- Büyük Şehir Belediyesi’nin “Tarihten Bir Sayfa” adlı yazısında Erzurum Melikesi Mama Hatun’u, Balkan Harbi Ve Çanakkale Savaşında ise ilk Türk hemşiremiz Safiye Hüseyin gibi unutulan güçlü dirayetli bayanları bizlere tekrar hatırlattınız. Tarihte unutulmuş daha nice böyle bayanlarımız ve kahramanlarımıza gereken önem ve tanıtım yapılıyor mu?
İ.BİLGİN: Uçakla uçan ilk Müslüman Kadın Servet Seniyye, İlk Türk hemşirelerinden Safiye Hüseyin, Erzurum Melikesi Mama Hatun, Ertuğrul Gazinin annesi Hayma Ana(Hatun) vb… maalesef bilinmiyor ki tanıtımı yapılsın. Hâlbuki her birinden ne diziler ne filmler olur. Bu tür isimler bizim kültürümüzün ortak varlığı. Bu topraklarda fedakârlığın timsalleri. Ancak bilinmiyor. Çünkü büyük bir kültür yozlaşması ve küresel kültürün saldırısı altındaki birey ilk önce kendi kültür ve milli değerlerini tanıması gerekirken kendine her türlü yollarla dayatılan değerlere öncelik veriyor. Ne yazık ki…
H.ARSLAN-Yeni neslin kendilerine örnek alabilecekleri böyle değerli, hassas, kıymetli… Ataları varken şimdi bizim kültürümüze tamamen yabancı olan şahısları örnek almalarını doğru buluyor musunuz?
İ.BİLGİN: Az önce de söyledim. Bugün iletişimin bu kadar yaygın olduğu koca dünyanın küçük bir köye döndüğü durumlarda bunlardan kendimizi soyutlayamayız. Kabul ama büyük bir pazara dönen dünyada herkes kendi kültürünü kendi değerlerini dayatmaya çalışıyor. Bizler de işte ilk önce kendi tarihimizi, kendi değerlerimizi bilmeli, tanımalı ondan sonra dünya kültürünü bilmeli ve bu ikisinden bir senteze, özgün değerlere doğru yol almamız gerekir diyorum. Yani kendi milli değerleriniz ile evrensel değerleri harmanlamak gerek. Ama mutlaka sentez kendi geçmiş, geleceğimiz ile ilgili sentez ve özgün eserler oluşturmak durumundayız.
Yabancı şahıslar ve kültür bizi, kendimize de yabancı yapar. Bir ayağımızı mutlaka yerliye ve kendi kültürümüze basmak zorundayız.
H.ARSLAN – Yazı hayatınıza gelecek olursak; yazı hayatına ilk Türkiye Çocuk Dergisi’nde hikâyeyle atılmışsınız. Peki, sizi roman yazmaya hem de tarihi roman yazmaya teşvik eden sebepler nelerdir?
İ.BİLGİN: Üniversiteye ilk başladığımdan “part-time” çalışırken Türkiye çocuk dergisinde bir hikâyem yayınlandı. Bir süre hikâye üzerinde çalıştım. Ancak benim daha lise yıllarında düşündüğüm bir şey vardı, tarihi konuları roman tadında hikâye tadında gençlere anlatarak tarihi sevdirme ve tarih bilinci oluşturmak için küçük bir katkı yapabilir miyim diye hayal ederdim. Malum o zaman da tarih en sıkıcı derslerdendi. İşte bugün bunları yapmaya gayret ediyorum. Şunu da ifade edeyim ki ben bir tarihçi değilim. Bilinmeyen ya da az bilinen tarihi konuları roman tadında okuyucu haberdar etmek görevim. Elbette ki bu kitapların değeri tartışılabilir. Ama benim ilk konularda yazıyor olmak ve buna dikkat çekmek benim için önemli. Bu noktayı açıkçası önemsiyorum.
H.ARSLAN– Çanakkale’de 57. Alay denince her insan az-çok kulaktan dolmada olsa bir şeyler biliyor.57. Alay hakkında bilinmeyen o kadar şey varmış ki kitabınızda okuduğumda hayretler içinde kaldım onların azmine, sabrına, fedakârlıklarına… 57. Alay sizce görmesi gereken ilgiyi, layık olduğu değeri görüyor mu ve biliniyor mu?
İ.BİLGİN: 57. Alay Türk askeri tarihinin en müstesna alayıdır. Trablusgarp, Balkan Harbi, Çanakkale, Galiçya, Filistin ve Kurtuluş Savaşı’nda savaşan alayımız. Adına pek çok efsane üretilen alayımız. Ama son zamanlarda daha iyi anlatılır ve gündeme gelir oldu. Ne yazık ki 57. Alay ile ilgili bir dizi ve sinema filmimiz hala yok. Aslında böyle bir alay Amerika’da olsaydı Hollywood onun yüzlerce film yapardı.
Benim yazdığım üçleme 57. Alay serisi yanlış bilinenlere tepki olsun diye yazıldı.
H.ARSLAN- Yine aynı şekilde tarihimizin kanayan yarası Sarıkamış… Hakkında çok az konuşulan… Bir hezimet gibi gösterilen… Ancak askerimizin, atalarımızın insanüstü gayretlerini kaç kişi biliyor? Bu şuuru 7’den 70’e herkese aşılamak için sizce neler yapılabilir?
İ.BİLGİN: Haksızlık etmeyelim. Sarıkamış şu anda biliniyor oraya bakanlık gezi düzenliyor. Şehitlerimizin yürüdüğü yollarda yürünüyor. 2004‘te ben de gitmiştim. Bu konuda yağmur damlası hasebince benim Sarıkamış-Beyaz Hüzün’ün de katkısının olduğunu bilmek bana mutluluk veriyor. Hele ilk roman olması beni açıkçası sevindiriyor.
Sinemalar, dizi filmler, sergiler, konferanslar, geziler vb zaten yapılıyor ama daha doyurucu daha etkili yapılabilmeli. Hele bugünkü imkânlarla…
H.ARSLAN- Romanlarınızda kullandığınız üslup gayet akıcı, onları okurken kendinizi o günlerin içinde buluyorsunuz. Bize öğretilen kalıplaşmış, klişeleşmiş tarihin aslında altında nice fedakârlıklar, nice gayretler olduğunu gözler önüne seriyorsunuz. Tarih, gençlere bu şekilde anlatılsa Türk genci atalarının neler çektiğini, ne acılar, ne fedakârlıklar yaptığını bilse sahip oldukları bu vatana daha bir dört elle sarılmazlar mı?
İ.BİLGİN: Üslup konusundaki görüşünüz için teşekkürler. Bunun böyle olduğu sık ifade edilir oldu. Benim gibi bir alaylı yazar için sevindirici. Kurgu ise tamamen olaya bağlı gelişiyor… Ben kitaplarımda samimi bir anlatımı, akıcı bir tarzı benimsemeye çalışıyorum. Olayları gerçekçi bir biçimde vermeye gayret ediyorum. Her baskıda yeni bilgiler edindiğim için daha önce eksik ya da yanlış yazdığım konuları mutlaka yenilerim. Bu yüzden kritik yapacaklar daima son baskıları dikkate almalı. Ben şunu yapmaya çalışıyorum; gençlerin dikkatini bu tür tarihi konulara çekip tarih bilinci oluşturmak için katkıda bulunmak istiyorum. Atalarımızın bir zamanlar görevlerini hakkıyla yaptıklarını sıranın bizde olduğunu bu vatana, millete sahip çıkalım, onu daha da ileriye taşıyalım diyorum. Bu topraklarda herkese ekmek, su var. Yeter ki birlik, beraberlik ve huzur olsun. Vatansızlığın ne kadar acı olduğunu tarihe bakarak bir görsünler ve bu vatanın da kıymetini bilsinler istiyorum.
H.ARSLAN- Misal bir Elveda Balkanlar, Unutulan Vatan’da Balkan Harbi sonrası Edirne’de yaşananlar muhacirlerin yaşadıkları, askerin çırpınışı, çektikleri çileler), 57. Alay Çanakkale’de unutulmayacak kahramanlıklar (ön saflarda çarpışmak adeta şehadet şerbetini bir an önce içmek için oradan oraya canla başla koşan Mehmetçiğimiz, gönüllü olarak cepheye koşan öğretmen aynı zamanda hukuk öğrencisi 6. Bölük Komutanı Hasan Ethem, 57. Alay’ın cefakâr ve vefakâr erleri, Binbaşı olarak gittiği cepheden Yarbaylığa yükselip şehadet şerbetini içen Hüseyin Avni Bey ve Diğerleri sizce kaçımız bunları biliyor ve anıyoruz?
İ.BİLGİN: Hasan Ethem’in mektubu bütün edebiyat fakültelerinde örnek metin olarak okutulmalı. Üslup, akıcılık, samimiyet, fedakârlık her şey var o mektupta…
Çok bilinmeyenler var. Ancak bu saydıklarınız son zamanlarda biliniyor, tanınıyor. Elbette bu konularda bilgi kirliliği de söz konusu. Zamanla her şey rayına oturacak. Tarih doğru öğrenmeli ve objektif yorumlanmalıdır… Eğilip bükülmemelidir.
H.ARSLAN- Maalesef teknoloji çağında olmanın getirdiği bir sebep midir bilinmez kitap okumaktan bile aciz olan bir millet haline gelmişken ecdadımızı ve geçmişimizi nasıl yüceltebiliriz? Sizce neler yapılabilir?
İ.BİLGİN: Bu zor bir soru. Kitap karşısında teknoloji ile onlarca alternatif çıkıyor. Her şeyin kolayına kaçıyoruz. Kitap okumak zor. Ama oyun oynamak kolay… Bu bir kültür ile ilgili. Kitap sezonu okullarla paralel ise yazın kitap okumak en aza iniyorsa bir kere anlayışın değişmesi için çalışmalar yapılmalı. Herkesin bir telefonu var. Ama herkesin bir kütüphanesi var mı? Her evde bir kütüphane var mı? Neler yapılabilir? İlk önce kitabın boş vakit aracı olmadığı birey için en elzem bir kültür aracı olduğu benimsenmeli… Sonrası kolay.
H.ARSLAN- MEB’in 2 yıl önce başlattığı Yazarlar Okullarda projesine katılan yazarlarımız arasındasınız. Sizin gibi değerli yazarlarımıza karşı gençlerimizi nasıl buluyorsunuz?
İ.BİLGİN: Gençler anlatınca, sunum yapınca ilk önce bir şaşkınlık yaşıyor. Örneğin Fahreddin Paşa’nın çekirge yediğini öğrenince inanamıyorlar. Bilmedikleri ilk defa duydukları veya yanlış bildikleri şeyleri düzletince elbette ilgi oluyor… Yine de gençlerimizin alacağı daha çok yol var…
H.ARSLAN- Tarihimizi anlatmak gençlerimizi bilgilendirmek için sizce kimlere ne tarz görevler düşer?
İ.BİLGİN: İlk önce tarihçilere görev düşüyor. Bildiklerini akademik dille değil halka indirgeyerek anlatmalılar. Objektif anlatmalılar. Sonra yazılı ve görsel medya bu konuda etkin olarak görev alabilir. Elbette ki yayın dünyası, öğretmenler ve illa ki tarih öğretiminin anlatımın yavanlıktan kurtarılması lazım. Tarih geçmişten geleceğe giden en önemli yol göstericidir.
H.ARSLAN-Gelecek neslin sizi nasıl hatırlamasını, sizden nasıl bahsedilmesini isterdiniz?
İ.BİLGİN: Açıkçası böyle bir isteğim yok.  Ben bir birey olarak, karınca kararınca gençlere katkı yapmaya gayret ettim. Hatırlanırsam eyvallah. Hatırlamazlarsa da eyvallah…
H.ARSLAN- Bize vakit ayırıp sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz, değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.
İ.BİLGİN: Asıl ben teşekkür eder bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar dilerim. Sağ olun.
 

(06 Haziran 2014)

 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!